Son Dakika

Okunan haber:

Putin de vizyonunu açıkladı


Rusya

Putin de vizyonunu açıkladı

Önümüzdeki yıl yapılacak devlet başkanlığı yarışında tekrar aday olabileceğini açıklayan Rusya Başbakanı ve bir önceki devlet başkanı Vladimir Putin, Rusya’yla ilgili vizyonunu açıkladı.

Putin bugün parlamentoda yaptığı konuşmada, öncelikli hedef olarak ülkedeki doğum oranını arttırmak istediğini söyledi ve geleceğe dönük ilgi çekici çıkarımlarda bulundu.

Daha çok bebek, daha güçlü Rusya…
Putin, ülkede doğum oranının 2015’e kadar yüzde 25-30 oranında artması için 1,5 trilyon ruble (yaklaşık 81 milyar TL) para harcanacağını açıkladı. Rus başbakan, parlamentoda yaptığı konuşmada, ülkenin azalan nüfusunu dengeleme amacıyla demografi projelerine yatırım yapacaklarını belirterek, ilk tahminlere göre de 2011 ve 2015 yılları arasında harcanacak miktarın yaklaşık 1,5 trilyon ruble olacağını söyledi.

Ülkeyi doğru istikamette tutmak için ‘doğruluğu kanıtlanmamış liberal deneylerden’ ve sosyal demogoji ürünü uygulamalardan uzak durmaları gerektiğini belirten Putin, ‘‘Rusya’nın 2020 yılına kadar dünyanın beş büyük ekonomisinden biri olabileceğini’‘ öne sürdü. 2020 yılına kadar kişi başına düşen milli gelirin yıllık 35 bin dolara çıkması gerektiğini ifade eden Rusya başbakanı, Rus ekonomisinin dış tehditlere karşı koymak için güçlü olması gerektiğine işaret etti.

Putin, ‘‘Ekonomik zayıflık ve dış şoklara duyarlılık milli egemenliğe tehditler yöneltir. Samimi olmak gerekirse modern dünyada zayıf düşerseniz, hangi yöne gitmeniz konusunda size tavsiyede bulunacak biri kesinlikle çıkacaktır’‘ şeklinde konuştu.

Petrol gelirlerine bel bağlamayalım…

Ülkenin son yıllarda kasasını doldurmasına yardım eden petrol gelirlerine de atıfta bulunan Putin, “şahit olduğumuz bu ‘petrol bereketi’, aslında acilen yeni bir ekonomik gelişme modeline dümen kırmamız gerektiğini de gösteriyor” dedi. Enerji ve maden ihracatına dayalı ekonomiyi çeşitlendirmenin yollarını arayacaklarına işaret eden Rus başbakan, dış dünyaya bağımlılığın azaltılması için bunun kaçınılmaz olduğuna dikkat çekti. Çeşitlilik adına bazı stratejik sektörlerdeki sınırlamaları kaldıracaklarını belirten Putin, 2010’da 40 milyar dolarlık yabancı yatırım çektiklerini, önümüzdeki bir kaç yıl içinde bu rakamı 50-60 milyar dolara çıkarmak istediklerini de sözlerine ekledi.

“Petrolümüze talep artacak”

Bir numaralı petrol üreticisi olma statüsü doğrulanan Rusya, bir süredir yüksek petrol fiyatlarının getirdiği rahatlığı yaşıyor. Putin, ekonomide çeşitlilik çağrısı yapmasına rağmen, Fukuşima’da yaşanan nükleer krizden dolayı Rusya’nın enerji arzına dönük talebin daha da artmasını beklediklerini söylemeyi de ihmal etmedi. Rusya’nın gayri safi yurtiçi hasılası(GSYH) bu yıl ilk çeyrekte yüzde 4,4 büyüdü. Enflasyonunsa bu yıl yüzde 6,5-7,5 aralığında olması bekleniyor. Bu rakamlarla Rusya, ekonomik performans olarak G8 üyelerinin en parlağı olarak ön plana çıkıyor. Ülke 1999-2008 yıllları arasında yakaladığı ortalama yüzde 7’lik büyüme hızıyla, Yeltsin’li çalkantılı yılların kötü izlerini temizlemeyi başardı.

Eski ihtişamın peşinde…

Rusya başbakanı, güçlü Rusya profili çizmeye çalıştığı konuşmasında olası düşmanlara gözdağı vermeyi de ihmal etmedi. Amerika’nın meşhur füze savunma kalkanını delebilecek potansiyele sahip olduğu iddia edilen İskender-M füzelerinin üretimini 2013’de ikiye katlayacaklarını açıklayan kurt politikacı, 2020’lere dek savunma bütçesi için 760 milyar dolar ayıracaklarını beyan etti. Ve ekledi: Hedef, askeri teknolojide Sovyet dönemindeki ihtişamı yeniden yakalamak…

Eski bir KGB ajanı olan Putin, 2000 ve 2004 yıllarında devlet başkanlığı yapmış, anayasanın peşpeşe gelen 3. bir döneme izin vermemesi nedeniyle 2008’de yerini, yakın adamlarından, 45 yaşındaki hukukçu Dimitri Medvedev’e bırakmıştı. Yabancı sermayeyi çekme ve devlet şirketlerindeki hükümet etkisini sınırlama konusunda istekli görünen Medvedev de gelecek yıl yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinde aday olabileceğini söylüyor.

Önce istikrar

Başbakan Putin otoriter eğilimleriyle dikkat çekerken, Medvedev Rusya’nın liberal yüzünü temsil ediyor ve selefinin aksine batıyla ilişkilerin sıkılaştırılmasını savunuyor. Sık sık Batı tarafından demokrasiyi hırpalamakla eleştirilen Putin’in bu eleştirilere dönük yanıtıysa net: “Siyasi istikrar hızlı liberalleşmeden daha önemlidir.”