Son Dakika

Okunan haber:

Çernobil: Sınırsız güç açığa çıktı, dünya karıştı


Ukrayna

Çernobil: Sınırsız güç açığa çıktı, dünya karıştı

Bugün Çernobil faciasının 25. yıl dönümü. İnsanoğlu ilk kez 25 yıl önce bugün, sınırsız gücün yıkıcılığıyla tanışmıştı. 26 Nisan 1986’da, o zamanki Sovyet şehri Kiev’deki Çernobil nükleer santralindeki patlama, Japonya’ya atılan atom bombalarından sonra evcilleştirilerek sadece enerji üretiminde kullanılan atomun, ölümcül çirkin yüzünü bir kez daha gösteriyordu. Şimdi gelin o kara güne uzanalım.

Çernobil Nükleer Santrali’nin 4 numaralı reaktöründeki ekip bir sonraki gün yapılacak tehlikeli bir test için hazırlık yapıyordu. Elektrik destek ünitesi devreden çıktığında türbinlerin ne kadar daha dönmeye ve güç üretmeye devam edeceğini ölçeceklerdi. Tehlikeli bir testti; ama daha önce de yapmışlardı. Hazırlığın bir parçası olarak, otomatik güvenlik kapama mekanizması da dâhil olmak üzere, bazı kritik kontrol sistemlerini devre dışı bırakmışlardı. 26 Nisan sabahı saat 01.00’de, soğutucu su akışı azalmaya ve güç artmaya başladı. Saat 01.23’te sorumlu operatör, düşük güç seviyesindeki reaktörü kapamak için harekete geçti, ama geç kalmıştı. Daha önceki hatalarla ortaya çıkan domino etkisi, inanılmaz bir güç artışına neden oldu. Peşpeşe meydana gelen buhar patlamaları, içinde nükleer enerjiyi hapseden bin tonluk koruyucu kalkanı tuzla buz etti.

Sınırsız ve kontrolsüz güç gün ışığına çıkmıştı!

Ortaya çıkan amansız yangını söndürmek tam 9 gün sürdü. Helikopterlerle reaktörün üzerine 5 bin ton kum, borak, kil ve kalsiyum atıldı. Ortaya çıkan radyasyon o kadar yoğundu ki (Binlerce kilometre uzaktaki İsveç’te bile radyasyon artışı gözlemlenebilmişti!), söndürme çalışmalarında yer alan pilotların ve itfaiyecilerin hepsi birkaç gün içinde öldü. Sovyet sistemi, o nöbet esnasında çalışan herkesi tutukladı. Hatta korunağın erimesini engellemek için zincirleme reaksiyonu durdurmayı deneyen görevli bile, 14 yıl hapse mahkûm olmuştu. Ama buna gerek kalmayacak, adam zaten 3 hafta içinde, diğer yüzlercesi gibi, aşırı radyasyondan ölecekti. Kremlin yönetimi, benzer kaotik vakalarda olduğu gibi hemen karartmaya gitti. Hiçbir şey olmamışcasına Kiev’de halk 1 Mayıs gösterilerine katılmaya zorlandı. Sovyet halkı hariç, neredeyse tüm dünya kötü bir şeyler olduğunu fark etmişti. Rus halkı olan biteni, ancak 7 Mayısta öğrenebilecekti. Durumun giderek sarpa sardığını fark eden dönemin SSCB Başkanı Mihail Gorbaçev nihayet kazayı resmen dünyaya ilan etmek zorunda kaldı.

Neyi değiştirdi?

Çernobil, 1979’da Amerika’daki Three-Mile Island Nükleer Santrali’ndeki kazadan sonra dünyanın şahit olduğu en büyük nükleer yıkım ve ilk büyük endüstri felaketi olma özelliğini koruyor. Bununla birlikte, bu büyük kaza, nükleer enerji kullanımında radikal değişikliklere yol açmadı. Bununla birlikte eski model nükleer santrallerin tasfiyesini hızlandırdı ve yenilerindeki güvenlik önlemleri de arttırıldı.

Akılda kalanlar

Kazanın olduğu ilk yıl 650 bin dolayında insan, bölgedeki nükleer temizlik çalışmalarında görev yaptı.

Çernobil’in faturası ağır oldu. 30 kişi ilk patlamada öldü. 15 bin yardım görevlisi ilerleyen yıllarda öldü. 50 bin yardım görevlisi sakat kaldı. 5 milyon kişi radyasyona maruz kaldı. 52 bin kişi Çernobil ve civarını terk etti.

Kaza sonucu yayılan radyasyon Çernobil ve çevresinde 48 bin yıl kadar daha kalacak! İnsanların bölgede tekrar yaşamaya başlaması için ise bir 300 yıl kadar geçmesi gerekiyor.

Çernobil bu kazadan sonra bile, 14 yıl kadar daha elektrik üretmeye devam etti. Santral ancak 2000’de tamamen kapatılabildi.

Reaktör ve etrafındaki yerleşim bölgesinin bulunduğu 30 kilometre karelik alan, halen dış dünyadan tecrit edilmiş durumda.

Çernobil faciası sonrası radyoaktif madde taşıyan bulutlar Avrupa ülkelerinin yanı sıra Türkiye’ye de ulaştı. Kazanın, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ve devlet eliyle ‘hasır altı edildiği’ savunulan etkileri, bugün bile sıcak bir tartışma konusu olmayı sürdürüyor.

Çernobil’den yayılan radyasyon bölge ülkelerinde olduğu gibi, Türkiye’de de endişeye neden olmuştu. Özellikle Karadeniz’deki çaylara radyasyon bulaşmış olmasından korkuluyordu. Bunun üzerinde dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, TV’ye çıkarak canlı yayında çay içti. Aral, “Dininize, imanınıza inandığınız gibi biliniz ki, Türkiye’de kesinlikle böyle bir tehlike mevcut değildir” diyordu. Dönemin Başbakanı Turgut Özal “radyoaktif çay daha lezzetlidir” diyerek basına poz verirken, Cumhurbaşkanı Kenan Evren de koroya katılmıştı: Radyasyon kemiklere yararlıdır.