Son Dakika

Okunan haber:

Adil Gür: MHP barajı rahat geçiyor


Türkiye

Adil Gür: MHP barajı rahat geçiyor

12 haziran seçimleri öncesinde yapılan kamuoyu yoklamaları Türkiye’nin üçüncü dönem AKP iktidarıyla tanışmasının çok büyük ihtimal olduğunu gösteriyor.
 
Ana muhalefet konumundakiCumhuriyet Halk Partisi’nin oyunda da genel bir artış beklentisi bulunuyor. Bağımsız adayların da 20’nin üzerinde bir sayıyla mecliste temsil edilmesi bekleniyor.
 
12 Haziran seçimlerinin en çok merakla beklenen sonuçlarından biriyse Milliyetçi Hareket Partisi’nin alacağı oy oranı olacak. Partide seçim arefesinde yaşanan kaset skandalı depremi ve sonrasındaki istifaların, sandığa nasıl yansıyacağını öngörebilmek kolay değil. Anketlerde üçüncü sırada görünen MHP’nin yüzde 10’luk ülke barajını geçip geçemeyeceği meclis aritmetiğine çok büyük etki yapacak. Bu da en büyük ölçüde anayasa değişikliği konusunda belirleyici olacak.
 
Son referandumla birlikte Türkiye’nin önde gelen kamuoyu araştırma şirketlerinden biri olarak kabul edilen A&G’nin direktörü Adil Gür seçime sayılı süre kala euronews’a konuştu:
 
euronews,Ali Çimen:
Tarihi seçimler öncesinde, Türkiye’nin önde gelen araştırma şirketlerinden A&G’nin direktörü Adil Gür’le birlikteyiz. Sayın Gür, seçimlerle ilgili en son kamuoyu araştırmasını siz yaptınız, son durum nedir ?
 
Adil Gür:
Yaptığımız son araştırmaya göre iktidar partisi AKP’nin 2007’deki oy seviyesini koruduğunu hatta bir miktar daha üzerinde olduğunu görüyoruz. CHP’nin 2007 seçimlerine göre çok ciddi oranda oyunu arttıracağını tahmin ediyoruz 12 Haziran akşamı. Milliyetçi partinin son kaset skandallarına rağmen, baraj problemi olup olmadığı kamuoyunda çok sıkça tartışılıyor ancak bir baraj probleminin olmadığını,yüzde 10 ülke barajının birkaç puan üzerinde olduğunu görebiliyoruz. Yaptığımız araştırmalarda gördüğümüz, BDP’nin de 30-32 milletvekiliyle TBMM’de temsil edileceği.
 
euronews:
Peki sizin tahminlerinize göre AK Parti tek başına anayasa yapabilecek çoğunluğa ulaşabiliyor mu?
 
Gür:
Türkiye’de anayasa ile ilgili iki tane sınır var. Bir tanesi referanduma götürmeden 367’ye ulaşması, ki bu kesinlikle mümkün değil. İki partili bir meclis bile olsa bugünkü oy oranlarıyla bu mümkün değil İkinci yol; 330 ve üzerinde bir milletvekili sayısına ulaşırsa anayasa değişikliğini referanduma götürme gibi bir imkânı var. Ak Parti 2007’deki oyunun bir kaç puan üzerinde oy alsa dahi 330’a ulaşamayacak gibi görünüyor.
 
euronews:
Anketlere göre Erdoğan üçüncü kez iktidara gelecek gibi görünüyor. Bu Türk siyasi hayatında yarım asırdır ilk kez olacak. Sizce Erdoğan’ın bu performansının ardındaki etkenler nelerdir?
 
Gür:
Evet. Bundaki en önemli neden, ne Türkiye’nin muhafazakârlaşması ne de AK Parti’ye oy veren seçmenlerin ideolojik sebeplerle oy veriyor olması değil. Görüyoruz ki Ak Parti’ye oy verenlerin yüzde 70’i hükümetin icraatlarını, hizmetlerini başarılı buluyor. Bir de Ak Parti’nin halka yakınlığının, seçmene dokunmasının, gözgöze gelmesinin, seçmenle temasının en önemli etkenlerden birisi olduğunu düşünüyorum.
 
euronews:
Seçmen sandıkta en çok neleri dikkate alarak oy verecek sizce?
 
Gür:
Türkiye’deki seçmenlerin yaklaşık yüzde 60’ı cebine bakarak, gündelik yaşamına bakarak dolayısıyla ekonomiye bakarak karar veriyor. Ama öyle bir yüzde 35-40 var ki bunlar etnik,mezhepsel veya ideolojik, nedenlerle oy veriyor. Onun için tek bir nedene bağlamak mümkün değil ama ana gövdenin ekonomi olduğunu söyleyebilriz.
 
euronews:
Türk Dış Politikası’nın seçmen tercihleri üzerinde bir etkisi var mı Adil Bey?
 
Gür:
Elbetteki var ama Türk Dış Politikası derken Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik süreciyle ilgili gelişmeleri kastediyorsanız, bunun çok fazla etkisinin olmadığını görüyoruz. Ama örneğin son zamanlarda Sayın Başbakan’ın özellikle Orta Doğu’daki tavrı, Türk-İsrail ilişkileriyle ilgili ya da Filistin-İsrail ilişkileriyle ilgili çıkışları, Türkiye’deki muhafazakâr ve milliyetçi seçmen üzerinde oldukça etkili oluyor. Hatta bazı ülkelerle vizelerin kaldırılması da seçmen üzerinde oldukça etkili. Fakat kastınız Avrupa Birliği’yse bunun Türk seçmen üzerinde eskisi kadar etkili olmadığını görüyoruz. Bunun temel nedeni de üyelik sürecindeki müzakerelerin bir türlü başlamaması. Hatta Türk seçmeninde AB’nin dışlayıcı tavrı Türk kamuoyunda olumsuz algılara neden oldu.