Son Dakika

Okunan haber:

AB'nin ortak dış politika çıkmazı


Avrupa

AB'nin ortak dış politika çıkmazı

Husnü Mübarek’in devrilmesinden 11 gün sonra, Avrupa Dışişleri Servis Şefi Catherine Ashton, Mısır’a üst düzey ziyaret gerçekleştiren isim olacaktı. Fakat İngiltere Başbakanı David Cameron ondan önce davrandı. euronews, bunun ne anlama geldiğini Brüksel’deki Libération gazetesinden Jean Quatremer’e sordu.

Frederic Bouchard euronews:

Avrupa diplomasisi somutluk anlamında sorun mu yaşıyor?

Jean Quatremer:

Elimizde yeniden bir kanıt var.İngilizlerin bunu sabote etmeye çalışması sürpriz değil. Avrupa dış politikası talepleri asla olmadı ve bunu gösteriyorlar. Biliyorsunuz, dışişlerine bir İngilizi atamanın, ortak dış politikada İngilizleri ikna edebileceğine sadece Fransızlar inandı. Yine görüyoruz ki sözkonusu görevlendirmenin bununla hiçbir ilgisi yok.

euronews:

27 üye arasındaki ayrışmada Ashton masum değil mi?

Jean Quatremer:

Ortak dış politikanın zorluğu, daha ziyade, 27 üye ülkenin diplomasi politikasının yerini almamış olmasından kaynaklanıyor. Ortak para birimi konusunda aynı şey yaşansaydı, örneğin, para birimlerini Euro’yla değiştirileceği yerde, rekabete sokulsaydı, bugün yaşayabileceğimiz kur uyumsuzluğunu varın düşünün artık. Şu anda dış politikada karşımızda duran tablo budur. Ulusal dış politikaları Avrupa dış politikasıyla değiştirmek yerine birbirleriyle rekabete soktuk. Bu biraz, ‘iyi olan kazansın’ meselesi gibi. Dış politikada Avrupa’nın tecrübesi, teknik bilgisi yok. Ulusal dış politikada mahir olanların istihbarat bilgisi toplama teşkilatlarında şunlar büyük olarak öne çıkıyor: İngilizler, Fransızlar, İtalyanlar ve Almanlar. Dolayısıyla işin başında ciddi bir mani var. Bazı ülkelerin bu ayrıcalıktan vazgeçmeye niyetleri olmadığı için mevcut fiyaskoyla başbaşa kaldık.

euronews:

Avrupalı liderler, Arap dünyasıyla ilişkilerini yenilemek zorunda. Bu, nasıl olacak?

Jean Quatremer:

Bugünkü Avrupalı liderler, gece, arabanın farlarına maruz kalmış tavşan misali. Kesinlikle harekete geçmekten acizler. Hazırlıksız yakalanıyorlar. Hiç kimse, Arap dünyasında yaşananları önceden göremedi. Olayların sonu nereye varacak bilmiyoruz. Açıkçası, Arap ülkelerine yönelik, İslam korkusu üzerine inşa edilen politika, ete kemiğe bürünmeyecek. Başka bir deyişle, İslamcılar nispeten oyunun dışında, dolayısıyla, belki bizim kadar demokratik olacak ülkelerle çalışmayı öğrenmek gerekecek ve bu, kolay olmayacak. Şu anda, Tunuslu gazetecileri aşağılayan Fransa’nın yeni Tunus büyükelçisiyle ilgili bir anekdot var. Bu, sözkonusu ülkelerle kurduğumuz ilişkilerin doğasına ışık tutuyor. Başka bir ülkede, Fransa’nın hiçbir büyükelçisi bu şekilde davranmaz. Büyükelçi, çalışanları ve hizmetçileriyle konuşuyor gibi davrandı. Büyükelçilik önünde 500 kişinin toplanıp gösteri yapmasıyla sarsıldı. Ardından özür dilemek durumunda kaldı. Avrupa Birliği’nin, bu ülkelerle ilişkisinin bir sembolü bu. Devrimlerle kenara savrulmayacaksak, değişiklikler süratle yerine getirilmeli.