Son Dakika

Okunan haber:

Dünya’nın yüreğini ağzına getiren 13 gün


Dünya’nın yüreğini ağzına getiren 13 gün

Yaz mevsiminin en çok sükse yapan filmlerinden biri de şüphesiz ki X-Men serisinin son bölümü X-Men First Class. Serinin son bölümünde de felsefe aynı. Mutantlar, diğer bir deyişle biz sıradan fanilerin sahip olmadığı bir takım genetik, fiziksel ve psişik özelliklere sahip insan görünümlü canlılar, maceradan maceraya koşuyor. Lakin son bölümde kahramanlarımız, yakın tarihin en büyük krizlerinden birine, Küba Füze Krizi’ne odaklanıyor ve Türkiye’nin de önemli bir parçası olduğu bu krizi kendilerine has yöntemlerle çözüyorlar. Gelin biz de bu vesileyle gündeme gelen krizi bir kez daha hatırlayalım.

Başkan Kennedy: Göz yummayacağız!

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı John F. Kennedy televizyondan halka seslenmeye başladığında, yüzünde daha önce eşine rastlanmamış bir ciddiyet ifadesi vardı. Başkan, Amerikan casus uçaklarının Küba’da füze rampalarının inşa edildiğini tespit ettiğini, bunlardan fırlatılacak orta menzilli nükleer füzelerin aralarında Washington, D.C.‘nin de bulunduğu belli başlı Amerikan şehirlerini vurma kapasitesine sahip olduğunu anlatıyordu; kıyameti haber verir bir ses tonuyla. Hemen Küba’ya bir deniz ablukası emri verdiğini ve füze taşıyan hiç bir Sovyet gemisinin adaya yaklaşmasına izin verilmeyeceğini, ayrıca adadaki mevcut rampaların varlığına da göz yummayacaklarını sözlerine ekledi. Ve güçlü bir de final yaptı: ‘‘Dünya barışını tehdit eden bu gizli, cüretkâr ve kışkırtıcı durumu sona erdirmek için güç kullanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın!’‘

Evet, işte bu sözlerle ilan etmişti Amerikan başkanı, dünyanın nur topu gibi bir nükleer savaşın eşiğinde olduğunu.

Ruslar Küba’ya el atıyor

Küba Füze Krizi olarak bilinen bu olay aslında 15 Ekim 1962’de, karşı bloğa mensup Küba üzerinde uçan Amerikan U2 casus uçakları, adada olağanüstü bir hareketlilik tespit edince başlamıştı. Görünüşe bakılırsa Ruslarla Kübalılar, bir takım gizli saklı nükleer işler peşindeydi. Küba Lideri Fidel Castro kendince haksız da sayılmazdı. Amerikan Merkezi Haber alma Teşkilatı’nın (CIA) 1961’de sürgündeki Kübalıları, rejimi devirmeleri için Küba’ya çıkartmaya yeltenmesi (Domuzlar Körfezi Harekâtı) gözünü açmıştı.

16 Ekim sabahı Başkan Kennedy gizlice danışmanlarını topladı. Tarihe ExCom (Executive Committee/İcra Komitesi) olarak geçen bu bir grup adam, dünyanın geleceğini şekillendirmeye oturmuştu. Füze rampalarına hava saldırısı fikri riskli bulundu ve deniz ablukası kararı çıktı. Aynı zamanda rampaların sökülmesi de talep edildi. 22 Ekimde Kennedy kameraların karşısına çıkarak dünyayı diken üstüne oturtan yukarda bahsettiğim açıklamayı yaptı. Takip eden 6 gün boyunca kriz sürekli tırmanacak ve neredeyse nükleer bir savaşın eşiğine kadar gelinecekti.

3. Dünya Savaşı’na beş kala

23 Ekimde abluka başladı. Kennedy, abluka hattını 500 mil daha geri çekerek dönemin Sovyet lideri Nikita Khruşçev’e daha çok düşünme payı bırakmaya karar verdi. 24 Ekimde Küba’ya doğru yol alan, aralarında füze taşıyabilecek büyüklükte olan gemilerin de bulunduğu bir Sovyet filosu, bir anda yavaşlayıp rotasını değiştirdi. İçlerinden sadece Bucharest isimli tanker yoluna devam etti. Tansiyon giderek yükseliyordu. Amerikan ordusu DEFCON 2’ye, yani savaşa en yakın alarm durumuna geçmişti. Bu arada irili ufaklı devletler BM’ye, iki süper gücün arasını bulması için baskı yapıyordu. Fillerin tepişmesinin karıncaları ezeceğini fark etmişlerdi. 25 Ekimde Amerikan savaş gemileri, abluka hattını geçen Bucharest’i yakın takibe alsa da, zorla durdurmaya çalışmadı. İki taraf da yanlış bir hamle yapmak istemiyordu. 26 Ekimde Kennedy adadaki rampa inşaatlarının tam gaz devam ettiğini öğrenince Küba’nın işgal edilmesi masaya yatırıldı. Aynı gün Sovyetlerden gizli bir teklif geldi: “Küba’yı işgal fikrinden vazgeçin, rampaları sökelim!” Lakin ertesi gün Kruşçev’den bir son dakika şartı daha geldi ama bu açıktandı: “Türkiye’deki nükleer füzelerinizi de sökün!”

Sovyet lideri bu teklifi muhtemelen generallerinden gelen baskı üzerine yapmıştı. Kennedy ve arkadaşları bu son dakika teklifini tartışırken, en son olması istenen bir şey oldu ve Küba üzerinde uçan bir U2 düşürüldü. Pilot öldü. Pentagon’un bastırmasına rağmen Kennedy, başka bir uçağa ateş açılmadığı sürece, karşılık verilmemesi emrini verdi. İki süper güç Küba üzerinde satranç oynarken, dünya nefesini tutmuş çaresizce izliyordu. Yaşanan gerginliğin zirve yaptığı o günü, Amerikan Savunma Bakanı Robert S. McNamara, yıllar sonra “Washington’a özgü her sonbahar akşamında olduğu gibi, harika bir akşamdı. Oval Ofis’ten çıktım ve çıktığımda, belki de bir başka cumartesi gecesini bir daha asla göremeyeceğimi düşündüm.” sözleriyle anlatacaktı.

Krizi yatıştırmaya çalışan Kennedy ve danışmanları, Türkiye’deki füzeleri kaldırmayı kabul etti. Ama bunu hemen değil, önemli bir NATO müttefiki olan Türkiye’yi kızdırmamak adına sonra yapacaklarını açıkladı. Sonuçta kaldırıldı da. 28 Ekimde Kruşçev, Küba’daki tüm saldırı silahlarını kaldıracaklarını beyan etti. Mesajı radyoda yayınlanırken taraflar arasındaki gizli görüşmeler başlamıştı bile. Aynı gün füzeler ve rampaları sökülmeye başlandı. Kasımda Kennedy deniz ablukasını kaldırdı. Yılsonuna dek Küba tertemiz olmuştu. Bir süre sonra da Amerika, Türkiye’deki füzeleri sessiz sedasız söktü. Dünya rahat bir nefes aldı…

Neyi değiştirdi?

Küba Füze Krizi sonuçları açısından o dönem Amerika açısından bariz bir başarı olarak görülse de, Küba sorunu adlı bir meseleyi dünya gündemine oturttu. Amerika’da hükümetler Kennedy’nin sözüne sadık kaldı ve Küba’yı işgal etmedi ama Florida’nın 80 mil açığındaki bu ada her zaman Amerikan dış politikasının en dikenli konularından biri olmaya devam ediyor. Eski model Jüpiter füzelerinin Türkiye’den sökülmesi Amerika’nın nükleer caydırıcılık stratejisinde fazla bir etki yaratmasa da, kendisini bu kriz sonunda aşağılanmış hisseden Sovyetler, amansız bir nükleer silah yığınağı yapmaya başladı. 70’lere gelindiğinde nükleer silahlarda Amerika’yı yakalamışlardı ve istedikleri her Amerikan şehrini vurabilecekleri kıtalararası balistik füzeleri geliştirmişlerdi. Küba Füze Krizi, birçok gelişmeye kapı aralasa da, krizin zirveye tırmandığı 27 Ekim 1962, tarihe, ‘Nükleer savaşın eşiğinden dönülen gün’ olarak geçecek ve dünya kamuoyu, hep ‘fantastik bir senaryo’ gibi görünen nükleer yıkım tehlikesini ilk kez bu yakından hissedecekti. O gün, nükleer silahsızlanma çabalarının başlangıç noktası oldu.

Editörün Seçtikleri

Bir sonraki konu
Transformers: Ay'ın Karanlık Yüzü

Transformers: Ay'ın Karanlık Yüzü