Son Dakika

Ayağa kalkmaya çalışan ülke: Cezayir

Okunan haber:

Ayağa kalkmaya çalışan ülke: Cezayir

Metin boyutu Aa Aa

OK Ayağa kalkmaya çalışan ülke: Cezayir
 
Akdeniz’in mavisiyle kendisini çevreleyen dağların yeşili arasına yerleşmiş Cezayir, hükümetin uygulamaya soktuğu programlar sayesinde istikrarlı bir şekilde büyümeye ve siyasi yapısındaki dengeyi bulmaya çalışıyor.
 
Uluslararası hedeflerinin peşinde koşmaya gayret ediyor. Petrol satışından gelen yüksek gelir, ülkenin kasasını dolduruyor. Cezayir bu şekilde dış borçlarını ödeyebildiği gibi, aynı zamanda hayati önemde gördüğü büyük çaplı projeleri de hayata geçirebiliyor.
 
Bununla birlikte ülkede hayat tamamen tozpembe değil. Silahlı islamcı gruplar ve aşırılar, halen otoriteye meydan okuyor. Şiddet olayları ve devlet kurumlarına dönük saldırılar kesilmiş değil. Ve bu saldırılar genellikle onlarca sivilin hayatına mal oluyor.
 
Artan şiddeti sona erdirmeyi hedefleyen Cezayir Devlet Başkanı Abdülaziz Butefelika, göreve gelir gelmez, Cezayirlilerin çoğu tarafından ülkedeki terör sayfasını kapamanın ve ülkedeki ortak hafızayı iyileştirmenin en iyi yolu olarak kabul edilen milli uzlaşı programını hayata geçirdi. Programını ilan ederken şöyle sesleniyordu:
 
“Cezayir halkı artık yoruldu, Cezayirliler yoruldu. Dağa çıkıp devlete başkaldırarak halkın sorunlarını çözeceğini sananlara sesleniyorum: Daha fazla hapishane istemiyoruz. Daha fazla aşırılık istemiyoruz. Daha fazla dışlanma, yabancılaşma istemiyoruz. Hedefimiz bellidir. Ülkenin kalkınmasını ve halkın iyiliğini isteyenler için haklar ve sorumluluklar vardır. “
 
Programın asli hedefi ulusal hafızayı iyileştirmenin yanısıra, gerilla saflarına katılan İslamcıların affedilmesi ve toplumsal hayata entegre edilmesiydi.
 
Cezayir’de 200 bin kişinin hayatına mal olan iç çatışmalar, dönemin iktidar partisinin karşısındaki İslami Selamet Cephesi’nin (FIS) zaferiyle neticelenen 1991 yılı genel seçim sonuçlarının iptal edilmesinin ardından patlak vermişti.
 
Bununla birlikte hayata geçirilen iyileştirme programı ülkedeki tüm İslamcıların desteğini almış değil. İslami Selamet Cephesi’nin silahlı kanadı, önerileri kabul edip yeni bir hayata dahl olmayı seçerken, Salafist Grubu GSPC uzlaşıyı reddetti ve ardından da bölgedeki aktif El Kaide saflarına katıldı.
 
Bununla birlikte bu durum, Cezayirli yetkililerin barış yolunda geri adım atmalarına neden olmazken, terörizme karşı yeni bir sratejiyi hayata geçirmelerine de kapı açtı. Sıkı güvenlik önlemleri ve operasyonlarla bölgedeki El Kaide örgütlenmesine ciddi darbeler vurulurken, lider kadrosundan bir çok isim devre dışı bırakıldı.
 
Terörün kökünü kazıma ve barış iklimini pekiştirme yönündeki kararlılığını göstermek isteyen Cezayir, Uluslararası Terör Forumu’nun ikincisine ev sahipliği yaptı. Böylelikle katılımcılara, terörle mücadele ve ulusal uzlaşı ve barış ikliminin hayata geçirilmesi şeklindeki Cezayir deneyimini ilk elden görmeleri imkanı sunuldu. Katılımcılar, şiddete başvuranlara kızgındı.
 
“Bana kalırsa bazıları, mücadeleyi kaybettikleri halde halen güçlü olduklarını, bir yere gitmediklerini, halen orada olduklarını göstermek istiyorlar. Bu insanların kalbinde Cezayir sevgii taşıdıklarına inanmıyorum.’‘
 
Cezayir’in aileden ve ulusal birlikten sorumlu bakanı, tüm Cezayirlileri bir araya getiren Cezayir örneğinin terörle mücadelede bir öncü olduğunu söylüyor.
 
“Cezayir, bütünlüğünü sağlamış, ayakları üzerine sağlam duran ve sarsıntılardan uzak bir ülke haline geldi. Şu an bizi girdiğimiz yoldan hiç bir şey geri çeviremez. Devlet başkanımız tüm Cezayirlileri bir araya getirdi. Arkadaşlık, birlik ve dayanışma gibi değerler etrafında birleştik.’‘
 Öte yandan ülkedeki terör hadiselerinden etkilenen bazı kurbanlar ve aileleri, daha başından itibaren bu yeni açılıma karşı çıktı, programları boykot etti. Bu insanlar, bu projenin, geçmişte çekilen acıların unutulmasını kolaylaştırmasından ve bir çok suçlunun yaptığının yanına kalmasından endişe ediyor. Onlardan biri Euronews kameralarına şunları söylüyor:
 
“Biz daha en başından itibaren ulusal iyileştirme programı olarak sunulan bu siyasete karşı çıkanlar arasında olduk’‘
 
Peki neden?..
 
‘‘Çünkü programın taslağı dağıtılır dağıtılmaz okuduk. Gördük ki, teröristlere af getirilmeye çalışılıyor. Bu durumun adaletsizlik yarattığını düşünüyoruz. Biz gerçeği ve adaletin yerine gelmesini istiyoruz. Tekrarlamayacağımız ya da en azından çocuklarımızın tekrarlamak zorunda kalmayacağı, geçmişimizin bu sayfasıyla ilgili adalet istiyoruz.’‘
 
Cezayirdeki bu karanlık dönem arkada cevaplanmamış onlarca soru bıraktı. Söz gelimi kayıplar konusu halen yürekleri yakmaya devam ediyor. 8 bin dolayında kayıp kişinin yakınları, kaybettiklerinin akibetiyle ilgili gerçeklere ulaşmak istiyor. Onlardan birine kulak veriyoruz:
 
“Uzlaşı falan gerekli değil. Kaldı ki uzlaşmak için tüm ilgili tarafların, tüm kurbanların bir araya gelmesi gerekir. Çünkü bir çatışmanın olduğunu söylüyorlar. O halde böyle bir çatışma varsa, çatışmanın tarafları bu sürece dahil olmalı. Oysa kimse gelip bize fikrimizi sormadı. Uzlaşmak istiyor musunuz, diye sormadı. Kaldı ki neyle, kimle uzlaşacaktık?… Bizim düşmanlarımız yok… Bizler kurbanız… Kendi halinde yaşayan insanlardık… Bir gün trajedi geldi ve bizi vurdu. Her şey bir anda değişti. Benim için hayat 1997’de durdu.’‘
 
Neden?
 
“Çünkü oğlum tutuklandı. O günden beri kendisinden haber alamıyorum. Sadece öldürülenlerin ve 8 bin kayıp kişinin aileleri için yaşıyorum… Güvenlik güçleri tarafından 10 bin kişi tutuklandı. Bu tutuklamaları yapanlar, 45 sayılı kararnameyle dokunulmazlık zırhına büründürüldü.
 
Kararname, ‘tüm onuruyla devletine hizmet etmiş olan devlet görevlilerine karşı kimse dava açamaz’ diyor.’‘
 
Barış olmadığı sürece, daha iyi bir hayat sürmek isteyen uluslar açısından vazgeçilmez öğeler olan sürdürebilir kalkınma, adalet ve dayanışma da olmayacak.
 
Bu gerçeğin bilincinde olan Birleşmiş Milletler de (BM), bölgesel organizasyonlarla gerçekleştirdiği beşinci zirvede, çatışmaların sona erdirilmesi ve barışın yaygınlaştırılması için gösterilen gayretlerin daha da arttırılması çağrısında bulundu. Geçmişindeki karanlık sayfayı unutmak ve barışla örülü güvenli bir geleceğe ilerlemek isteyen Cezayir de tam olarak bunu yapmaya çalışıyor.