Son Dakika

Okunan haber:

Lübnan Başbakanı Hariri: 'Arap girişimine bağlıyız'


DÜNYA

Lübnan Başbakanı Hariri: 'Arap girişimine bağlıyız'

Euronews’un sorularını cevaplandıran Lübnan Başbakanı Said el-Hariri, ülkesinin iç politikasından İsrail ve Suriye ile olan ilişkilerine ve Filistin sorununa yönelik açıklamalar yaptı.   
 
Euronews : “Bazı Lübnanlı siyasetçiler, siyasal bölünmüşlüğü ortadan kaldıracak bir yol bulunması amacıyla bir komisyon kurulması çağrısı yaptılar. Bunun ne derecede mümkün olacağını düşünüyorsunuz ?”
 
Hariri: “Lübnan Anayasası’nda bunu öngören bir madde bulunsa da, bu konuda birçok anlaşmazlık bulunuyor. Büyük bir bölünmenin eşiğinden dönerek birçok görevi yerine getirmek zorunda olan bir ulusal birlik hükümeti kurulmasını başardık. Bu bizim için bir öncelik. Ancak daha sonra Taef Anlaşması’nda belirtilen sorunları çözmeye başlayabiliriz.”
 
Euronews: “Kısa bir zaman önce, Suriye’yi ziyaret ettiniz. Bu ziyaretin, iki ülke ilişkilerine getirisi ne oldu ?”
 
Hariri: “Suriye ile yeni bir başlangıç yaptık. İki ülke arasında yeniden güven kurulmasına çalışıyoruz. Geçtiğimiz beş sene içinde ikili ilişkilerimiz neredeyse tamamen kopmuştu. Şimdi ise iki halkın karşılıklı çıkarlarına dayanan yeni bir ilişkimiz var. Bunun ekonomik, ticari ve güvenlik işbirliği başta olmak üzere sınırların yeniden çizilmesi gibi iki ülkenin çıkarına olan tüm konularda yansımaları olacağına inanıyorum.”  
 
Euronews: “Gelecekte uluslararası bir mahkemenin, Suriye’yi suçlu bulması halinde bu, ilişkileri nasıl etkiler ?”
 
Hariri: “Bu bir olasılık. Daha önce de size söylediğim gibi, mahkemenin kararlarını saygıyla karşılamak niyetindeyiz. Ben, Rafik Hariri’nin oğlu Said Hariri olarak şimdi bu soruya cevap verebileceğimi veya ne olacağı konusunda yorum yapabileceğimi sanmıyorum. Mahkemenin kararlarına saygı duyacağız.”
 
Euronews: “İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman, kısa bir süre önce babanızın cinayetinin arkasında Hizbullah’ın bulunduğunu öne sürdü. Bu suçlama hakkında ne düşünüyorsunuz ?”
 
Hariri: “Kanıtlarını sunmak üzere uluslararası bir mahkemeye gıtmeli. Ancak İsrail’in yaptığı katliamlardan dolayı kendisinin yargılanmadan hapse gitmesi daha yerinde olacaktır.”
 
Euronews: “İsrail’in, Suriye ve Lübnan’a karşı savaş tehditlerine tanık olduk. Sizce bu tehditler ne derece inandırıcı ?
 
Hariri: “Bu tehditleri ciddiye almak zorundayız. Ama bu savaşın başlama noktasında olduğu anlamına gelmiyor. Ayrıca uluslararası toplumu, dikkate alınması gereken İsrail tehditleri konusunda uyarmalıyız. İsrail’le diplomatik ilişkileri bulunan Arap ülkeleriyle yaptığımız görüşmelerde İsrail hükümetine baskı yapmalarını istedik.”
 
Euronews: “Mısır gibi Arap ülkelerinden bu konuda herhangi bir güvence alabildiniz mi ?”
 
Hariri: “Bu ülkelerin çoğu, İsrail hükümeti üzerinde ellerinden gelen baskıyı yapma sözü verdiler. Bu yönde girişimler devam ediyor. Diğer yandan, İsrail’in ülkemize yönelik savaş girişimi ve tehditleri sorununu  Lübnan Cumhurbaşkanı Süleyman ile sürekli ele alıyoruz.
 
Euronews: “Savaşın en önemli gerekçesinin silahlı bir Hizbullah olduğunu düşünmüyor musunuz ?
 
Hariri: “Her ne kadar Arap ülkeleri barışa olan bağlılıklarını ilan etseler de, İsrail bizi tehdit etmeye devam ediyor. İsrail savaştan bahsederek, savaş söylemlerini arttırıyor. Lübnan ve Suriye gibi ülkelerin Birleşmiş Milletler’in 1701 sayılı kararını uygulamayı kabul etmelerine rağmen, İsrail, Suriye ile görüşmeyi reddediyor. Veya Suriye’yle diğer Arap ülkelerine kabul edilemeyecek şartlar öne sürüyor. İsrail, ‘barış için toprak’ temelli Arap girişimini umursamıyor. Şimdi bana söyleyin lütfen. Kim barışı reddediyor?”
 
Euronews: “Türkiye’nin arabulucuğuyla İsrail ve Suriye arasında yapılan görüşmeler gibi, birgün Lübnan’ın da İsrail’le doğrudan olmayan müzakereler yaptığını görebilir miyiz ?
 
Hariri: “Biz Arap girişimine bağlıyız.”
 
Euronews: “Ancak Arap girişimi bir yıl içinde birçok kez öldü ve yeniden canlandı. Bu girişimin gerçekten bir geleceği olduğunu düşünüyor musunuz ?”
 
Hariri: “Neden olduğunu biliyor musunuz ? Çünkü Araplar 2002’de Beyrut’ta buluştuklarında, İslam Konferansı Örgütü tarafından kabul edilen Arap Barış Girişimi’ni başlattılar. Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz? Bu, yaklaşık 70 İslam ülkesinde yaşayan bir milyardan fazla müslümanın bu girişimde yer alan öneriler çerçevesinde barış yapmaya istekli olduğunu gösteriyor. Öyleyse barışı kim reddediyor? Bu konuyu aydınlatmalıyız. Bugün, İsrail küçük yerleşim blokları inşa ediyor. Acaba bu yerleşim birimleri bölgede barışa katkı sağlıyor mu? İsrail, 70 İslam ülkesiyle barışın önüne geçmek için her fırsatı kullanıyor. İsrail mantığı nerede? Uluslararası toplum nerede? Ve bu konudaki teklifi nedir ?
 
Bugün, Eğer Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’ın önünde, başkenti Doğu Kudüs olan iki devlete dayalı bir çözümle, mültecilerin geri dönme hakkına ve 1967’de işgal edilen toprakların iadesine çağrı yapan siyasi bir belge bulunsaydı, Filistinliler arasındaki bütün bölünmüşlüğe rağmen Abbas’ın bu belgeyi imzalayarak referanduma sunacağına sizi temin edebilirim. Ve kazanacağına eminim.
 
Ancak asıl sorun nerede biliyor munuz ? Asıl sorun böyle bir belgeyi kabul edebilecek bir İsrail hükümetinin olmaması. Bölünme, İsrail’in kendi içinde.”
 
Euronews: “Sayın Başbakan, çok teşekkür ederim.”

Jean Nouvel: ''Teknoloji ile de yalan söylersiniz ama  daha inandırıcı yalanlar''

DÜNYA

Jean Nouvel: ''Teknoloji ile de yalan söylersiniz ama daha inandırıcı yalanlar''