Son Dakika

Miliband: Liderlik sorunumuz yok

Okunan haber:

Miliband: Liderlik sorunumuz yok

Metin boyutu Aa Aa

İngiltere’de seçimlere çok kısa bir zaman kaldı ve mücadele giderek kızışıyor. Partiler arasındaki farkın çok az olduğu bu seçimin kıyasıya geçmesi bekleniyor.

Son anketlere göre ne iktidardaki İşçi Partisi ne de anamuhalefet muhafazakarlar tek başına hükümet kurmak için yeterli çoğunluğu sağlayabilecek gibi görünüyor. Bir koalisyon oluşma ihtimali giderek artıyor.

Peki, İşçi Partisinin tekrar seçilme şansı ne kadar? İşte bunu konuşmak için İngiltere Dış İşleri Bakanı David Milliband’le biraraya geldik.

Kearney: Sayın Miliband, İşçi partisinin kamuoyu araştırmalarının yönünü değiştirecek stratejisine ne oldu? Nerede bu strateji?

Miliband: Biz planımızı en başta ortaya koyduk ve ona bağlıyız. Bu plan daha iyi bir İngiltere için iki temele oturuyor: Birincisi iyileşmeyi sürdürmek; kırılgan ekonomik düzelmeyi güçlendirmek; ve bunu son yıllarda aldığımız doğru kararlar üzerine oturtmak. Ve ikinci olarak: Ülkeyi yenilemek; suç oranlarını düşürmeye devam etmek için kamu yatırımlarını ve reformları arttırmak; ve İngiltere’nin uluslararası arenadaki sesini daha da yükseltmek.

Düzelmeyi güçlendirmeyi ve ülkeyi yenilemeyi kapsayan bu iki yönlü plan İşçi partisinin ana stratejisidir ve diğer partiler ne yaparsa yapsın bunu sürdürmeye devam edeğiz.

Kearney: Fakat anketler de bir ilerleme kaydedemediniz…

Miliband: Bence geçerli olan bir anket var oda seçim günü yapılacak olan. Seçim kampanyası devam ediyor ve İşçi partisi temel stratejisine bağlı kalacak. Biz mücadelemizden eminiz ve daha da önemlisi ülkeyi taşımak istediğimiz noktadan eminiz. Bence bu bizi diğer partilerden ayıran en önemli özelliğimiz.

Kearney: Ama düzelmeyle ilgili olarak; siz bir raporun Gordon Brown’ın 2007’den önce çok fazla harcama yaptığı için krizin daha da kötüleştiğini gösterdiğini belirtmiştiniz.

Miliband: Aslında hayır açıkçası öyle söylemiyordum. Önemli olan başbakanın yerleşik kanıya meydan okuyarak, muhalefetin itirazlarına kulak asmadan 2008 Eylül ve Kasım’ında cesur adımlar atmasıdır ki bu adımlar ekonomiyi kurtarmıştır. Eğer bunlar yapılmasaydı belkide şu an bankamatiğe gidecek fakat para çekemeyecektin.

Kearney: Belki de 2007’den önce yapılan dev borçlanmalar durgunluğun uzun sürmesine neden oldu?

Miliband: Hayır, borç büyük değil. Kastettiğim kullandığımız kelimeleri doğru seçmemiz lazım. İngiltere, G7 ülkeleri içerisinde borcu en az olan ülkelerden biri; G7 ortalamasının altında hatta bir çok Avrupa ülkesinin de gerisinde. Bu hükümet ilk yıllarında bu borçları azalttı. Evet son yıllarda borçlar olğandışı gelişmeler sonucunda arttı fakat hala Almanya, Fransa ve Amerika’dan daha düşük.

Kearney: Ama bazı seçmenler ekonomik, sosyal ve siyasi problemleri çözmek için 13 yıl gibi yeterince uzun bir zamanınız vardı, fakat siz bir çok konuda başarısız oldunuz ve artık değişim zamanı diyebilir.

Miliband: Hayır, İngiltere şu an 1997’de olduğundan daha zengin; suç oranı 1997’ye göre daha düşük; ve İngiltere 1997’de Avrupa’nın kıyısında bir ülkeyken şimdi dünya sahnesinde çok daha güçlü bir ülke. Fakat yapılanları yeterli görmüyoruz. Bu ülke için başardığımız değişimlerden gurur duyuyoruz ama bununla yetinmiyoruz. Ve bu yüzden izleyicilere: İşçi Partisi’nin sizi gelecekte daha iyi bir noktaya taşıyacağına; kamu hizmetlerini nasıl eksiksiz yerine getireceğine; daha güçlü ve adil bir toplum için çaba harcayacağına bakın diyorum.

Kearney: İşçi Partisi içinde çok sayıda bölünme gördük. Gordon Brown’ın liderliğine itirazlar yükseldi. Siz gerçekten kamuoyunu bu görüş farklılıklarının ortadan kaldırıldığına ve tek vücut halinde ülkeyi yönetebileceğinize inanmasını bekliyor musunuz?

Miliband: Şu anki İşçi Partisi iki üç nesildir fikri ayrılıkları en az olan partidir. Liderinin arkasında ve programının etrafında kenetlenmiş bir partidir. Ve ekonomi için zor ama gerekli kararları alabilecek değerlere ve güce sahip olduğumuz bununla birlikte daha adil bir toplum istediğimiz mesajını açık bir şekilde verdiğimizi düşünüyorum.

Kearney: Peki ya insanlar sadece değişim istiyorlarsa, bunu nasıl cevaplandırırsınız?

Miliband: Peki neyin değişimi? Biz daha iyi hale gelmek için değişebileceğimizi söylüyoruz, zamanı geriye almak için değil. Bence şu çok önemli bu seçim değişmek ve değişmemek arasında değil; bu aslında nasıl bir değişim istediğinizle alakalı. Muhafazakarların 1980’lerde uyguladığı başarısız ekonomi politikalarına dönme riskini almak mı istiyorsunuz; kamu hizmetlerine yeterli kaynak ayırılmamasına dönmek mi istiyorsunuz; İngiltere’nin tekrar zayıf ve dış dünyadan izole hale gelmesini mi istiyorsunuz? İngiliz halkının bunları istediğini düşünmüyorum. Onlar daha iyiye gitmek için değişim istiyorlar. Bizde tamda bu nedenle ekonominin değişik alanlarına yatırım yapmalıyız diyoruz.

Kearney: Ama liderlik konusu, Gordon Brown. Parti içinden bile onun değişmesini isteyenler var. Bu nasıl…

Miliband: Hayır, bunu kabul etmiyorum. Başbakan son üç yıldır ülkeyi gayet başarılı bir şekilde yönetiyor. O zor zamanlarda karar alabilme değerlerine ve yetisine sahip olmanın nasıl bir şey olduğunu gösterdi. Önemli kararlarda muhalefete rağmen doğru yerde durduğunu ispatladı.

Kearney: Ama onu koltuğundan etmek için planlar oldu…

Miliband: Açıkçası hayır özür dilerim bunu kabul etmiyorum. Liderlik konusunda son derece netiz

Kearney: Peki, örneğin başbakanın son aylardaki kişisel popülaritesine baktığımız zaman, eğer bir yıl önce Gordon Brown değişmiş olsaydı belkide siz bugün daha iyi bir durumda olacaktınız.

Miliband: Hayır bunu da kabul etmiyorum. Bakın bu seçim ülkenin geleceğiyle alakalı. İşçi Partisi lideri ve durduğu platform konusunda son derece net. İnsanların tercihleri son derece açık.

Kearney: İşçi Partisi’nin verdiği bazı vaatler, örneğin seçim kanunu. İnsanlar bunu yapmak için 13 yılınız vardı neden seçimlerin hemen öncesinde diye soruyorlar.

Miliband: Çok önemli reformlar gerçekleştirdik. Ama bir sonraki parlamento programını oluşturmak için en iyi zaman, seçimlerin hemen öncesidir.

Kearney: Ama reformlar yeterli sayıda değil.

Miliband: Haklısınız. Bu yüzden daha ileriye gitmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle gururluyuz fakat tatmin olmuş değiliz, ve siyasi reformlar kararlı bir devamlılık ister. Sorunlarımızın nedeni çok derinlerde. Söylemek istediğim, bu kısım yabancı izleyicileriniz için şaşırtıcı gelebilir ama, Lordlar kamarasında hala babadan oğula geçen üyelikler var. Şu anda 92 si böyle

Kearney: Neden bunu on yıl önce değiştirmedik?

Miliband: Çünkü Lordlar Kamarasında muhafazakarlar tarafından engellendik. Demek istediğim anayasal değişiklikleri her iki parlamentodan da geçirmeniz gerekiyor. Yani bu soruyu onlara sormanız lazım reformları neden veto ediyorlardı. Biz son derece açık bir şekilde dile getirdik, Lordlar Kamarası tamamen seçimle belirlenmeli ve şimdi olduğundan daha küçük olmalı ve İngiltere’yi 21 yüzyıla taşımalı.

Kearney: Örneğin kişisel harcamalarla ilgili skandal. Politikacılara duyulan güvendeki kayıplar ciddi boyutlara çıktı. İşçi Partisi bu konuyla yeterince mücadele etti mi?

Miliband: Bence bu herkesin problemi. Sonuçta parlamentoyu düzenleyen hükümet değil, parlamentoyu yöneten parlamentonun kendisi. Hayalkırıklığı ve güven kaybı olduğu konusunda haklısınız. Bu konuyu aşmak için seçmenlerle önemli konular hakkında ülkenin önündeki engeller konusunda konuşmalıyız.

Kearney: Peki Liberal Demokratlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu seçmenlerin kafasını oldukça karıştırıyor. Gordon Brown’ın “liberal demokrat lidere katılıyorum” diyerek liberal demokratları desteklediğini gördük ama aynı zamanda onları eleştiriyor. Bu biraz…?

Miliband: Biz kendi değerlerimiz üzerinden ilerliyoruz. Yapıcı bir manifestoya bağlı kalıyoruz. Diğer ana partilerden farklılıklarımız var. İşin gerçeği seçimlerde ya İşçi Parti hükümeti alacak ya da muhafazakarlar. Bu nedenle biz diyoruz ki insanlar önünde sadece iki seçenek var ya İşçi Partisi ya da muhafazakarlar.

Kearney: Ama seçimlerden sonra Liberal Demokratlara ihtiyacınız olabilir.

Miliband: Biz şu an sahip olduğumuz sandalyenin hepsini tekrar kazanmaya çalışıyoruz ki buda parlamento da çoğunluk demek. Dürüst olmak gerekirse seçimden sonra ne olacağını konuşmak seçmenlerin asıl konuları konuşmalarnı engelleyecektir.

Kearney: Ama Liberal Demokratlar aleyhine yapılan bu açıklamalar İşçi Partisi için riskli olabilir. Çünkü bu aynı zamanda oylarınızı Liberal Demokratlara kaptırdığınız veya muhafazakarların kazanacağı anlamına da gelebilir.

Miliband: Özür dilerim, biz kimseye karşı riskli açıklamalarda bulunmuyoruz. Biz argümanlarımızı açıkladık ve bunların arkasında olduğumuzu belirttik. Aldığımız kararları gösterdik ve almak istediklerimizi açıkladık.

Kearney: Peki seçimlerden sonra bir koalisyon oluşması gerekirse Liberal Demokratlarla çalışabilir misiniz?

Miliband: Biz çoğunluğu kazanmayı hedefledik.

Kearney: Tabi ki, ama çok parçalı bir parlamento oluşursa örneğin?

Miliband: Rica ediyorum. Siyasi tartışmaların ve olumsuzlukların olduğu bir dönemde bunu daha da arttıran şey, siyasetin içindekilerin tüm zamanlarını seçimlerden sonra kimin ne yapağı gibi farazi sorularla harcamasıdır. Zamanımızı insanların nasıl oy kullanmaları gerektiği konusunda harcayalım.

Kearney: Ama bunu da düşünüyor olmalısınız?

Miliband: Hayır düşünmüyorum. Ben ekonomik düzelmeyi nasıl güçlendirebiliriz; eğitim sistemimizi nasıl iyileştirebiliriz; sağlık sistemimizi nasıl geliştirebiliriz; ve dış işleri bakanı olarak İngiltere’yi dünya da nasıl daha etkin hale getirebiliriz diye düşünüyorum. Ben vaktimi Liberal Demokratları değil İngiltere’yi düşünmekte kullanıyorum.

Kearney: Sayın Miliband, çok teşekkür ederim

Miliband: Ben teşekkür ederim.