Son Dakika

Okunan haber:

İşçi Partisi'nin dış politikası


DÜNYA

İşçi Partisi'nin dış politikası

6 Mayıs’taki genel seçimler öncesi liderlerin katıldığı 2.televizyon tartışma programının ardından, dış politika mercek altına alındı. Yaklaşan seçimlerde Afganistan, Irak, Ortadoğu ve Avrupa, öne çıkan konular.
Röportajımızın ikinci bölümünde euronews, İşçi Partisi’nin uluslararası ilişkiler karnesine ışık tutmaya çalıştı.

euronews: Afganistan’a bakalım. Bazıları, ayağın gazdan çekildiği eleştirileri yöneltiyor. Yolsuzluk, Karzai hükümetiyle problemler, Taliban’la görüşmeler. Buradaki sorunları gerçekten de ihmal mi etmeye başladık?

David Miliband: Planımız var. Ulusal bir planımız var. Uluslararası kamuoyuyla paylaştığımız, Afganistan’ı istikrara kavuşturacak bir plan bu. Öyle bir plan ki içinde Afgan güçlerine askeri eğitim verme, Afgan sivillerin hayatlarını iyileştirmeyi barındırıyor. Çalışmalar, siyasi uzlaşıyla paralel yürüyor.

euronews: Peki gerçekten işe yarıyor mu?
Miliband: Durun bitireyim. Bu, gerçekten önemli. Siviller var, askerler var. Siyasi uzlaşı da önemli. Çünkü netice itibariyle herkes Afganistan’ı fethedemeyeceğinizi biliyor. Afganistan’ı işgal etmeye çalışmıyoruz. Aşiretlerin, ülkeyi temsil eden hükümete saldırmasının önüne geçerek, onları politik sisteme sokmaya çalışıyoruz. O yüzden şunu açıkça ortaya konması önemli: Afganistan’da askeri veya sosyal değil siyasi çözüm arayışındayız.

euronews: Ama bu acil ve…
Miliband: Elbette acil.

euronews: …ve hala orada devasa sorunlarımız var.
Miliband: Elbette acil. Orada 281 askerimizi kaybettik. Dolayısıyla başbakana, bana veya savunma bakanına durumun aciliyetini söylemenize gerek yok. Ülkedeki diplomatlarımız, yardım çalışanlarımız ve askerlerimizin gayretleri, Afganistan’ın güenliği için hayati önem taşıyor. Planımız var ve bu plan askerlerimizin hayatını riske atıyor. Militanlarla mücadelenin tek yolu halkla omuz omuza olmaktır ve şu anda yaptığımız budur.

euronews: Gelecek aylarda Afganistan’da çözüm sağlama ve askeri kayıplarımızın önüne geçme açısından somut hangi adımı atabiliriz?
Miliband: Afgan güvenlik güçlerini oluşturma, Afgan halkının hayatını iyileştirme veya bütün aşiretleri şemsiyesi altında toplayacak siyasi sistem kurma hayati önem teşkil etmektedir.

euronews: Ama deniyor ki zaten biz bunu yapıyoruz ve çok az sonuç aldık.
Miliband: Hayır. 4 milyon mülteci dönüyor, 6 milyon öğrenci okula gidiyor, milli dayanışma programı uyarınca 22 bin halk konseyi oluşturuldu, 90 bin kişi Afgan ordusuna katıldı. Bu, köklü değişimdir. Peki bunlar, Afganistan’ın kendi ayakları üzerinde durabileceği anlamına mı geliyor. Hayır. Bunu sağlayacak planımız var mı? Evet.

euronews: Irak’a gelelim. Partiler, seçim arefesinde Irak konusuna pek değinmiyor. Halbuki siyasi istikrar ve şiddet gibi sorunlar devam ediyor.
Miliband: Irak’ta şu anda 100’den az askerimiz bulunuyor. Ülke, nispeten demokratik seçimlere sahne oldu.Herhangi bir Avrupa ülkesine nazaran daha fazla şiddet yaşıyor. Kuzeyde Kürtlerin güvenliği güneyde Şiilere itibar edilmesi bakımından kendi yolunu çizen bir ülke. Siyasi uzlaşı açısında yapılacak hala çok şey var. Irak artık komşuları için tehlike arz etmiyor. Irak’ın İngiltere gibi ülkelerin desteğine ihtiyacı var. Ekonomik desteğine. Bu, yükümlülüktür, yatırımdır. Ayrıca, desteklemekte kararlı olduğumuz eğitici ve kültürel alışveriştir.

euronews: 100’den az asker bulunması, İngiltere’nin Irak konusunda geri planda kalmayı istediği anlamına mı geliyor.
Miliband: Askeri rolümüzü belirgin olarak azalttık. Fakat bu alanda azalma yaşanırken, ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi, eğitici ve kültürel yükümlülüklerimiz arttı.

euronews: Peki Ortadoğu? Gazze-İsrail çatışmasına çözüm var mı?
Miliband: Bu, ağır bir sorun. İsrail’le yanyana olacak Filistin devletinin nasıl kurulacağı meselesinde uluslararası kamuoyunun geride kalan 10 yılda en büyük başarısızlığıdır. Bence yeni oluşacak parlamentomuzda bu rolümüze kendimizi adamak hayati önem taşıyor. 1947’den önce Ortadoğu’da daha büyük role sahiptik. Bize yakışan rolümüz olmak zorunda. Ortadoğu dörtlüsünün Avrupa ayağı olarak, Filistin ve İsrail’le olan ikili ilişkilerimiz gösteriyor ki çok yapıcı bir rol oynayabiliriz ve bunu yapmakta kararlıyız.

euronews: Ortadoğu sorununda İngiltere, İsrail’e çok mu yumuşak yaklaşıyor?
Miliband: İki devletli çözüme taraf tutmadan ve korkusuzca yaklaşıyoruz. Ortadoğu’da normalleşen ilişkilerde Filistin devleti İsrail’le yanyana yaşayabilmeli. Bence herkes bu konuda İngiltere’nin, özelde ne söylüyorsa halka da aynısını söylediğini ve konuları olduğu gibi ele aldığını düşünüyor. Doğru olan da bu.

euronews: Dubai’deki Hamas komutanı cinayetinin ardından İngiltere İsrailli diplomatı sınırdışı etti. Burada bir sorun yok mu yani cinayette İngiliz pasaportları kullanıldı ve bu insanlar dokunulmazlıkları olduğunu düşünüyordu.
Miliband: Hayır. Bu, İngiltere’nin korkusuz ve tarafsızca kendini ilgilendiren konuya yaklaşımını gösteriyor. Ayrıca bu sorun çok ciddi. Olaya İngiliz pasaportları karıştırıldı. İsrailli bazı yetkililerin de işe karıştığını düşündüğümüz için böyle bir adım attık.

euronews: Ve bu adım yüzünden ilişkiler zedelendi?
Miliband: Hayır. İlişkilerimiz, netlik ve şeffalık üzerine kuruludur ve bunu korumaya devam ediyoruz.

euronews: Filistin tarafına dönelim. Filistin’e yaklaşımımızı, İsrail’inkiyle yeterince dengede tutmaya çalışıyor muyuz?
Miliband: Herhangi bir Filistinli veya başbakan veya devlet başkanı veya Londra’daki temsilci size, bizim Filistin devletine sözde değil özde destek verdiğimizi söyleyebilir. Filistin güvenlik güçlerinin geliştirilmesini kim destekliyor? İngiltere. Filistin’in kültürel ve diğer yapılarının gelişmesine kim destek veriyor? İngiltere. Yapıcı rol oynamaya kararlıyız. Çünkü biliyoruz ki Filistinlilerin devletsiz olması, hem onlar hem de İsrailler için adaletsizlik ve güvensizlik kaynağıdır.

euronews: Üzerinde fazla konuşulmayan başka bşr konu ise Avrupa. Geride kalan 13 yılda Avrupa’yla ilgili ne gibi gelişmeler kaydedildi? Euro mu?
Miliband: Yoğun bir ilerleme var. Son muhafazakar hükümet Avrupa Birliği’ne karşı biftek savaşı verdi. Daha da kötüsü bu savaşı kaybetti. İşçi Partisi iktidarıyla birlikte İngiltere, Avrupa’da reform tartışmalarının odağında yeraldı. İngiltere, iklim değişikliği ve enerji konularında Avrupa’nın rolü konusunda başı çekti. Dış politika önceliklerimizde de İngiltere tartışmalara öncülük etti. Bu hafta Avrupa Birliği- Pakistan zirvesi yapılıyor. Bu nasıl oluyor? Çünkü İngiltere, Avrupa’daki müttefikleriyle bunun için bastırıyor. Liderliğimiz kazara değil, tercih sebebidir. Güçlü Avrupa’da güçlü bir İngiltere görmek istiyorsanız, İşçi Partisi’ne oy vermelisiniz.

euronews: Avrupa kıtasında İngiltere’ye getirilen eleştiri, 13 yıllık İşçi Partisi iktidarında, Avrupa’yla ve örneğin euro bölgesiyle yeterince ilgilenmediği yönünde.
Miliband: Dürüstçe söylemek gerekirse bu, tamamen saçmalık.

euronews: Öyle diyorlar ama.
Miliband: Hayır, demiyorlar. Üzgünüm. Bu, gerçekten saçmalık. Çünkü son 13 yılda ekonomi, enerji ve dış politikada yaşanan tartışmalar…Bakın şu anda Somali açıklarında askeri kraliyet subayları komutanlığında Avrupa Birliği donanma görevi yürütülüyor. İngiltere, Avrupa’ya uzak değil. Halen euro üyesi değiliz çünkü ekonomik açıdan euro bölgesine dahil olmamak İngiltere’nin hakkıydı. Ama İngiltere’nin Avrupa ‘ya uzak olduğu yönünde ortaya atılan iddialar tamamen saçmalıktır.

euronews: Geride kalan 13 yılda, İşçi Partisi’nin en başarılı politikası, dış politikada göze çarpan başarısı nedir?
Miliband: İngiltere’de mi veyahut…?

euronews: Dünya sahnesinde, İngiltere ve dış politikası.
Miliband: Bence çok sayıda var. İngiltere, uluslararsı kalkınmada liderdir. Kosova ve Balkanlar nispeten sakin. Kosova, 65 ülkenin tanıdığı bağımsız bir ülke. İklim değişikliğiyle mücadele daha önce olmadığı kadar yoğun yürütülüyor. Daha önce bu konu dış politika başlıkları arasında değildi. Ama şimdi dış politika konusu. Elbette dünyanın 1930’larda içine düştüğü ekonomik buhranın benzerini yaşamamasında, İşçi Partisi’nin izlediği yol ve başbakan Gordon Brown’ın katkılarının ekonomik iyileşme alanında belirgin yeri var.

Edward Davey: "İşçi Partisi'nin etkisinde değiliz, Muhafazakarlara da güvenmiyoruz"

DÜNYA

Edward Davey: "İşçi Partisi'nin etkisinde değiliz, Muhafazakarlara da güvenmiyoruz"