Son Dakika

Jacques Attali: ''Kriz daha yeni başlıyor''

Okunan haber:

Jacques Attali: ''Kriz daha yeni başlıyor''

Metin boyutu Aa Aa

Mali krizleri önceden tahmin etmek gibi zor ve zahmetli bir görevi ekonomist Jacques Attali yıllardır yapmaya çalışıyor.

Ekonomi, finans ve politika alanlarında sayısız kitaba imza atan Attali, son kitabında kötümser bir tablo çiziyor: ‘‘On yıl sonra hepimiz batacağız’‘
Yazarla yaptığımız sohbette Yunanistan’da yaşaşanan mali kriz ve Euro’nun inişli çıkışlı seyri öne çıkan konular oldu. Yazara göre, Yunanistan’ı krizden kurtarma zirvesi düzenleme kararı çok geç alındı.

Jacques Attali:

‘‘Bu zirve çok geç başladı…Şayet iki üç hafta önce, ‘hadi, 40 milyarı masaya koyuyoruz’ denseydi belki sorun çözülebilirdi. Ama bu yapılmadı. Bir türlü karar verilemedi, yapmayacağız dendi. Sonra fikir değiştirildi yapalım dendi. Yani en kötüsü oldu. Önce hayır sonra evet dendi.

Üstelik planlanan yardım programı da güven vermiyor. Çünkü yardım miktarı yeterli gibi görünse de Yunan hükümetinin istenen kemer sıkma politikasını uygulaması imkansız. Ayrıca onlardan savunma harcamalarında kısıtlamaya gitmelerini bile istemiyorlar. Oysa ülke bütçesinin en büyük kısmı bu harcamalara ayrılmış durumda.

Eninde sonunda piyasalar krizdeki diğer ülkelerin durumunun nasıl olacağını sorgulayacak. Ve bu ülkelerin ödevlerini yapmamaları endişesi güven sorunu yaşatacak. Portekiz, İspanya, İtalya ve hatta İngiltere ekonomik açıdan hiç iyi durumda değil.

Bu yüzden de piyasalar, ülkeler sözlerini tutuyor mu diye kontrollerini artıracak.
Çünkü bugün Avrupa’da hükümetler gerekeni bir türlü yapmıyor. Zaman kaybedip duruyorlar.’‘

Euronews Laura Davidescu: Yani yanlış anlamıyorsam bu krize ve etkilerine karşı Avrupa’nın acilen gereken kararları alıp onları yürürlüğe koyması tek çözüm öyle mi?

Jacques Attali :

‘‘Tabii ki. Ama asıl çözüm ülkelerin bir karar almasından çok kalkınmayı hızlandırıp borçları azaltmak.

Ama tekrar kalkınmaya başlamayı ve gerekli mali kısıtlamaları yapmayı beklerken felakete de düşmekten kaçınmak lazım. Bunun içinse mantıklı bir şekilde borç vermek gerekiyor. Bu borcu verebilecek tek yerse Avrupa Birliği.’‘

Laura Davidescu: Ama böyle bir karardan henüz çok uzağız galiba.

Jacques Attali: ‘‘İki yıldır zaten hiçbir şey yapılmıyor. İşe yaramayan G20 zirveleri düzenleniyor. Uygulanmayan tonlarca karar alınıyor. Karar almaktan ve uygulamaktan o kadar çok korkuyoruz ki donup kaldık. Ama bu sürede sorunlar çığ gibi büyüyor.

Kriz, başlarda 10 milyar Dolarlık bir Amerikan yardımıyla bertaraf edilebilirdi. Ama hiçbir şey yapılmayınca 500 milyar Dolar’a kadar çıkabilecek küresel bir banka krizine dönüştü. Bu dönemde de vergi mükelleflerini başka bir yere kaydırmak dışında bir önlem alınmayınca kriz 7-8 trilyon Dolarlık dev bir kamu borcu olarak karşımıza çıktı.
Bankalar eskisi gibi vurgunculuk yapmaya devam ediyor. Geçmişte olduğu gibi gayriahlaki kararlar alınıyor. Tamamıyla uluslararası ticaretin eline teslim edilmiş sistem, her zaman olduğu gibi işlemeye devam ediyor.’‘

Laura Davidescu: Yani kişileri ilgilendiren bir krizden hükümetleri ilgilendiren bir krize geçtiğimizin farkına mı vardık?

Jacques Attali: ‘‘Hayır farkına varmadık. Üç yıldır çalışma arkadaşlarımla kişisel borçların kurumsal borçlara aktarıldığını söyleyip duruyoruz. Lehman krizi başladığında tam da bu yapıldı. Kişisel borçlar kurumsal borçların üzerine eklendi. Çünkü bankaların her türlü kayıplarını hükümetler ödemeyi kabul etti. Yani bankaların tüm borçları yarının vergi mükelleflerinin üzerine yıkıldı.’‘

Laura Davidescu : Son üç aydır Uluslararası Para Fonu (IMF) tüm kızgınlıkların odak noktası olmuş durumda. Almanya, Yunanistan’ı kurtarma planını Avrupa Birliği’nin tek başına üstlenmesine karşı çıktı. Son yazılarınızın birinde Uluslararası Para Fonu’na başvurmanın çok onur kırıcı olduğunu belirttiniz. Bunun sebebini açıklar mısınız?

Jaques Attali : ‘‘Churchill’in şu cümlelerine atıfta bulundum: Onurlu bir şekilde savaşmak yerine boyun eğmeyi yeğlediniz. Şimdi ise savaşmaktan başka seçeneğiniz kalmadı.’‘

Maalesef ki bu cümle bugünkü durumu çok net bir şekilde açıklıyor. Avrupa Birliği kendi iç meselesini halletmek için Amerikalılar’dan yardım dilendi. Onurlu bir şekilde savaşmak yerine Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) Yunanistan’ın politikalarına yön vermesini istedi. Yani öyle bir strateji seçildi ki bu tamamyla AB’ye aidiyet duygusunu yok etti.

Üstüne üstlük Avrupalılar Amerikalıların kurtarma planındaki harcamalarının büyük kısmını ödemek zorunda kalacak.’‘

Laura Davidescu: Peki Birlik bu ödemeyi gerçekleştirecek olanaklara sahip mi? Çünkü Birlik’in de kendine özgü eksiklikleri var. Örneğin Euro ortak bir para politikasıyla asla desteklenmedi. Durum böyleyken bugün ne kadar savaşabiliriz?

Jacques Attali:
‘‘Bir Avrupa bütçesi yürürlüğe konulmazsa Euro’nun yok olacağını 10 yıldır söyleyip duruyorum. Fakat Avrupa Birliği kurulduğundan beri hep bu şekilde işledi. Tek pazara geçme kararı alındı çünkü ortak pazar yetmemeye başladı. Euro’ya geçme kararı alındı çünkü tek pazar yetmemeye başladı. Her defasında da bu kararların alınmasından hemen öncesinde krizler yaşandı. Bugün ortak bir bütçe ve vergi politikası olmadan Euro’nun yaşayamayacağı anlaşıldı. Bu artık mümkün değil. Peki acaba bunları yapmaya cesaretimiz var mı? Göreceğiz. Fakat şu anki politikacılar 20. yüzyıldan kalma. Yani olayları bir asır geriden takip ediyorlar.’‘

Laura Davidescu : Sizce Avrupalı politikacılar arasında şu andaki gelişmelerin vehametinin farkında olan biri var mı?

Jacques Attali :
‘‘Maalesef olayın cidiyetinin farkında olan tek kişi Jean Claude Trichet. Fakat o da bir politikacı değil zaten. Bence Avrupa’da ona bir de Jean Claude Junker’i ekleyebiliriz. Eurogroup patronu risklerin ve kaybedileceklerin ne kadar büyük olduğunun farkında. Fakat ikisi de düşündüklerini dinletecek pozisyonda değil.’‘

Laura Davidescu : Sayın Attal, sizce nereye gidiyoruz?

Jacques Attali:

‘‘Bence yıkıma doğru gidiyoruz. İki üç yıl gibi kısa bir zamanda Avrupa’nın parçalanmasına doğru. Asıl soru bence, normal şartlarda bile karar vermeye cesaret bile edemeyen politikacaların fırtınada ne yapacakları.’‘

Davidescu: Fırtına derken? Yani fırtına daha yeni mi başlıyor?

Jacques Attali:
‘‘Tabii tabii. Kriz daha yeni başlıyor. Aylardan beri kriz sona erdi diye bağıranlar saçmalıyor. Kriz asıl şimdi başlıyor. Çünkü kamu borçları artıyor, durgunluk zaten başladı. Tabii ki Asya’da, Çin’de, Hindistan’da kriz yok. Ama kriz Avrupa’da, Avrupa Birliği’nde, Japonya’da ve tüm İktisadi İşbirliği ve Gelişme Teşkilatı’na üye
ülkelerinde. Kendilerini zengin sanan bu yaşlı ve yorgun ülkeler kredilerini kullandı. Eh, şimdi de ödeme zamanı geldi çattı.’‘

Laura Davidescu: Peki bu Avrupa için nelere malolacak. Avrupa krizden çıkmayı başarırsa çok mu zayıflamış olacak?

Jaques Attali:

‘‘Durun daha krizin bitmesine çok var. Ama aslında bu, Avrupa’nın 80’li ve 90’lı yıllarda yaşanan krizlerde olduğu gibi tekrar kuvvetlenmesi için bir fırsat olabilir. Ve krizden daha güçlü çıkabilir. Umut ediyorum ki Avrupa bugün kurtuluşun tek yolunun kenetlenmiş bir Avrupa olduğunu ve bölünmüş bir Avrupa olmadığını anlayacaktır.’‘

Laura Davidescu: Peki bunu Avrupa’nın anlaması mümkün mü?

Jacques Attali: ‘‘Umalım ki çok geç kalmamışızdır. Ünlü bir Romen yazarın dediği gibi ‘‘25. saat’‘ gelmemiştir.

Laura Davidescu: Peki Portekiz ya da İspanya şu anda risk altında mı?

Jacques Attali: Evet tabii ki. Yunan politikacıların görevlerini zamanında yerine getirmediklerini farkeden piyasalar Portekiz’i de kontrol altında tutacak. Portekiz’in, İspanya’nın daha sonra da İngiltere’nin kredi notları sırayla düşürülecek. Ve hükümetlerin nasıl tepki verdiklerine bakılacak.

Laura Davidescu: Yani en kötü senaryo.

Jacques Attali:
‘‘Öyle…Ama politikacıların uyanabilmesi için belki de bu noktadan geçmek lazım.’‘