Son Dakika

Fildişi Sahili'nde ''şeytana pabucunu ters giydiren adam''

Okunan haber:

Fildişi Sahili'nde ''şeytana pabucunu ters giydiren adam''

Metin boyutu Aa Aa

Hapishane numarası hiç kimseye bu kadar şanslı gelmemişti. Laurent Gbagbo politikaya hapishanede atıldı. Orta gelirli bir aileden gelen siyahi lider 1945 doğumlu.

Gençliği boyunca sendikalarda ve hükümetlere karşı oluşturulan muhalif gruplarda aktif rol oynadı. Doğru zamanda doğru kişilerle yaptığı ittifaklar sayesinde hedefine her zaman ulaşmayı bildi. Fakat son başkanlık seçimleri herşeye hazırlıklı bu politikacıya beklemediği bir oyun oynadı.

Hırslı politikacı siyasi hayata ilk adımını 70’lerin başında attı. Bir ideali vardı: sendikacılık; bir de düşmanı: ülkeye bağımsızlığını kazandıran Houphouet Boigny. Dönemin devlet başkanı, gbagbo’nun harekete geçmesine fırsat vermeden onu ülkeden sürdü.

Hapishanede geçen yıllar ve Fransa’daki sürgün hayatının ardından yaşlı kurt politikaya geri döndü. Aldığı ilk kararsa hapishaneye gönderdiği Ouattara ile ittifak kurmak oldu. İki lider el ele verip ortak düşmanları Henri Konan Bedie’yi 1995’ten itibaren protesto etti.

1999’da bu ikilinin yardımları general Guei’nin askeri darbeyle yönetimi devralmasını sağladı.

Bédie’nin yarattığı ‘‘Sahilli olmak’‘ kavramına karşıymış gibi davranan Gbagbo, daha sonra miiliyetçi akımları eski dostu Ouattara’ya karşı kullanmaktan çekinmedi.

2000’de, milliyetçilik silahını çok iyi kullanan Gbagbo, Ouattara’nın da aralarında bulunduğu birçok rakibinin başkanlık seçimlerine katılmasını engelledi.

General Guei, çevirdiği dolaplardan dolayı başkana ‘‘şeytana pabucunu ters giydiren adam’‘ adını verdi.

2002’de yapılan seçimlerse ülkenin kuzeyi ile güneyi arasındaki düşmanlığı su yüzüne çıkardı. Gbagbo’nun Roma ziyaretinden faydalanmak isteyen kuzeydeki Müslümanlar Ouattara’nın da desteğiyle başarısız bir darbe girişiminde bulundu. Bir iç savaşın patlak verdiği ülkeye BM’nin müdahalesi gecikmedi. Gbagbo durumu hızla kendi lehine çevirdi.

2003’teyse Fransa’nın ön ayak olduğu ve iç savaşı sona erdirmeyi amaçlayan Marcousis anlaşmasına imza attı. ‘‘Acılı ama gerekli bir çözüm’‘ olarak nitelediği anlaşmayı kamuoyunda savunan politikacı, kulislerdeyse yerden yere vurdu.

Ülkede şiddetse ancak 2007’de sona erdi. Bu olumlu havadan faydalanan tek kişi ise yine Gbagbo’ydu:

“Ülkenin birlik ve beraberliğe kavuşmasından çok memnunum. Gerçekten tek isteğim buydu.’‘

Fakat yine ayrılıkçı fikirler tüm ülkeyi hızla sardı. Bakalım şeytana pabucunu ters giydiren adam bu durumdan da faydalanabilecek mi?