Son Dakika

Okunan haber:

Monaco'nun çanları Prens Albert ve Charlene Wittstock için çalacak


KÜLTÜR

Monaco'nun çanları Prens Albert ve Charlene Wittstock için çalacak

Temmuzun birinci ve ikinci gününde Monaco’da kiliselerin çanları Prens Albert ve Charlene Wittstock düğün için çalacak. Bu muhteşem düğün törenini milyonlarca insan ekranları başından izleyecek. Euronews düğün hazırlıklarının en heyecanlı anlarını yaşayan çiftle bir röportaj gerçekleştirdi.

Isabelle Kumar, euronews: Ekselansları, Sayın Wittstock, sizin için oldukça yoğun geçtiğini tahmin ettimiz bir zamanda Euronews’a vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Saatler son hızıyla ilerliyor ve düğün organizasyonunuz en ince detayına kadar planlamnmış durumda. Fakat siz bunca stres yüküne rağmen inanılmaz derecede sakin ve dingin görünüyorsunuz.

Prens Albert: Bu bizim karakterimiz ve kişiliğimizle ilgili. Sanırım biz bu tür hazırlıklarla ilgili çok duygusallığa kapılmıyoruz. Elbette büyük bir hazırlık ve yapılacak çok iş var. Ve zaman zaman zor anlar da yaşandı. Fakat ben bunları aştığımızı düşünüyorum. Ayrıca sadece şatoya değil Monaco’da yapılan değişiklikleri de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Charlene Wittstock: Halihazırda herşey hedefine uygun ilerliyor. Ve biz de hazırlıkların çoğu yerine müdahil durumdayız. Şu ana kadar herhangi bir aksilik yaşanmadı.

Prens Albert: Hazırlıklarla ilgili detaylar bunlar elbette. Törene ilişkin değil daha ziyade lojistik detaylara ilişkin müdahaleler.

euronews: Bu devasa bir tören, ama sizin de bazı kişisel tercihleri yansıtma imkanınız olmuştur sanırım.

Prens Albert: Genel akış hakkında kararları birlikte aldık…

Charlene Wittstock: İşbölümü yaptık.

Prens Albert: Ve elbette Charlene, kadın bakış açısıyla kendisinin muhteşem zevkini açısıyla dekorasyona ve detaylara yansıttı.

euronews: Ne gibi detaylar eklediniz?

Charlene Wittstock: Onu sonradan göreceksiniz. Şimdiden size daha fazlasını söyleyemem. Sürpriz olacak. Düğün o kadar güzel olmalı ki, onu neyin güzelleştirdiğini farketmemelisiniz bile.

euronews: Bu her kızın hayalini kurduğu bir peri masalı. Kızların çoğu prenses olmanın hayalini kurar. Bazen kendinizi çimdikleyip, “Şuraya bak, hayallerim gerçekleşti” dediğiniz oluyor mu?

Charlene Wittstock: Sanırım henüz herşeyin farkına varmadım. Şu anda herşeyi başka açıdan görüyorum. O kadar çok insanın emeği var ki. Çok büyük bir tören olacak ve ben herşeye sırasıyla yaklaşıyorum.

euronews: Ekselansları hayallerinizin kadınını bulmanız epeyce zaman aldı. Kendinizi çimdikleyip, inanamıyorum, sonuna kadar birlikte yaşayacağım kadını buldum dediğiniz oluyor mu?

Prens Albert: Hayır, sanırım kendimi hiç çimdiklemem gerekmedi. Ama fazlasıyla mutlu olduğumu söyleyebilirim. Charlene’le hiç değilse uzun bir zamanı birlikte geçireceğimizi düşünüyorum. Ve bunun oldukça uzun olmasını umuyorum. Herkesin kendine göre bir zamanlaması ve izlediği yolu var. Ben biraz kendime biraz daha fazla zaman tanıdım. Evlilik için belirlenmiş bir zaman yok. Bu ayrıca kişisel ve iki tarafı olan bir karar.

euronews: Böylesine olağanüstü ünlü ve efsanevi bir aileye dahil olmak nasıl bir duygu?

Charlene Wittstock: Albert’in ülkesine ve tarihi mirasına çok büyük saygım var. Ancak kendime hep başka bir rolü oynamayacağım dedim. Hep kendi yolumu izledim. Neler olacağını zamanla göreceğiz.

euronews: Spor ilişkisinde çok önemli bir yere sahip. İlişkinizin diğer sihirli öğeleri neler. Müstakbel eşinizde sizi en çok neler etkiliyor?

Prens Albert: İnsanlara cömertçe zaman ayrıması ve ulaşabilmesi, özellikle çocuklara, bilhassa engelli çocuklara vakit ayırması. Son olarak Özel Olimpiyatlar’a elçi adayı gösterild. Bu olimpiyatların çok özel bir misyonu var ve kendisi görevini o büyük yüreğiyle ve başarıyla yerine getirecek.

euronews: Sayın Wittsotck eşinizin hangi özellikleri sizin yüreğinizi titretiyor?

Prens Albert: Kulaklarımı kapatıyorum, ben duymamayayım…

Charlene Wittstock: O inanılmaz derecede empatisi olan, özenli, sevecen ve neşeli bir insan. Eğer bu yolu seçmeseydik çok iyi arkadaş da olabilirdik. Ayrıca o benim en iyi arkadaşım. Ona rahatça güvenebiliyorum. Çok dürüst, inandığı şeyi söylüyor. Zaten yanımda oturuyor, daha ne söyleyebilirm ki…

euronews: Her ikiniz için herşeyin en iyisini diliyorum. Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
'Bad Teacher'

KÜLTÜR

'Bad Teacher'