Son Dakika

Sanatçı gözüyle Belçika'ya bakış

Okunan haber:

Sanatçı gözüyle Belçika'ya bakış

Metin boyutu Aa Aa

Arnold Charles Ernest Hintjens. Kısa adıyla Arno. Belçikalı ses sanatçısı. Fransızca, İngilizce ve Flamanca şarkılar söylüyor. Halk müziğinden blues’a kadar geniş yelpazede eserlere imza attı. Euronews, Arno’ya Belçika’nın hali pür melalini sordu.

euronews:
“Belçika, Avrupa Birliği dönem başkanı oluyor. Yaşanan bunca anlaşmazlıktan sonra hala Belçika’nın varlığından söz edebilir miyiz?”

Arno:
“Belçika, Avrupasız var olamaz ve yine Avrupasız Flanders de var olamaz. Aynı şekilde Valonya ve Brüksel de. Fakat Brükselsiz, Flanders yaşayamaz. Çünkü her gün Brüksel’de 350 bin Flaman çalışıyor.”

euronews:
“Belçika’nın Avrupa Birliği dönem başkanlığına ilerlerken, kendimize şunu bile sorabiliriz: Avrupa, Belçikasız yaşayabilir mi?”

Arno:
“Kesinlikle. Bütün taraflardan politikacılarla sorunum var. Fransız ve Flaman, Flanders veya Valonya. Çünkü çok yerel düşünüyorlar. Çok seyahat ettiğim için Belçika’nın bütününü şöyle bir düşünüyorum. Sadece 10 milyon insan var. Paris’te Belçika’dan daha fazla insan yaşıyor. Londra’nın nüfusu Belçika’dan fazla. Los Angeles’ta Belçika’nın genelinden daha fazla insan mevcut.
Ben Brüksel’deyken eğer idrarımı kuzeye doğru yaparsam Amsterdam ıslanır. Güneye doğru yaparsam Paris ıslanır. Değil mi?
Ben savaş sonrası bir nesilim. 60, 70, 80, 90’ları yaşadım. O zamanlar her şey mümkündü. Bir elimiz yağda, bir elimiz baldaydı. Yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızdaydı. İmkansız diye bir şey yoktu. Şimdi hepsi yalan oldu.”

euronews:
“Bu durumda, tıpkı Avrupa Birliği gibi adamakıllı biraradayken bölünmenin işleri daha da karıştıracağını mı yoksa kolaylaştıracağını mı söylüyorsunuz? Ne düşünüyorsunuz?”

Arno:
“Korkarım daha da kötüleşecek. Çünkü milliyetçilik savaşları doğurur. Tarihimizi biliyoruz. Köpekler bile bilir bunu. Şu işe bakın. Korktuğum da bu. Umarım çok karamsar değilimdir. Ama her zaman dediğim gibi karamsar, birçok tecrübesi olan iyimserdir. İnsan olarak, Avrupalılar olarak yüzleşelim bakalım.”