Son Dakika

Okunan haber:

Kumi Naidoo: ''Politikalar ilerlemezse, o zaman politikacıları değiştirmeli''


DÜNYA

Kumi Naidoo: ''Politikalar ilerlemezse, o zaman politikacıları değiştirmeli''

İşte tüm uluslararası şirketlerin ve hükümetlerin korktuğu grup. Greenpeace’in yönetim kurulu üyeleri dünyanın dört bir tarafından gelerek toplandı. Toplantı konularıysa Meksika’nın Cancun şehrinde düzenlenen Dünya İklim Zirvesi ve dünyanın en büyük sivil toplum kuruluşlarının çevre konusundaki yeni stratejileriydi.

Greenpeace’nin başındaki yeni isimse Kumi Naidoo. Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeki Apartheid’a karşı savaşan ve 15 yıl hapis yatan Afrikalı eylemci, Oxford Üniveristesi’nde Siyaset Bilimi eğitimi almış.

euronews:

Kumi Naidoo, merhaba ve euronews’e hoşgeldiniz.

Kumi Naidoo:

Teşekkürler.

euronews:

Dünya İklim Zirvesi’nin 16.‘sı Meksika’nın Cancun şehrinde başladı.

Genel kanı 2010’daki görüşmelerden hiçbir sonuç çıkmayacağı yönünde. Kopenhag’ta öne çıkan iklim sorununun aciliyeti burada önemini mi yitirdi?

Kumi Naidoo:

Kopenhag’ta olan bu aciliyet dünya genelinde hissedilmeye devam ediyor. Maalesef ki politikacılar durumun aciliyetine çok önem vermez oldu.

Dünyamızın sadece 2010’da yaşadığı olaylar bile onların çocuklarımız ve torunlarımızın geleceği üzerinde poker oynadıklarını göstermeye yeterli.

euronews:

Kopenhag’taki sekiz taslak metin çalışmasının ardından, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama ve Çin Başbakanı Wen Jibao’ya aralarında bir anlaşmaya varmaları önerildi. Fakat onlar bu fırsatı kullanmadı.

Kumi Naidoo:

Çin ve Amerika büyük bir sorumluluk altında bulunuyor. Bence görüşmeleri ve bir sonuca varmaları şart. Amerikan hükümeti uzun süre sorumluluğu Çin’in üzerine attı; fakat uzun vadede bu oyunu daha fazla devam ettiremeyeceği kesin.

Çünkü Çin’de neler olduğuna bir göz atarsak, durumun aciliyetine verilen önemin bizim beklentilerimizin çok altında olduğunu görürüz. Bununla birlikte çok olumlu adımlar attıklarını da burada belirtmemiz gerek.

Amerika Birleşik Devletleri Kopenhag’a geldiğinde,

karbon salınım miktarını 2020’ye kadar yüzde 3’e kadar azaltma yönünde taahhütte bulundu.

euronews:

1990 oranlarına göre…

Kumi Naidoo:

Bence bu durumun kendi çıkarlarına olduğunu göstermek için ABD’yi, Çin’i ve diğer ülkeleri teşvik etmek gerekiyor.

euronews:

Teşvik etmek derken neyi kastediyorsunuz?

Kumi Naidoo:

ABD’deki dinamiklerin yerinden oynaması için iki şeye ihtiyacımız var. Amerikan kamuoyunu harekete geçirmemiz lazım. Sendika yöneticileri, Sivil Toplum Kuruluşları yöneticileri ve dini liderler gibi sivil toplumun farklı kısımlarına yaptığımız çağrılarımızı yoğunlaştırmalıyız.

Durumun en şaşırtıcı yanı ise Amerikan istihbarat teşkilatı CIA ve Milli Savunma Bakanlığı Pentagon, iklim değişiklikleri konusunda kendilerini sorumlu hissediyor. Ve gelecekte barış ve güvenliğin önündeki en büyük engelin iklim değişiklikleri olacağını düşünüyor.

Yani kamuoyundaki bazı kesimleri daha çok öne çıkararak dinamiklerin hareket etmesini sağlayabiliriz. Fakat bunu yapmanın çok zor olduğunu sizden saklamayacağım. Ama bu hedefe ulaşmak için ne mümkünse yapılmalı.

ABD’de kamuoyunu etkilemek için milyonlarca Dolar saçan fosil yakıt kullanan sanayilerle bunlara destek veren medya arasındaki gizli ittifaka karşı bir savaş veriyoruz.

euronews:

Bunu yapabilir misiniz?

Kumi Naidoo:

Evet.

euronews:

Bu durumla savaşmanız mümkün yani?

Kumi Naidoo:

Savaşmaya çalışıyoruz desek daha doğru olur. Başarılı olmaya başladık ama henüz hedefimize ulaşabilmiş değiliz.

Amerikan kamuoyunun harekete geçmesi için ciddi bir şekilde çabalamamızın dışında başka bir seçeneğimiz bulunmuyor.

euronews:

Bu sizin stratejik önceliklerinizden biri mi?

Kumi Naidoo:

ABD’deki ofisimiz savaşmaya gelecek yıldan itibaren başlıyor. Biz şimdiden kömüre karşı çok büyük bir kampanya düzenliyoruz. Adını ‘‘Enerji Devrimi’‘ koyduğumuz savaşı sürdürmeye devam edeceğiz.

euronews:

Size birkaç fotoğraf gösermek istiyorum. Militanlar, tekneler, vinçe tırmananlar, olağanüstü bir jimnastik ve çok önemli bir mesaj. Bu resimler hala gündeminizde mi? Greenpeace’nin felsefesini birkaç kelimeyle tanımlayabilir misiniz?

Kumi Naidoo:

Bu fotoğraflar 40. yaşgününü kutlayacak Greenpeace’nin çok önemli bir parçası.

Fakat bu fotoğraflar kadar ilgi çekici olmasa da Greenpeace’nin kamuoyunca bilinmeyen birçok icraati daha bulunuyor.

Hükümetlerle ve şirketler duruma çözüm bulabilmek için uzun görüşmeler yapıyoruz. Greenpeace’ye bir yıl önce ilk defa geldiğimde birbiriyle çelişen iki şeyi yapmak zorundaydık.

Bir yandan çevreye karşı verilen zarara karşı savaşmaya, diğer yandan da zarar verenlerle bağlantıya girmeye çalışıyorduk.

Maalesef ki imajımızı doğal olarak medyanın yayınladığı ilgi çeken görüntüler belirliyor.

Fakat bunlar bizim sahne arkasında gerçekleştiridiğimiz çalışmaları göstermeye yetmiyor.

Dünya Ekonomik Forumu Davos’a geçen ocakta gittiğimde benimle görüşmek isteyen şirket yöneticilerinin ne kadar fazla olduğunu görünce çok şaşırdım. Onlardan biri bana bazı şirketlerin bizi davet etmelerinin sebebinin onlarla uğraşmamızı istemedikleri için olduğunu söyledi.

euronews:

Bu, Greenpeace’nin örneğin onları boykot etmelerinden çekinmelerinin bir işareti olabilir mi?

Kumi Naidoo:

Bakın size bir örnek vereyim.

Bu yıl internet üzerinden Nestle’ye karşı bir kampanya başlattık. Çünkü onlar, bildiğiniz gibi, Endonezya yağmur ormanlarından kesilen palmiye ağaçlarından elde edilen yağı kullanıyorlardı. Bu internet kampanyasıyla onların bu bölgeden gelen palmiye yağını almamalarını sağladık.

Bazı şirketler çok tanınmış markalara sahipler ve bunlarla ünlenmişler. Halka doğrudan bu markayı sattıkları için …

euornews:

…Greenpeace gücü karşısında…

Kumi Naidoo:

…eylemlere karşı daha savunmasız olabiliyorlar.

Fakat bildiğiniz gibi çevreye en çok zarar veren ve iklim değişikliğine neden olan şirketler Amerika’dakiler. Örneğin, Kor petrol grubu. Bunlar iklim konusunun önündeki en büyük engellerden biri. Veya dev bir gıda şirketi olan Cargill, soya üretimi yüzünden Amazon ormanlarının yok olmasındaki en önemli aktörlerden biri.

Fakat ürünlerini doğrudan halka sunmadıkları için bu şirketlere karşı savaşmak çok daha zor olabiliyor.

euronews:

Size General Naidoo desem doğru olur mu? Çünkü siz koca bir ordunun başındasınız sanki. Bu ordu tabii ki barışçı, ama yine de eğer bu ordu çok daha büyük olsaydı; onun hangi bölgede çarpışmasını isterdiniz?

Kumi Naidoo:

Greenpeace için ordu imajının pek de uygun olmadığını söylemek zorundayım. Cesaret gerektiren işlere imza atsak da polis bizi durdurursa asla direnmiyoruz. Biz gösterilerimizi hep barışçı yollardan yapmaya çalışıyoruz.

Ama tarihe baktığımızda sosyal direnişlerin dünyayı daha yaşanılır ve eşitçi kıldığını söylememe izin verin.

Kölecilik, sömürgecilik, Apartheid, kadınlara oy hakkı , Amerika’da sivil hakların elde edilmesi, gibi bu büyük insanlık savaşları, dürüst kişilerin bu kadar yeter, bunlar tekrar yaşanmamalı demesine neden oluyor.

Greenpeace, Mahatma Ghandi veya Martin Luther King gibi isimlerin mirasından birçok ders çıkardı. Barışçı savaş ve sivil direniş gibi yöntemler insanların ellerindeki gücün farkına varmalarını ve bu gücü daha ciddi kullanmalarını sağladı.

Fakat aynı zamanda da hep daha çok kişiyi bir araya getirmenin ve bir fikir için savaşmalarının yollarını aramalıyız. Örneğin bir kömür santralinin önünde 10 bin kişilik etten bir zincir oluşturmak gibi.

Bilimi olmasa da politikayı değiştirebiliriz. Örneğin iklim konusunda politikaları değiştiremiyorsak, o zaman bir araya gelerek şu mesajın geçmesini sağlamayı umabiliriz: eğer politikalar ilerleyemezse, o zaman politikacıları değiştirmeli. Bu mesaj belki de onların artık gerçek ve yapıcı kararlar almalarına neden olabilir.

Kumi Naidoo, çok teşekkür ederiz.