Son Dakika

Okunan haber:

Sarkozy, Erdoğan’a Arap sokağını soracak


Türkiye

Sarkozy, Erdoğan’a Arap sokağını soracak

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine karşı çıkan cephenin bayraktarlığını yapan Nicolas Sarkozy, sonunda Türkiye’ye geliyor. 19 yıldan bu yana Türkiye’ye ikili düzeyde gelecek ilk Fransız cumhurbaşkanı olacak olan Sarkozy, Ankara’da sadece beş saat kalarak aynı gün Paris’e dönecek. Arap ülkelerindeki halk devrimleri karşısında benimsediği politika nedeniyle ülkesinde sert eleştirelere hedef olan Sarkozy, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Araplara ilham olan Türkiye modelini” soracak.

Mesaj yüklü “basit” bir ziyaret

Türkiye’ye ikili ziyaret kapsamında en son gelen Fransa cumhurbaşkanı, Sosyalist François Mitterand idi. Türkiye-Fransa arasındaki güçlü ticari ve kültürel ilişkilere rağmen, 1992’deki bu ziyaretten bu yana hiç bir Fransız cumhurbaşkanı Ankara’ya gelmedi. 2000’li yıllardan itibaren Ermeni meselesi yüzünden bozulan siyasi ilişkiler, Sarkozy’nin Türkiye tavrı nedeniyle son dönemde iyice gerildi. Fransa’daki Türkiye Mevsimi’nin kapanış töreni için Paris’e gelen Başbakan Erdoğan, her fırsatta Türkiye’nin Avrupalı olmadığını söyleyerek AB üyeliğine karşı çıkan Sarkozy’yi, değişen Türkiye’yi görmesi için Türkiye’ye davet etmişti.

Sarkozy’nin ziyareti bu davet üzerine gerçekleşiyor. Fakat; daha başlamadan diplomatik krize yol açan ziyaret; nezaketen yapılan, mesaj yüklü “basit bir programdan” ibaret.

Ziyaretin “basitliğine” yapılan vurgu, Elysee Sarayı’ndan: Bu, kesinlikle bir “devlet ziyareti” ya da “resmi ziyaret” değil, Sarkozy’nin, Fransa Cumhurbaşkanı olaraktan ziyade, G20 Dönem Başkanı sıfatıyla gerçekleştirdiği kısa bir “çalışma ziyareti”, “basit bir program”. Fransa Cumhurbaşkanı, gelişmekte olan diğer ülkelere yaptığı geniş katılımlı ziyaretlerin aksine, Türkiye’ye yalnız geliyor. Beraberinde sadece Tarım ve Balıkçılık Bakanı Bruno Le Maire olacak. İki ülke arasında 12 milyar Euro’yu bulan ticari ilişkilere rağmen, Sarkozy’nin delegasyonunda hiç bir işadamı bulunmuyor. Oysa, Türkiye Fransa için AB dışında, ABD ve Çin’in ardından Rusya ile birlikte üçüncü büyük “müşteri”. Türkiye’de 400 civarında Fransız şirketi bulunuyor.

Sarkozy’nin ekibi, Türkiye ziyaretinin “basitliğini” Fransız kamuoyuna göstermek için elinden geleni yapmış gibi gözüküyor. Sarkozy, bu yıldırım ziyaretle hem Erdoğan’a verdiği ziyaret sözünü tutmuş, hem de cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Türkiye karşıtı kamuoyuna Türk dostu görüntüsü vermemiş olacak. Aynı gerekçelerden dolayı, Jacques Chirac’ın giderayak karar verdiği, Sarkozy’nin düzenlemek zorunda kaldığı Türkiye Mevsimi de sembolik düzeyde önemsizleştirilmişti.

Arap diplomasisini soracak

Paris’te ziyaret her ne kadar, kamuoyu kaygısıyla G20 kapsamında sunulmaya çalışılsa da, görüşmelerin en sıcak gündemlerini ikili ilişkiler oluşturacak. Ankara, Fransa’nın isteksizliğine rağmen Sarkozy’nin Türkiye tavrını masaya getirecek ve çok net mesaj verecek.

Fransızlar ise, kendilerinin de nüfuz bölgesindeki “çok sayıda ülkeye ilham kaynağı olan, Arap liderlerden sık sık duydukları Türkiye modelini” soracak.

Arap ülkelerindeki halk devrimleri, birer birer düşen diktatörler kadar Fransız diplomasisini de vurmuş durumda. Fransız Dışişleri Bakanı’nın, Tunus’ta isyan kıvılcımı parlarken, Bin Ali’ye yakın bir işadamının uçağıyla tatile gittiği ortaya çıktı. Paris, Tunus’ta olayların büyümesiyle Tunus’a polis yardımı bile önerdi. Medya, ardından Başbakan François Fillon’un ise Hüsnü Mübarek’in uçağıyla tatile gittiğini ortaya çıkardı. Paris’in Arap dünyasını saran devrimler karşısındaki tutumuna en son bir grup diplomat Le Monde gazetesinde ortak bildiri yayınlayarak tepki gösterdi.

Fransız diplomasisi tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşarken, yarı-başkanlık sistemi kapsamında dış işlerini elinde tutan Elysee Sarayı, ziyaret öncesi, Türkiye’nin olaylar karşısındaki stratejisine övgü yağdırıyor. Türkiye’nin komşularıyla geliştirdiği “0 sorun” siyasetinin “başarıyla uygulandığına” dikkat çeken, Sarkozy’ye yakın üst düzey kaynaklar, “Görüştükleri Arap liderlerin Türkiye’yi referans verdiklerini, Türk modelinden bahsettiklerini” belirterek görüşmede Türkiye’nin Arap politikasını da konuşacaklarını dile getiriyor. Türkiye ile Fransa’nın Ortadoğu’da kendilerine biçtikleri nüfuz bölgelerinin büyük oranda birbirini kapsaması Fransa’nın bu ilgisini, zaman zaman endişeye de dönüştürüyor. Fransa, şimdiye kadar Türkiye karşısında özellikle Mısır’ı öne çıkarak, muhatap alarak Ortadoğu’da, Arap dünyasında söz sahibi olmak istiyordu. Arap devrimleriyle, artık adından bile sözedilmeyen Sarkozy’nin, Mısır’la birlikte gündeme getirdiği Akdeniz İçin Birlik projesi de bu amaçla atılan adımlardan biriydi. Akdeniz İçin Birlik projesi de, Mübarek ve Bin Ali’nin düşüşüyle projeler mezarlığında yerini almış gözüküyor.

Türkiye karşıtlığı şiddetlenebilir

AB konusunda ise Fransa’nın, Sarkozy ile bir tavır değişikliğine gitmesi mümkün gözükmüyor. Sarkozy’nin “tam üyeliğe götürdüğü” gerekçesiyle bloke ettiği beş fasıl, Sarkozy Elysee Sarayı’nda kaldıkça bloke kalacak. Cumhurbaşkanı’nın yakın danışmanları, bunu açıkça ifade ediyor. Paris, dikkatleri üzerinden dağıtmak için AB konusu açılınca şimdilik Kıbrıs meselesi yüzünden bloke edilen fasılları öne çıkarıyor.

Sarkozy’nin, Türkiye karşıtlığında ısrarının ve geri adım atamayacak olmasının nedeni, 2007’de kendisini cumhurbaşkanı yapan seçim stratejisi ve bu süreçte kamuoyuna verdiği taahhütler. Ve yeni seçimler.

Fransa’da; İslam, Türkiye, yabancılar ve göç gibi konularda ırkçı görüşlere sahip yüzde 20’lere varan bir seçmen kitlesi bulunuyor. 2002’deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, aşırı sağcı Ulusal Cephe lideri Jean Marie Le Pen, ana muhalefet partisi Sosyalist Parti’nin adayını geride bırarak Chirac ile ikinci tura kalmıştı. Sarkozy, 2007 seçimlerinde stratejisini, yüzde 17 civarındaki aşırı sağcı seçmeni kazanmak üzerine kurdu. Bunun için de, aşırı sağın argümanlarına sarılarak zaman zaman Le Pen’i aratmayan çıkışlarda bulundu. Sonuçta Le Pen’in oylarını alarak Elysee Sarayı’na çıktı. Jean Marie Le Pen’in yönetimi bıraktığı kızı Marine, şimdiden gelecek cumhurbaşkanlığı seçimlerinin favori isimlerinden. Anketlere göre, oy oranı yüzde 19’a yaklaşıyor. İkinci kez cumhurbaşkanı olmak isteyen Sarkozy, Sosyalistler karşısında başarılı olabilmek için, tıpkı 2007’deki gibi, aşırı sağın oylarına muhtaç. Seçim yarışının çoktan başladığı ülkede Sarkozy, aşırı sağcı kamuoyunu kazanmak için mesaj vermeye başladı bile. Marine Le Pen’in ortaya attığı, sokaklarda namaz tartışmasına sarılarak önümüzdeki haftalarda ulusal çapta yeni bir İslam tartışması başlatmaya hazırlanıyor. Oy derdine düşen Sarkozy’nin, Türkiye gibi Fransa’da önemli bir seçmen kitlesini heyacanlandıran, harekete geçiren seçim malzemesinden vazgeçmesi zor. Bilakis, şimdiden babasını geride bıracakağı izlenimini veren bayan Le Pen ile girecekleri bir Türkiye karşıtlığı yarışında daha da ileri gidebilir.

Ali İhsan Aydın, Paris