Son Dakika

Okunan haber:

Tony Gatlif: ''Çingeneleri yaftalamayın''


DÜNYA

Tony Gatlif: ''Çingeneleri yaftalamayın''

Yarı Cezayirli Berberi yarı Çingene olan ünlü film yönetmeni Tony Gatlif, 35 yıldır Avrupa’daki
Çingenelerle ilgili filmler çekti ve yönetti. O, daima yaftalanan ve ayrımcılığa maruz kalan halkının arkasında durdu.

Son filmi “Liberté” yani özgürlük, bu yıl gösterime girdi. Film, Fransa’da yaşayan yaklaşık 30 bin
Çingene’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında Vichy rejimi tarafından gözaltına alınarak sınırdışı edilmesini konu alıyor.

Gatlif, Nicolas Sarkozy’nin Çingene kapmlarını yıktırmasına ve onları sınırdışı etmesine kızıyor ama, bugün yaşananların İkinci Dünya Savaşı
sırasında yaşananların eşdeğer olmadığını dile getiriyor.

Euronews, insanların hedef haline getirilmemesi konusunda uyarıda bulunan ünlü film yönetmeni Tony Gatlif ile Lyon’da görüştü.

Euronews:

‘‘Sayın Gatlif Çingene kamplarının yıkılması fikrine karşısınız. Ancak son kamuoyu yoklamalarında Fransızların yüzde 60’ı bu kampların yıkılmasını destekliyor. Bu size sürpriz olmadı mı?’‘

Tony Gatlif:

‘‘Bununla alakalı yapabileceğim hiç bir şey yok. Yapabileceğim tek şey, bu gezgin halkı anlamayanlara sorunu anlatmak. Bu idari bir dönem. Onlar Roman halkılar. Çingeneler çok uzun zamandan bu yana Fransa’da yaşıyorlar. Birinci Kral Francois döneminden beri Güney Fransa ve İspanya’da yaşıyorlar. Bu kadar. Ortaçağ‘dan beri burada yaşamış bu halk, Avrupa’ya ve onun kültürüne katkıda bulunmuştur. Bugün biz onlardan yok olmalarını istiyoruz. Var olmalarını istemiyoruz. Peki 10 milyonluk bu halk, bir anda nasıl olurda var oluşunu durdurabilir. Bugün Avrupa’nın liderleri onlar aleyhine kararlar geçirirerek seyahat özgürlüklerini ellerinden alıyorlar ve artık seyehat edemeyecekler. Bu şu anlama geliyor; eğer o halkın hareket etmesini istemiyorsanız, onları sınırlarsınız. İşte savaş zamanı olan da buydu.’‘

Euronews:

‘‘Şu anda Bulgaristan ve Romanya da Avrupa Birliği’nin bir parçası. Artık eskisi gibi olamaz. Diğer Avrupa ülkelerine seyahat edebilme hakları var. Ancak üç ay sonra eğer herhangi bir işleri ve sosyal güvenceleri yoksa sınırdışı edilebilirler.’‘

Tony Gatlif:

‘‘Bu kanun onlar için çıkarıldı. Başkaları için değil. Mesela Paris’te yaşadığım evin karşısında evsiz bir Alman var. Son 3 yıldır orada barınıyor. Acaba birileri ona burayı terk etmesini söylemiş mi? Bu Alman evsiz olduğunu kendisi bana söylemişti. Bu kanun belirli bir kesim için çıkarıldı. İkinci sınıf vatandaşlar için çıkarılmış bir kanun. Birinci sınıf vatandaşlar için başka türlü düzenlemeler var. Bu kanun sadece Çingeneler için çıkarıldı ki, Avrupalı liderler ‘‘Bakın eğer Avrupa’yı açarsak bütün Çingeneler buraya dolacak ama geri döneceklerini bilmeleri lazım.’‘ düşüncesi ile bu kanunu çıkardılar. Çingenelerin buraya gelmesini engellemek ve onları üç ay içinde evlerine geri göndermek istediler.’‘

Euronews:

‘‘Geçen ay Avrupa Birliği zirvesinde Sarkozy’ye ve Avrupa Komisyonu komiserlerinden Reding’e neler olduğunu gördük. Bu bir anlamda Avrupa Komisyonu’nun ‘‘Avrupa’da Roman sorunu’‘ olarak adlandırılan meseleye daha fazla önem verdiğini göstermiyor mu?’‘

Tony Gatlif:

‘‘Şok oldular. Sanırım bu ülkeler gerçekten şok oldular. İspanya mesela böyle birşey yapmıyor. Bazı Avrupa Birliği ülkeleri de böyle bir uygulama yapmıyor. Yunanistan kendi Çingenelerini seviyor. Fransa ise bu kanunla tanışır tanışmaz hemen Çingeneleri yerinden etmek istedi. Bu Romanlar bilmiyorum ama en az üç dört yıldan beri buradalar. Etraflarını sardılar ve onları o köprü altındaki tren raylarının etrafındaki derme çatma karton kulübelerinden kovdular. Onları kitleler halinde sayılarını bilmediğim kalabalıklar halinde yerlerinden ettiler. Bu bize travma hastalığını hatırlattı. Annelerinin kollarında yarı çıplak çocuklar, her yerde bir panik havası. Kendilerine ait eşyalarını bile almaya izin verilmedi. Sadece bir panik. Bu elbette baskınlarla yapılan bir toplama gibi. 1940’larda yaşanan toplama ve sınırdışılar gibi. İkinci Dünya Savaşı’ndaki kadar büyük değil ama.’‘

Euronews:

‘‘İnsanlar, Çingeneleri büyük karavanları ile gördükleri için şikayet ediyorlar. Büyük ve güzel arabalar, ama aynı zamanda kendilerini mağdur gibi gösteriyorlar. Kucağında çocuğuyla sokaklarda dilenen kadınlar gibi.’‘

Tony Gatlif:

‘‘Lyon’a geldiğimde burada, tren istasyonunda bir kadın beni durdurdu. Mavi gözleri vardı ve yabancı gibi durmuyordu. Fransızdı. Çocukları için benden para istedi. Mağduriyetini gözler önüne serdi. Fakirdi ve perişandı. Ben de gözlerimi saklamadım.
Çingenlere gelince. Onlar dilenirken herkesi rahatsız ediyor. Ama neden herkesi rahatsız ediyorlar? Belki de bu onlara kendi güvenliklerini sağlıyor. Belki de kendilerini taciz edilmiş gibi görüyorlar. Ama ben de evsiz kişiler tarafından rahatsız edildim. Benim evsiz kişiler tarafından taciz edilmem normaldi. Bu belki de onların son şansı. Bizim önümüzde bir anda hiç bir şey sormadan ölebilirlerde. İşte yeni dünya düzeni bu. Modern dünya bu işte.’‘

Euronews:

‘‘Medya bu yaz yaşanan ani baskınlardan sonra
konunun üzerine çok fazla gitti. Belki de siz çok iyimser değilsiniz. Avrupa liderlerinin sorunun üzerine daha fazla düşeceklerini ve daha fazla baskı olmayacağı ümidini taşımıyor musunuz?’‘

Tony Gatlif:

‘‘Ben Avrupalı hükümet başkanlarından korkmuyorum. Avrupa’yı idare edenlerden de
korkmuyorum. Ben Avrupa halkından korkuyorum. Komünist dönemde insan haklarına gösterdiği önemden dolayı tüm Avrupa’nın saygı duyduğu bir ülke olan Fransa, kırılgan olan bir halkın üzerine parmağını oynatıyor. Zincirleme bir tepkinin tetiklenmesinden korkuyorum. Diğer ülkelerin de aynı şekilde Çingeneler iyi insanlar değil biz de onları çıkaralım demelerinden korkuyorum. Fransız hükümeti bunu yaptı. Fransa lideri, ben onlar iyi değil demiyorum onlar problemli diyorum demişti. Bu durumda Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve Çingenelerin yaşadığı diğer ülkeler de bu sözü söyleyebilir. Çingenelerin problemli olduklarını öne sürebilirler.’‘

Euronews:

‘‘Bükreş‘te bu ay, Avrupa’da yaşayan Romanların uyumu ile ilgili bir zirve yapılacak. Böyle bir zirveden nasıl bir sonuç çıkar ve siz ne bekliyorsunuz? Ne arzu edersiniz?’‘

Tony Gatlif:

‘‘Kendi haline bırakılsın. Bu insanlar hiç bir şey sormadı. Hiç bir zaman savaş yapmadı. Hiç bir zaman silahlanmadılar. Hiç bir zaman bomba kullanmadılar. Sadece yaşamak istiyorlar. Bırakalım nasıl istiyorlarsa öyle yaşasınlar. Avrupa’da herkes nasıl yaşıyorsa onlar da öyle yaşasın. Onları yanlış bir şekilde yaftalamaktan ve onların yaşam tarzının aleyhine kanunlar yapmaktan vazgeçelim.’‘