Son Dakika

Son Dakika

Enerjimizi boşa harcamayalım

Okunan haber:

Enerjimizi boşa harcamayalım

Metin boyutu Aa Aa

Bilim insanları, küresel ısınma ile mücadelede enerji tüketiminde yapılacak tasarrufun önemine dikkat çekiyor.
 
Önümüzdeki yıllarda gündemi daha fazla meşgul edecek olan enerjinin kullanımı üzerinde yoğun çaba harcanıyor. Daha az tüketim, daha fazla tasarruf üzerinde duruluyor.
Özellikle enerjinin en fazla tüketildiği mekanlar olarak binalar mercek altına alınıyor.
Ofisler, alışveriş merkezleri, yaşam alanları, evler temiz ve yeşil olmalı. Enerji kullanımını minimum seviyede tutmak için yeni yapılan binalar akıllı tasarıma uygun hale getirilmeli.
 
Bu düşünce ile yola çıkan Euronews ekibi,  Almanya’nın Stuttgart ve Türkiye’nin İstanbul şehirlerinde konuyu uzmanları ile konuştu.
 
Stuttgart Üniversitesi’nden Ursula Eicker ’‘Bugün nüfusun yarıdan fazlası şehirlerde yaşıyor. Bu sayı daha da artacak. Bu, şehirlerde enerji tüketiminin geleceğin ana teması olması anlamına geliyor.’‘ diyor.  
İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Profesör Zerrin Yılmaz  da ‘‘Binalar o ülkenin enerjisinin yarısını tüketiyor. Eğer binaların enerji tüketimi sorununu çözerseniz o ülkelerin enerji problemlerini çözmüşsünüzdür demektir.’‘ yönünde konuyu binalarda yapılacak düzenlemeye bağlıyor.
 
Prof. Zerrin Yılmaz ve Ursula Eicker geleceğin daha az enerji ile daha verimli hale getirilecek şehirlerini yapmak için uğraşıyorlar. Stuttgart ve İstanbul’da kendi üniversitelerinden, Avrupa Birliği projesi üzerine işbirliği yapıyorlar. Laboratuar ortamında modelleme yöntemi ile gerçek hayattan kesitler mercek altına alınıyor.
 
Çalışmalar daha ziyade kent yaşamından semboller üzerine yoğunlaşıyor. Özellikle de yükselen cam binaların içindeki çalışma ofisleri.  
 
Gökdelenlerin ve yüksek teknoloji ile inşaa edilen birçok binanın omotasyon sisteminin hala karmakarışık olduğuna değinen Prof. Yılmaz, pasif stratejik yöntemlerle daha fazla enerji tüketiminin önüne geçilebileceğini ileri sürüyor.
 
Pasif sistemler, herhangi bir makineye bağlı kalmadan binaları normal sıcaklık derecesinde tutabiliyor. 
 
Ursula Eicker’e göre odanın içini serin tutmak sıcak tutmaya göre daha zor.
 
Eicker ‘‘Isıtma sistemini çok iyi biliyoruz. Çok iyi sarıp sarmalıyoruz. Yalıtım sistemini iyi yapıyoruz. Kaliteli pencerelerle hiçbir sorun kalmıyor. Özelliklede çalışma ofisleri çok fazla bilgisayar ve aydınlatmanın olduğu mekanlar. İnsanlar bizim buraları genel bir ısıstma sistemi ile sıcak tuttuğumuzu düşünüyor. Binaları sıcak tutmak kolay ama serin tutmak zordur. Hatta iklimin yazın bile çok sıcak olmadığı Almanya’da bu binaları nasıl serin tutabiliyoruz? Bu oldukça zor bir iş.’‘ diyor.
 
Stuttgart’taki Scharnhauser parkında kontrollü bölgelerde araştırmacılar farklı yöntemlerle gölgeleme yöntemilerini test edebiliyorlar.   
 
Scharnhauser bilimsel çalışmalar parkındaki işleyişle söze devam eden Ursula Eicker ’‘Biz sadece güneş ışınlarını test etmiyoruz, sistemi tümüyle mercek altına alıyoruz. Örneğin iki ön cephemiz var. Arka kısımda bulunan cephemizi ikinci bir tulum ile kaplıyoruz ve hava akımını denemeye çalışıyoruz. Ne kadar temiz havanın ofise girdiğini ölçüyoruz. Sadece termal ve optik özellikleri incelemiyoruz. Bu tür yapılarda aynı zamanda hava akımlarını da inceliyoruz.’‘  diyor.
  
Türk meslektaşları ile birlikte çalışan Alman doktora öğrencisi Tobias Schulze, gerçek dünyada kentsel gelişim projesinde görev alıyor.  
 
Projede, rüzgar tünelinde İstanbul’un yeni yapılan Kanyon alışveriş merkezi model alınıyor. Bu gelişim ofisleri, alışveriş merkezini ve binaları kapsıyor.
 
Maket haline getirilen Kanyon alışveriş merkezi ile duman akımının, gökdelenin kendi etrafından nasıl etkilendiği yapay rüzgar ile görselleştirilmeye çalışılıyor. makette ayrıca havanın derecesini ölçen küçük sensörler de bulunuyor.
 
Tobias’a göre; Eğer bir binada havalandırma düşünüyorsanız basınç dağılımı çok önemlidir. Rüzgar yönünden pozitif basınç olur ve arka cephedenh negatif baskı olabilir.
Bu basınç binada hava akımını sağlar ve havalandırmanın sağlıklı çalışmasına yardımcı olur. Bu havalandırma sistemi binanın serin tutulmasını sağlar.
 
Prof. Zerrin Yılmaz’ın ekibi Kanyon alışveriş merkezi mimarları ile yakın işbirliği içinde.
Modelleme onlara ışığın nasıl daha tasarruflu kullanılması konusunda yardımcı olmuş.
 
Doğal havalandırma yöntemi ile enerji tasarrufu çabalarının dışında başka araştırmaların da varlığından bahseden Yılmaz, örneğin fotovoltaik uygulama ile güneşten elektrik enerjisi üretmek, gölgeleme cihazı ile enerji tasarrfuna katkıda bulunacak soğutma sistemi ve enerji tüketimi ile konfor arasındaki ilişkiye yönelik parametrik çalışma gibi alanları sıralıyor. 
  
Kentsel alanlarda ısıtma ve soğutma için enerji ile nasıl olur? Bunun için de global bakışa ihtiyaç var. Bu da Artificial Sky’ın görevi.
 
Gün içerisinde değişik yüzeylerin ışıktan gölgeye nasıl geçiş yaptığını gözlemlemek için park içine bir model yerleştirilip yüksek voltajlı lamba ile güneş canlandırılıyor. Aynı zamanda kubbenin parlaklığı da gerçekliği daha iyi taklit edebilmek için değişebiliyor.
 
Gökyüzünün hiçbir zaman aynı derecede parlak olmadığının altını çizen Eicker, güneşin etrafında her zaman daha aydınlık alan olduğunu ve ufuğun daha parlak olduğunu vurguluyor. Binada daha fazla ışığın varlığından söz etmek için durumun daha gerçekçi hale getirilmesinin gerektiğini kaydediyor.
 
Artificial Sky ekibi Stuttgart yakınlarındaki bu parkı kendi çalışmaları için kullanıyor. Araştırmacılar binalar arasına ne kadar güneş ışığı düştüğünü ölçüyor. Kullanılan ofis te dahil olmak üzere alanın tümünde enerji tasarrufu sağlanıyor.
  
Binanın bodrum katında bulunan cihaz sayesinde soğuk hava emilerek sıcak havaya dönüştürülüyor. Yerel biyokütle daha sonra soğutma amaçlı olarak borularla sıvı halde binalara dağıtılıyor.İç mekan sıcaklığı hava tahminlerine göre ayarlanıyor.
 
Scharnhauser Parkı sıradışı bir park. Büyük oranda Enerji verimliliği elde etmek için dikkatli planlama yapmak gerekir.
 
Prof. Zerrin Yılmaz’a göre tasarım aşamasına dikkat edilmeli. ‘‘Tasarım aşamasında en iyi çözümü bulmalısınız. Binalarda enerji verimliliğini artırmak için farklı tasarım senaryolarını test etmek ve en iyi sonuca ulaşmak zorundasınız. Eğer en iyi sonuca ulaşırsanız % 50 oranında enerji tasarrufu yapabilirsiniz ki bu da çok büyük bir meblağ.
Bazı binalar çok fazla elektrik harcıyor. Isınmak için doğal gaz, ışık ve soğutma için de büyük harcamalar yapılıyor.’‘
  
İstanbul ve Stuttgart’taki bu araştırmacılar gerçek hayattaki büyük ölçekli kentsel durumlarda pasif soğutma ve doğal havalandırma konusunda çok şey öğreniyor. Enerji verimliliği sadece bilimsel ve teknik bir soru değil. Bu aynı zamanda sosyal bir sorun.
 
Eicker’e göre şu anda bina standartları oldukça yüksek. Ancak yerleşim başladıkça işleyişleri çok iyi olmuyor. Ursula Eicker ayrıca bilinçsiz davranışlardan da yakınıyor; Bazı insanlar bina sistemine önem veriyor. Isıtma ve soğutma sistemi her zaman dikkatle açılıp kapatılıyor. Ancak kimileri ise önem vermiyor. İnsanlar ofiste ya da evde olmasa bile ışıklar açık bırakılarak enerji tüketimi oluyor. Havalandırma için çok fazla enerji tüketimine gidiliyor. İnsanların   nasıl enerji tasarrufuna gidileceğini öğrenmesi lazım.
 
Şehirlerde gelişen ve büyüyen binalarda verimli enerjinin kullanılması o binalarda çalışan ve yaşayanların da katkısıyla gerçekleşecektir.