Son Dakika

Okunan haber:

"Mladiç, kendini Napolyon zannediyordu"


Sırbistan

"Mladiç, kendini Napolyon zannediyordu"

Ratko Mladiç‘in yakalanması, Bosnalı Müslümanlar’ın Avrupa’nın göbeğinde maruz kaldığı soykırımı bir kez daha gündeme taşıdı. 1992-93 yıllarında BM’nin Bosna’daki güçlerinin başındaki Fransız general Philippe Morillon, sık sık görüştüğü, satranç oynadığı Mladiç‘i anlattı.

Philippe Morillon:

“Bu, onunla oynadığımız satrancın bir parçasıydı. Aslında Bosna’da gücü elinde bulunduran kişi Mladiç idi. Bosnalı Sırpların başkanı Karadziç, onun elleri arasında bir kuklaydı. Yaptığımız müzakerelerde Mladiç‘ten geçmeden bir sonuç alamıyordum. Kendini Napolyon zannediyordu. Çevresindekilerin, bunu demesinden çok hoşlanırdı.”

euronews:

“Size göre, eski Yugoslavya’daki felaketin en büyük sorumlusu Mladiç mi ?”

Philippe Morillon:

“Evet. Felaktin uzamasından kesinlikle o sorumlu. Cenevre’de müzakere edilen barış görüşmelerine karşı çıkan kişi o. Pale’de tam bir darbe yaptı ve Karadziç‘e rağmen barış planının Bosnalı Sırplar’ın parlamentosunda reddedilmesini sağladı. Bu şekilde tüm bölgenin çektiği acıları en az iki yıl uzattı. O ülkesine hizmet etmek yerine Büyük Sırbıstan’ın kurtarıcısı olmak istiyordu. Sırpların düşüşünü hızlandırdı ve 1995 Temmuz’unun sonunda Srebrenitsa katliamı sırasındaki, o korkunç görüntülere neden oldu. Sırplara, aralarında bazılarının kahraman olarak gördüğü bir kişinin, yaşadıkları felaketlerin uzamasının ana sorumlusu olduğunu görmeleri fırsatı verildiği için mutluyum.”

euronews:

“Evet, tutuklanmadan bu yana kendinizi daha huzurlu hissediyor musunuz ?”

Philippe Morillon:

“Çok mutluyum, ve Avrupa için de çok seviniyorum. Çünkü bu mülakatı euronews’e veriyorum. Sırp hükümeti ve Tadiç, bu tutuklamayı sağlayan cesareti gösterdiler.”

euronews:

“Sizce, gayet sembolik olan bu tutuklama, bir uzlaşı sağlar mı ? Bazı şeyleri sona erdirir mi ?”

Philippe Morillon:

“Srebrenitsa’nın gözü yaşı anneleri, onu asla bağışlamayacak. Onların bu korkunç acısını anlamak zorundayız. Barışı gerçekten arzulayan yeni nesil, barışın sağlanması için özgürlüğün karşılıklı olarak kabul edilmesi gerektiğinin farkında. Savaşı tanımamış 20- 30 yaşlarındaki bugünün gençleri bunu sabırsızlıkla bekliyor.”