Son Dakika

Ortadoğu barış sürecinde Amerika'nın rolü

Okunan haber:

Ortadoğu barış sürecinde Amerika'nın rolü

Metin boyutu Aa Aa

Ortadoğu barış sürecinin önündeki engeller ve müzakerelerin akıbeti, Fas’ın Tanger kentinde, Amadeus Enstitüsü’nce bu yıl üçüncüsü yapılan Medays Forumu’nda, Filistinliler’le İsrailliler tarafından masaya yatırıldı.

euronews’ten Sami Fradi mikrofonu önce Filistinli başmüzakereci Saeb Erekat’a uzattı.

Sami Fradi

euronews:

Filistinliler’le İsrailliler arasında yürütülen doğrudan görüşmelerin perspektifi nedir?

Saeb Erekat

Filistinli başmüzakereci:

Kapılar kapalı. Maalesef İsrail başbakanı Netanyahu barışı dinamitleyen yerleşim birimleri inşaatına devam etmeyi seçti. Dolayısıyla İsrail, 1 Eylülde Amerika başkanı Obama’nın girişimiyle başlatılan doğrudan görüşmelerin muhtemel çöküşünde bütün sorumluluğu üzerine almalıdır. 26 eylülden hemen önce İsrail’in inşaatlara devam etmeye karar vermesiyle müzakerelere gölge düştü. Devlet başkanımız Mahmud Abbas, doğrudan müzakereler için Kudüs’tekiler dahil bütün yahudi yerleşim birimleri inşaatlarının durması yönünde uyarıda bulunmuştu.

euronews:

Filistin topraklarında mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yerleşim birimlerinin yaygınlaşması, Filistin’in güvenliği için hangi tehlikeyi arz ediyor?

Saeb Erekat:

Durum çok ciddi. İnşaatların sürmesi, tecrit duvarları, tutuklamalar, insanlık dışı uygulamalar, Gazze Şeridi’ne yönelik ambargo. Orada 1,5 milyon Filistinli gıda ve ilaç sıkıntısı çekiyor. Görünen o ki İsrail, yerleşim birimlerini yaymaya ve güç kaynağı olan statükodan faydalanmayı sürdürecek. Filistin yönetimi bu gidişatı kabul etmeyecektir.

euronews:

Amerikalıların yahudi yerleşim birimlerini durdurması için İsrail’e baskı yapmasından sonuç alınmasını hala bekleyebilir miyiz?

Saeb Erekat:

İsrail, Amerikan politikasının bitişik bir parçası; İsrail, Amerika’nın stratejik ortağı. Dolayısıyla Amerika, Doğu Kudüs’tekiler dahil yerleşim birimleri inşaatını durdurması için İsrail’e baskı yapmalıdır. Başkan Obama’nın inşaatlara son verilmesi ve Filistin devletinin kurulmasını sağlaması, Amerika’nın çıkarınadır.

Irak ve Afganistan işgalinin ardından buralarda 230 bin asker bırakıldı, Amerika’nın işlevsel rolü değişti. Eğer İsrail, inşaatları durdurmazsa, bölge yoğun istikrarsızlık ve güvensizliğe sürüklenecek.

euronews:

İsrail’in, Filistinliler’in kendini Yahudi devleti olarak tanıma talebini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Saeb Erekat:

Bu, kabul edilemez bir istek, asla da kabul edilmeyecek. 9 eylül 1993’te, dönemin Filistin lideri Yaser Arafat ve İsrail başbakanı İzak Rabin, birbirlerini tanıma mektubu sunmuştu. O konu kapandı. Bizden İsrail devletini tanımayı talep etmeniz, siyonist harekete katılmamız anlamına gelir.

euronews:

İsrail’le müzkarelerin çökmesi durumunda Filistinliler ve devlet başkanı Mahmud Abbas’ın önündeki seçenekler nedir?

Saeb Erekat:

Başkan Abbas’ın ilk seçeneği halihazırda Arap ülkelerin liderlerine sunuldu. Başkan Obama’nın yerleşim birimlerini durdurması, doğrudan görüşmelere başlaması, sınır ve güvenlik konularına yoğunlaşması için İsrail’e baskı çabalarında destek olmak. Ay sonuna kadar bu gerçekleşmezse, Filistin değil bir Arap ülkesi olarak, Amerika’dan, 1967 sınırları üzerine kurulu, başkenti Kudüs olan Filistin devletini tanımasını istedik.

Eğer Amerika bu girişimi görmezse, Birleşmiş Milletler’de gözlemci üye olan Filistin, 1967 sınırlarına kurulu, başkenti Kudüs olan bir ülke şeklinde, Birleşmiş Milletler’e adaylığını sunacak.

Eğer başvuru, Amerika’nın vetosunu kullanmaması halide kabul edilirse, üye ülkelerden, 1967 sınırlarına kurulu, başkenti Kudüs olan bir ülke olarak Filistin’i tanımalarını isteyeceğiz.

4. seçenek şu. Eğer Amerika vetosunu kullanırsa, Birleşmiş Milletler’in 1950 tarihli 337 sayılı kararına başvuracağız. Sözkonusu karar, Genel Kurul’a, Filistin devletini tanıması için Güvenlik Konseyi’nin yetkilerini veriyor.

5.seçenek, Filistin üzerinde uluslararası manda teminatının sağlanması. İlgili kurallar araştırılıyor.

Son seçenek, Doğu Kudüs’tekiler dahil, bütün Filistin’de bulunan sivillerin silahlı çatışmalarda güvenliğinin sağlanması için 4.Cenevre Konvansiyonu’na ek yapılmasını talep etmek olabilir.

Eski İsrail dışişleri bakan yardımcısı Yossi Beilin, barış için aydın ve entelektüelleri biraraya getiren Cenevre Girişimi’ne başkanlık yapıyor.

euronews:

İsrail başbakanı Netanyahu, Batı Şeria’da, yerleşim birimleri inşaatı üzerindeki moratoryumu uzatamayacağını çünkü bu adımın koalisyon hükümetini çökertebileceğini söyledi. Bir hükümetin çökmesi, barış sürecinden daha mı önemli?

Yossi Beilin :

Dilerim ki bu hükümet çöksün. Çünkü İsrail’in bugüne kadar gördüğü en kötü hükümetlerden biri. Dolayısıyla, hükümetiyle ilgili bir sorunu olduğunu sanmıyorum ama dediği çıkarsa mutlu olurum.

euronews:

Başbakan Netanyahu’nun politikalarını ve Filistin lideri Abbas’ın bağımsız devlet ilanı halinde Batı Şeria’ya girme tehdidini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yossi Beilin :

Tek taraflı karardansa anlaşma olmasını tercih ederim elbette. Eğer yarın Filistinliler ter taraflı olarak bağımsız devlet ilan ederlerse aslında devletleri olmayacak. Çünkü Batı Şeria’nın sadece yüzde 40’ına sahip olmaya devam edecekler. Bunda daha falzasını alamayacaklar. Dünya ve bazı ülkeler onları tanısa bile 1967 sınırları üzerinde devlet kurmuş olacaklar. Fakat İsrail kabul etmediği ve çekilmediği sürece bu, ilandan öteye geçemeyecektir. Bu yüzden tek taraflı ilanın yanlış olduğunu düşünüyorum.

euronews:

İsrail, Filistinliler’in kendisini Yahudi devleti olarak tanımasını istiyor. Bu yeni talebi nasıl değerlendirmek gerekir?

Yossi Beilin :

Yeni bir talep değil bu. Müzakere başlıkları arasından çıkarılamayacağını düşünüyorum. Müzakerenin sonucu olarak en azından Cenevre girişimine dayanarak kolay bir çözüm bulabileceğimize inanıyorum. Filistin’i Filistinliler’in vatanı olarak tanıyacağız, bu noktada sorun yok. Filistinliler de, her iki tarafta yaşayan azınlıklarla ilgili önyargıya kapılmadan İsrail’i Yahudi halkının toprağı olarak tanımalı. Bence anahtar Amerikalılar’da. Senatör Mitchell misyonda başarısız oldu, başka bir isimle değiştirilmeli. Başkan Obama, somut sonuçlar elde edinceye kadar, biz ve Filistinlilerle yoğun temaslarda bulunacak bir mekanizma oluşturmalı. Bir başka konuşma, Netanyahu ve dışişleri bakanı Clinton arasında bir başka görüşme, dünyayı değiştirmeyecektir.