Son Dakika

Sadece birkaç gün öncesine kadar Kaddafi Trablus’ta halk tarafından omuzlarda taşınıyordu. O günlerde Kuzey Afrika’yı saran halk isyanlarının Libya’yı etkileyeceğine kimse ihtimal vermiyordu. Bugünse tüm beklentilerin aksine halk isyanı Libya’nın başkentine kadar ulaştı. İsyana ise yönetim sert tepki gösterdi. Kaddafi’nin oğlu ‘‘Libya, ne Tunus ne de Mısır’dır’‘ dedi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Libya’da kullanılan şiddetin Mısır’dan ve Tunus’tan kat kat fazla olduğunu açıkladı:

‘‘Tunus, Mısır ve hatta Bahreyn’de baskıcı rejimler dialog yolunu seçti ve halkın isteklerine kulak verdi. Libya’da ise bunun tam tersi yaşandı. Kaddafi yönetimi isyancılara şiddet uygulayacağının sinyallerini vermekten başka birşey yapmadı.’‘

Mısır ve Tunus ile çok da ortak noktası olmayan Libya’da halk ayaklanmasının çıkması tüm uzmanları şaşırttı. Öncelikle Libya’daki ordunun özel durumu halk isyanının çok büyümeyeceğini düşündürüyordu. Çünkü ülkede ordu marjinalleşmiş bir durumda bulunuyor. Kaddafi ise silahlı milislerden oluşturduğu adeta alternatif bir orduya sahip. Tunus ve Mısır’ın aksine bu alternatif ordu Kaddafi’ye büyük bir destek veriyor.

Libya’da halk isyanının çıkmayacağını düşündüren bir başka sebep de ekonomiydi. Petrol zengini ülke Afrika’nın en iyi hayat şartlarına sahip. Bu yüzden de Tunus ve Mısır halkını kasıp kavuran açlık ve fakirlik Libyalıları çok da etkilemiyordu.

Ülke halkının aşiretlere bölünmüş olması, siyasi partilerin yasaklı olması, sivil toplumun olmaması da isyanın organize edilmesini çok güçleştiren faktörlerdi. Üstelik Kaddafi petrolden gelen paralarla aşiret liderlerini kontrolü altında tutuyordu.

Libya ayrıca uluslararası baskılardan da komşuları kadar etkilenmiyor. Zaten Kaddafi uluslararası kamuoyu tarafından dışlanmış durumda. Mısır’ın en büyük müttefiki Amerika’nın ve Tunus’un sıkı ilişkiler içinde bulunduğu Avrupa’nın Libya üzerindeki etkisi çok sınırlı kalıyor.

Tüm bu sebeplere rağmen ülkede isyanın patlak vermesi tek bir şekilde açıklanabiliyor. Halkın demokrasi, eşitlik, özgürlük ve insan hakları arzusu ve tabii ki diktatörlük rejimine son vermek istemesi…