Son Dakika

Okunan haber:

Röportaj - Libya nereye gidiyor?


Libya

Röportaj - Libya nereye gidiyor?

Libya’da Muammer Kaddafi ve muhalifler arasında ortaya çıkan denge, NATO’nun hava gücüyle muhaliflerin yanında yer almış olmasına rağmen bozulmuyor. Geçtiğimiz günlerde NATO uçakları önce Libya lideri Muammer Kaddafi’nin konutunu hedef aldı, ardından da yakınlarının bulunduğu binaları. Kadaffi’nin bir oğluyla üç torununun öldüğü saldırıların ardından NATO’nun Libya’daki rolü tartışılmaya başlandı. Libya’da neler oluyor ve bundan sonra neler olabilir mi? Kaddafi’nin iktidarda kalması mümkün mü? Bu ve benzeri soruların cevaplarını bölgeyi iyi bilen iki uzmanla; Middle Easts Institute’den David Mack ve United States Institute of Peace’den Lawrence Woocher’la konuştuk.

Önce Amerikalılar insansız uçakları Libya’ya yolladı, ardından da Kaddafi ve yakınlarına ait binalar bombalandı. Öyle görünüyor ki NATO gayretlerini arttırma çabasında. Bu durum cephedeki kilidi açabilir mi? Ya da bu ‘yenişememe’ durumunu ne değiştirebilir?

Mack:
Her ne kadar NATO’nun hava gücünün baskısını arttırmasıyla Misurata’daki Kaddafi güçlerinin kuşatması kaldırılabilir, Ecdebiye ve Brega’daki saldırılarının önüne geçilebilir olsa da, ülke genelinde süren çatışmalardaki bu ‘iki ileri bir geri’ durumunun kısa vadede çözüleceğini beklememeliyiz.

Woocher:
Ne şu an cephedeki duruma ne de bu durumun nereye doğru seyrettiğine dair kesin bir şeyler söyleyebiliriz. Kesin olan şu ki, Kaddafi rejimi, bazılarının beklediğinden, ya da umduğundan, daha dişli çıktı. Buna rağmen NATO’nun baskıyı arttırması Kaddafi’nin kurmaylarının yaptığı hesapları değiştirmede başarılı olabilirse, rejimin fazla direnebileceğini sanmıyorum.

Son bombardımanların ardından NATO’nun Kaddafi’yi fiziksel olarak ortadan kaldırmayı hedeflediğini düşünüyor musunuz?

Mack:
Kaddafi’nin fiziksel olarak hedef alınması söz konusu değil. NATO’nun hedefi, Kaddafi güçlerinin sivil halka dönük saldırılarının önüne geçilebilmesi için bu güçlerin sevk ve idare edildiği komuta kontrol sistemlerini ortadan kaldırmak.

Woocher:
NATO müttefiklerinin Kaddafi’nin Libya sahnesinden inmesini istediklerine şüphe yok. Ama bunu kendilerinin değil, bizzat Libya halkının yapmasını istediklerini düşünüyorum. Sonuç olarak hem Amerika’nın hem de müttefiklerinin yapmak istedikleri şu: Kaddafi’ye, Libya’nın geleceğinde kendisine yer olmadığına, bundan başka bir seçenek bulunmadığına dair güçlü sinyaller yollamak.

Durum öyle görünüyor ki NATO ülkeleri bu operasyonun siyasi ve stratejik hedefleri konusunda fikir birliği içinde değiller. Rejim değişikliği tüm üyeler tarafından nihai hedef olarak görünmüyor. Albay Kaddafi NATO içindeki bu uyuşmazlıktan mı istifade ediyor? Cephedeki kilitlenme üyeler arasındaki bu uyuşmazlıktan mı kaynaklanıyor?

Mack:
Daha önce de söylediğim gibi, askeri operasyonların hedefi Libyalı sivilleri saldırılardan korumak ve insani yardım çabalarının Kaddafi güçlerinin müdahalesi olmaksızın sürmesini sağlamak. Aralarında Amerika’nın da olduğu değişik NATO hükümetleri Kaddafi’nin güç kullanılarak indirilmesi konusunda fikir beyan etti. Ama bu hedefe ulaşmak için alınabilecek askeri olmayan önlemler de var. Libya hükümetine uygulanan ekonomik yaptırımlar, seyahat kısıtlaması, Kaddafi’nin yakın çevresindekilerin mal varlıklarının dondurulması gibi. Burada yollanmak istenen mesaj şu: Libya hükümeti artık uluslararası bir parya olmuştur, Arap ve Afrika hükümetlerinin de bir parçası olduğu dünya cemiyetinden izole edilmiştir.

Woocher:
Evet, nihai hedef konusundaki bu çok seslilik şüphesiz ki NATO’nun işini zorlaştırıyor. Ama Kaddafi’nin bu bölünmüşlükten yapabileceği oranda istifade edebildiği kanaatinde değilim. Eğer sivil hedeflere saldırmasa ve silahlı isyancılarla silahsız halkı ayırdetmek için özen gösterse, BM’nin sivil halkın korunması yönündeki kararının hayata geçirilmesinin tek yolunun, Kaddafi’nin devrilmesinden geçtiği tezini ortaya sürmek daha zor olurdu.

NATO şu ana dek kara birliklerini göndermeye yanaşmadı. Bu şartlar altında Kaddafi devrilebilir mi?

Woocher:
Kaddafi’nin NATO kara birlikleri olmadan da devrilmesinin mümkün olduğuna inanıyorum. Buna karşın Kaddafi sonrasındaki Libya’da, çatışma sonrasında başarılı bir geçiş dönemi yaşanmasının kilidi olan iç güvenliğin sağlanması için etkin bir güvenlik gücüne ihtiyaç duyulacaktır. Profesyonel bir Libya ordusu ya da ulusal polis gücü olmadığı sürece, bağımsız dış güçlerin güvenliği sağlamasına ihtiyaç duyulacak. Buna karşın bu güçler nasıl sağlanacak, bilinmiyor. BM’nin barış gücü zaten son limitte. Afrika Birliği’nin gücü sınırlı. Orta doğu ve Kuzey Afrika’daki çalkantılar göz önünde bulundurulduğunda, bu mesele tam bir muamma olarak görünüyor.

Mack:
Kaddafi ‘son kurşuna dek savaşacağım’ demişti ve bana göre söylediğini yapacak biri gibi görünüyor. Buna karşın hem aile bireyleri hem de yakın çevresindeki sadık adamlarına da bağımlı durumda. Bu kişilerin Kaddafi’yle aynı akıbeti paylaşıp paylaşmak istemediğini bilmiyoruz. Uluslararası baskı hem askeri hem de diplomatik alanlarda şu an olduğu gibi devam ederse, bu kişiler de kendi kaderlerini Kaddafi’ninkinden bağımsız bir şekilde düşünmek zorunda kalacaklardır.


David Mack: 1986-1989 yılları arasında ABD'nin Birleşik Arap Emirlikleri büyük elçiliği görevini yürüttü. 1990-93 yılları arasında Amerikan dışişleri bakanına Yakın Doğu danışmanlığı yaptı. Dışişleri bakanlığı bünyesinde Irak, Ürdün, Lübnan, Libya, Tunus ve Suudi Arabistan'da görev yaptı. Libya uzmanı. Halen Middle East Institute'de uzman olarak çalışıyor.


Lawrence Woocher: Uzmanlık alanı çatışma analizi ve önleme olan Woocher, toplu kıyımlar ve soykırımların önlenmesi konusunda çalışmalar yapıyor. Eski ABD dışişleri bakanlarından Madeleine Albright ve eski ABD savunma bakanlarından William Cohen'in başkanlığını yaptığı Soykırım Önleme Görev Gücü'nde baş uzman olarak görev aldı. George Washington Üniversitesi'nde Uluslar arası ilişkiler dersi veriyor.