Son Dakika

Okunan haber:

Geleneklerle modern dünya arasındaki Kore kadını


Güney Kore

Geleneklerle modern dünya arasındaki Kore kadını

Güney Kore’nin başkenti Seul, nüfusu 23 milyona yaklaşan dev bir metropol. Tokyo, Meksiko City ve Sao Paolo’nun ardından dünyanın dördüncü kalabalık şehri, son yıllarda çok büyük bir ekonomik kalkınmaya ve modernleşmeye imza attı. Tam bir basın özgürlüğüne sahip ülke internet kullanımında dünyada ilk sırada bulunuyor. Yaşam standartlarıysa Avrupa genelinin üzerinde bulunuyor. Ama ülkede her şey toz pembe değil. Nüfusun yarısını hristiyanlar diğer yarısını budistler oluşturyor. Halk geleneklerine sıkı sıkıya bağlı. Yaşam şekli konfiçyusianizme göre şekil alıyor. Yaşlılara saygı ve ataerkil yapı toplumda çok büyük bir öneme sahip. Böylesi bir toplumda kadınları ise çok da rahat bir hayat beklemiyor.

Hyan-Jeong, Kil-Ja, Yeong-hee ülkedeki üç kadın neslini temsil ediyor. Kadının toplumdaki rolünde gelişmeler olsa da geleneklerin değişmesi zaman alıyor.

Kil-ja:
“Koreli evli bir kadın, kocasının rahatça çalışabilmesi için çocuklarının eğitimiyle, ailesini idare etmekle ve kocasıyla ilgilenmek zorunda.

Hyan-Jeong:
“Eskiden kadının rolü eviyle, çocuklarının eğitimiyle ve kocasının ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlıydı. Fakat evlenmiş olmamdan dolayı benim için çok geç olsa da bu durum değişmeye başladı. Evlilikle birlikte işimi bıraktım ve kendimi çocuklarıma adadım.’‘

Yeong-hee:
“Evde kalmak zorunda olan annem gibi insanların aksine evlendikten sonra çalışmaya devam etmek ve bir kariyer sahibi olmak istiyorum. Bakalım başarabilecek miyim?’‘

Şehrin en prestijli Ulusal Seul Üniveristesi’nde erkek öğrenciler kadar kız öğrenciler de eğitim görüyor. Yasalar önünde kadın erkek arasında hiçbir ayrım bulunmuyor. Çocuklarıysa çiftlerin ortak olarak büyütmesi gerekiyor. Geçmişte kadınlar eşlerine bağlı bir şekilde yaşamak zorundayken bugün kendi kariyerlerini çizebilir ve bağımsız şekilde hareket edebilir hale gelmiş.

Cinsiyet araştırma enstitüsü kadınların toplumda, iş hayatında ve ailedeki rolleri hakkında birçok araştırma gerçekleştirmiş. Profesör Eun-Kyung Bae bu enstitüde sosyolog olarak çalışıyor.

Eun-Kyung Bae:
“Kore toplumunda erkek ve kız çocukları aynı eğitim şansından faydalanıyor. Fakat evlendikten ve çocuk sahibi olduktan sonra kadınların kariyerlerini sonlandırmaları gerekiyor. Kadın erkek arasında eşitlikten bahsetsek de tekrar çalışmak isteyen kadınların işlerinin yanında tüm aile yükünü de sırtlanmaları gerekiyor.’‘

36 yaşındaki Hee-eun LIM evlenmeden önce ressamlık yapıyordu. Bir müzisyenle evlenen Lim, eşinin evde çok bulunamamasından dolayı onbir yaşındaki çocuklarını tek başına büyütmek zorunda kaldı.

Hee-eun LIM:
“Önceleri resimler çizer, üniversitedeyken haftada 2 gün ders verirdim. Fakat buna devam edemeyeceğimi gördüm. Çünkü çocuğumla ilgilenmem gerekiyordu. Babası çok yoğun olduğundan işimi bırakmam gerekti. Kendimi çocuğuma adadım.

Lim, ikinci bir çocuk kesinlikle istemiyor. Kocasının yokluğunu sebep olarak göstermese de ikinci bir çocuğun çok zor olduğunu ekliyor.

Eun-Kyung Bae:
“ Evlenmeye bizi ailelerimiz itiyor. Buna toplumsal baskılar da ekleniyor. Bununla birlikte istatistiklere göre evlenmek istemeyen kadınların sayısı çok az. Tüm zorlukara rağmen evlenmek istiyorlar. Fakat evlendikten sonra eski hayatlarını devam ettirmeleri imkansız bir hal alıyor. Omuzlarındaki yükleri azaltmak tek çözüm.

Kore’de gençler genelde ailelerinden bağımsız bir hayat sürdürmek için evleniyor. Aceleye gelen evlilikler boşanmalarla sonuçlanıyor. Çocuk doğum oranlarıysa büyük bir hızla düşüyor.