Son Dakika

Okunan haber:

Tarlalardan parlamentoya


DÜNYA

Tarlalardan parlamentoya

José Bové bildiğiniz Fransızlara benzemiyor.

Bazen Seattle’da kalabalıklar içinde beliriyor. McDonalds inşaatını engellerken, GDO’lu mısırı tepelerken, elleri kelepçeliyken, çok uluslu şirketleri protesto gösterilerine öncülük ederken görüyoruz onu. Aslında o, bir çiftçi. İki yıl önce küçükbaş hayvancılığı bırakıp, siyasete atıldı. Eski Larzaclı sendikacı çiftçi şimdi Avrupa Parlamentosu vekili:

“Ruhumu şeytana sattığımı düşünmüyorum. Kararların alındığı yerdeyim. O yüzden buradayım. Benim için önem ihtiva eden tarladaki mücadelelere sırtımı dönmüş değilim. Mesela şu anda çok uluslu petrol arama şirketleriyle dövüşüyorum. Bunu yapmalarına izin vermek çılgınlık. Bence yerel bazda mücadeleye girilmesi mühim. Aynı zamanda Avrupa seviyesi ve uluslararası zeminde de harekete geçmek gerekli.”

Bove’yle, Avrupa Parlamentosu oturumu için geldiği Strasbourg’taydık. İki asistanı günün programını hazırlamış. Bütün oturumlar öncesi bilgilendiriliyor. O, artık bu maratona alışkın.

“Etkili olmak istiyorsanız, işleyişi anlamak zorundasınız. Aksi halde, Avrupa Parlamentosu’nda havanda su döversiniz. Bu, doğru. Gerçekten bir yığın konuyu ele almak üzere burada toplanıyoruz. Eğer belli bir hedefe kilitlenmezseniz, savrulur gidersiniz. Buraya geldiğimde amacım netti: Tarım ve uluslararası ticaret sorunları. Bunlar benim ana hedeflerim.”

Bove, 2009’da Yeşiller üyesi olarak parlametoya girdi. Ardından meclis tarım komisyonunda başkan yardımcılığı koltuğuna oturdu. Bu, Avrupalı çiftçileirn haklarını korumak açısından stratejik bir konumdu.

Genel kurul salonundan ayrılırken Bove’yi, Yeşiller’in lideri Kızıl Dany lakaplı Daniel Cohn Bendit’le buluyoruz. İkili, 2005’te Avrupa anayasasıyla ilgili Fransa’da yapılan referandumda birbirlerine tamamen zıttı. Ama şimdi köprünün altından çok sular aktı:

“Bazı eleştirilerinde haksız değildi. Farklı yollardan gitmeyi seçtik. Karşı olduğu şeye rağmen, bunun ileriye adım olduğunu söyledik. İlerlemeye rağmen, lehte oy kullanamayacağımızı söyledi. Mesele, herşeyin üzerinde uzlaşma değil, mesele istişare edebileceğimiz, farklı görüş ayrılıklarını tartışabileceğimiz aynı siyasi sahada yeralmak.”

Jose Bove, 2005’te üretim artırma modeline karşı çıktı. Bunun onu, Avrupa karşıtı yapmayacağını belirtiyor.

“Öncelikle ben, bir federalistim. Çünkü bugün en büyük engeller, Avrupa’nın evrimine mani olan ulus-devletler. Burada bütçenin devreye girdiğini görüyoruz. Avrupa bütçesi, bütün Avrupa ülkelerinin toplam üretiminin yüzde 1’inden az. Bu, saçma. Ülkeler şunu anlamalıdır ki 500 milyonluk nüfusunun geleceği, gerçek anlamda bütçe oluşturmaya bağlı. Dolayısıyla federal Avrupa’ya dayalı.”

Strasbourg’un popüler mekanlarından birine gidiyoruz. Bove, yerel ve Avrupalı gazetecilerin katıldığı bir tartışmaya evsahipliği yapıyor.

GDO’lu tarım, emtia spekülasyonu ve iklim değişikliği tartışma gündeminin ilk sıralarında. Tarımda kullanılan doğal olmayan ürünlerin hakkında parlamento raporunu yazmakla görevlendirildiğini duyurmaktan mutlu. Medya etkisinin iki yüzü olduğunu kabul ediyor:

“Eğer orada değilseniz, insanlar sizin olayların dışında kaldığınızı belirtip bunu aleyhinize kullanıyor. Ama birkaç kez sizi ekranda görünce, ‘yine o, ondan başka kimseyi görmüyoruz’ diyorlar. Denge sağlamak çok çetrefilli. Ne yaparsam yapayım, günlük olayların içinde yeralmaya çalışıyorum.”

Bove, Fransız gazeteci Jean Quatremer’le yazdığı kitaptan bahsetmek üzere de burada. Kitap, Bove’nin Avrupa vizyonunu anlatıyor. Ölümsüz başkaldırı imajını sarsmak güç.:

“McDonald’s‘ı yıkmaya girişmek, GDO’lu tarım arazilerini tahrip etmek gibi eylemlerle medyanın ilgisini çeken, bıyıklı, Asterix gibi bir tarafı var. Siyah ve beyaz kadar basit. Medya, gri noktaları sevmez. Ancak bizim de olayları net şekilde görmemiz gerekiyor. Bu çizgi karakteri kullanıyor. Faydası da oldu. Çünkü insanlar, sıradan, karmaşık olmayan, başka bir karakterle özdeşleştirebilecekleri kişileri seviyor. Bunu karmaşıklığa ilişkilendirmek zor.”

Parlamentoya dönüyoruz. Ortadoğu çalışma grubu toplantısı yapılıyor. Bove katılmak istiyor. Fransa’nın eski BM büyükelçisi Stéphane Hessel onur konuğu. O ve Bove gibi çevreciler, uzun ve yakın görüş alışverişini seviyor:

“Gördüğüm kadarıyla, hiçbirşey başaramayan çok uslu insanlarımız var. Ama birkaç zıpçıktımız da mevcut. Birine bağlandığınız zaman bırakamıyorsunuz. Çünkü sıradışı çıkışları bize gerçek değerlerin yolunu gösteriyor.”

Saatler 8 oldu. Bove’nin işi henüz bitmedi. Yerel seçimlerde yarışacak Avrupa Ekoloji partisi adaylarına desteğini göstermek üzere Strasbourg’un fakir mahallelerinden birine gidiyor. Burada da her zamanki gibi sözünü esirgemiyor:

“Herşeyden evvel ben özgürüm. Umrumda değil. Avrupa için varım. Dolayısıyla bu akşam, istediğimi söyleyebilirim.”