Son Dakika

Okunan haber:

Kızıl Kmerlerin piskopat lideri Pol Pot


Kamboçya

Kızıl Kmerlerin piskopat lideri Pol Pot

Kamboçya’nın tarihini kanla yıkayan Kızıl Kmer rejiminin hayatta kalan 4 üst düzey yöneticisi nihayet adalet önünde hesap vermeye başladı. Rejimin ideoloğu Nuon Chea, dışişleri bakanı Ieng Sary, eski başkan Khieu Samphan ve sosyal işler bakanı Ieng Thirith savaş suçu, insanlığa karşı suç ve soykırım suçlamalarıyla, ilerlemiş yaşlarına karşın hakim karşısına çıkmaktan kurtulamadı. Yıllardır bu anı görmeyi bekleyen rejim kurbanları, adaletin geç de olsa yerini bulacağına inansa da, bir de büyük üzüntüleri var: Tüm bu karanlık hikayenin, milyonları biçen ölüm makinasının düğmesine basan ismin; Kızıl Kmerlerin lideri Pol Pot’un yıllarca önce ölerek yeryüzünde vereceği hesaptan kurtulması.

İşte milyonları halen bile yüzleşemedikleri bir travmayla baş başa bırakan Pol Pot’un hikayesi.

Cesedi adamlarınca yakıldı

17 Nisan 1998’de, Tayland ile Kamboçya’yı ayıran sınırın adını kimselerin bilmediği bir noktasında, tarihin gördüğü eli en kanlı diktatörlerden biri olan Pol Pot’un cesedi, yakın adamlarının katıldığı ilkel bir törenle yakılıyordu. Kırsal bir ütopyanın peşine düşüp vatandaşlarına kan banyosu yaptıran adamın hayalleri de kendisiyle birlikte kül olup, rüzgârla birlikte Tayland’a doğru savruluyordu. 1975–79 yılları arasında Demokratik Kampuçya olarak bilinen rejime liderlik etmiş Pol Pot’un kısmen Maoist Çin’den devşirilmiş ütopik politikaları sonucu 2 milyon dolayında insan hayatını kaybetti. Bunların 200 bini ‘devlet düşmanı’ ve ‘içimizdeki hain’ gibi yaftalarla damgalandıktan sonra idam edildi. Ölenlerin sayısı nüfusa kıyaslandığında, Kamboç Devrimi, devrimler yüzyılının en kanlı hikayesi olarak tarihe geçecekti.

Fransa’da başlayan burjuva nefreti

Ülkesinin başına bir bela gibi çökecek olan Pol Pot, Kamboçya’nın henüz Fransız mandası olduğu günlerde, varlıklı bir ailenin çocuğu olarak doğmuştu. Fransızcadaki yetkinliği ona Paris’in kapılarını açtı. Sömürgecilik karşıtı söylemiyle kendisini cezbeden Fransız Komünist Partisi’ne katıldı. Kamboçya’nın 1953’de Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasının ardından ülkesine döndü. Bir yandan Phnom Penh’de öğretmenlik yaparken, diğer yandan da Komünist Parti’de yükselmeye çalışıyordu. Partinin başına geçince bir avuç arkadaşıyla birlikte, Vietnam Kamboçya sınırı yakınlarındaki bir Vietnam askeri kampına sığındı. Oradan da ver elini Çin.

Devrimciliğini Çin’de biledi

Mao’nun Kültür Devrimi’nden ve kırsala dayalı toplum ütopyalarından başı dönen Pol Pot, Çinli komünist radikallerle yaptığı görüşmelerin ardından, ‘bambaşka bir zihniyetle’ ülkesine döndü. 1960’lardan itibaren Kamboç Komünist Partisi’nin silahlı kolu olarak kendini gösteren Kızıl Kmerler’le birlikte ülkenin ormanlık bir bölgesinde karargâhını kurdu. Harekete geçeceği 1970’e dek doğanın göbeğinde, ‘burjuva medeniyetinden uzak’ bir şekilde yandaşlarıyla birlikte fikri hazırlıklarla vakit geçirdi; kapitalist sisteme ve kurduğu hayat düzenine dönük nefretini biledi. Aynı günlerde, patlak veren Vietnam Savaşı’ndan dolayı, komşu Vietnam’da kıyamet kopuyor, Amerika, Vietnamlı kızılları bombayla dövüyor, Vietnam ormanları Amerikalılarla komünist gerillalar arasındaki kıyasıya çarpışmalarla yeşilden kırmızıya dönüyordu.

Ülkeyi Fransız sömürgesi olmaktan kurtaran ve aynı zamanda sömürgecilik dönemi sonrasının ilk ve edebi devlet başkanı olan Prens Norodom Sihanouk bu çalkantılı dönemde ülkesini çatışmalardan uzak tutmaya çalışıyordu. Amerika, Çin ve Kuzey Kore arasında denge politikası yürütmeye çalışıyor, herkese mavi boncuk dağıtıyordu. Ama kısa zamanda bu politikaları geri tepti. Washington yönetimi düğmeye bastı ve prens, Amerikan destekli sağcı bir darbeyle devrildi. Pol Pot’un sahneye çıkma vakti gelmişti.

Amerikanın bombalarıyla beslenen diktatör

Devrilmesinin ardından Sihanouk, sürekli olarak iktidarına tehdit olarak gördüğü Kızıl Kmerler’in, yönetimi ele geçiren Amerikan yanlısı darbeci hükümete düşman olduğunu açıkladı. Kendisine ittifak arıyordu. Devrik devlet başkanının bu açıklamasıyla Kuzey Vietnamlı komünistler Kızıl Kmerlere yardım akıtmaya başladı. Bir süre sonra da Kuzey Vietnam birlikleri bizzat Kamboçya’yı işgal ederek Amerikancı hükümete karşı savaşmaya başladı. Kızıl Kmerler de onlara destek veriyordu. Bu zaman diliminde Pol Pot, örgütünün eleman sayısını arttırmak ve katılımcıların ideolojik eğitimini tamamlamakla meşguldü. Amerikalıların Vietnam’ın yanı sırsa Kamboç topraklarındaki komünist gerilla yuvalarını da bombalamasıyla galeyana gelen Kamboçlar, akın akın Kızıl Kımer saflarına koşuyordu. Bu bombardımanlarda yaklaşık 600 bin Kamboç hayatını kaybetmişti. Amerikan karşıtlığı açısından eşsiz bir maden keşfetmişti Pol Pot. Öte yandan sadece ve sadece köylü geçmişi olanların ve eğitimsizlerin Kızıl Kmerlere katılmasına izin veriliyordu ki, bu bile başlı başına saçmalıktı. Zira Pol Pot başta olmak üzere örgütün tüm üst düzey kadrosu, Fransa’da eğitim görmüş, rahatlıkla entelektüel olarak tanımlanabilecek isimlerdi! Zamanla Vietnamlılar, Kamboç hükümetiyle görmeye çalıştıkları hesabı Kızıl Kmerlere bırakarak Amerika’yla olan savaşlarına odaklandılar. Vietnamlı komünistlerin cepheden çekilmesiyle birlikte Pol Pot da onları defterden silecek, taraflar arasındaki uzun soluklu husumet başlayacaktı. Aynı yıl ülkedeki darbe hükümetinin ve ordunun durumu perişandı ve Kızıl Kımerler başat bir gerilla gücü olarak kalmıştı.

Pol Pot liderliğindeki Kızıl Kmerlerin 1975’de başkenti işgaliyle İç Savaş sona erdi. ‘Demokratik Kamboçya’ adıyla yeni bir rejim kuruldu. Pol Pot, başbakanlığı üstlendi. Şehrin çatışma yorgunu 2 milyon dolayındaki nüfusu, komünist gerillaları sevgi gösterileriyle karşıladı. Savaştan ve fakirlikten perişandılar ve boyunlarına kırmızı atkı dolamış bu genç, savaşçı ve idealist insanların önderliğinde yeni bir toplum inşa edilebileceğini düşünüyorlardı. Kısa zamanda yağmurdan kaçarken doluya tutulduklarını anlayacaklardı. Hem de ne yağmur.

“Medeniyete dair ne varsa yıkın!”

Kızıl Kmer savaşçıları, 2 milyonluk başkenti, ‘Amerikalılar bombalayacak’ bahanesiyle bir günde boşaltıp, halkı kırsala sürdü. İşte o andan itibaren büyük bir dram başladı. Kitleler, pirinç tarlalarında çalışmaya mahkûm edildi. Pol Pot’un kafasında kurduğu ‘kendi kendine yetebilen tarım toplumu’ ütopyasının zavallı figüranları olmuşlardı. Kmerler, ülkenin diğer büyük kentlerini de boşalttılar. Parayı, bankaları, kısacası modern ekonomiye dair ne varsa hepsini, ‘Yeni kuracağımız toplum düzeninde bunlara gerek yok’ diyerek yürürlükten kaldırdılar. Okulları, pazarları, gazeteleri, her dine ait ibadethaneleri yerle bir edip, özel mülkiyetlerin canına okudular. Dış dünyayla bağlantısı kesilmiş ülke, insanoğlunun şahit olduğu en inanılması zor imha seferberliğine beşiklik ediyordu. ‘Burjuva medeniyetinin’ canına okumaya yeminli Kmerler, parası ve eğitimi olan herkese düşmandı. Bu tanıma uyan herkes acımasız şekilde katledildi. Öyle ki sadece gözlük takması ve yabancı dil bilmesi bile, insanların, ‘burjuva’, ‘entelektüel’ ve dolayısıyla da toplum düşmanı olarak kabul edilmesi ve akabinde kafasına geçirilen bir naylon torbayla boğulması için yeterliydi! Evet, Kmerler, masraf olmasın diye kurbanlarını mermiyle değil, boğarak ya da döverek öldürüyorlardı! Pol Pot, Mao’nun kitleleri devrim yolunda mobilize etmesinden ilham alarak 20 yaş altı gençleri, ülkeyi, geçmişiyle olan tüm bağlarından koparmaları için harekete geçirdi. Çocuklar, anne babalarını, arkadaşlarını ihbar etti, hatta kendi elleriyle öldürdü! Eskiye dair ne varsa imha ediliyordu. Pol Pot’a göre hayata dair her şey sıfırdan başlayacaktı. İşte bu toptancı yıkım dalgası Sıfır Yılı (Year Zero) olarak tarihe geçti.

“Her Kamboç 30 Vietnamlı öldürürse, savaşı kazanırız”

Bir yandan gerçeklerden ve vicdandan tamamen kopmuş Pol Pot ve adamları, diğer yandan korkunç yaşam koşulları, Kamboçları kırdı geçirdi. Peki, tüm bu dehşet tablosu karşısında Pol Pot ne yaptı? Vakit geçirmeden ‘iç düşmanlar’ edebiyatına sarıldı ve daha çok kan dökmeye başladı. Paranoyasıyla birlikte cüreti de artıyordu. 1977’de ziyaret ettiği Çin’den, düşman bellediği Vietnam’a karşı askeri ve radikal gündemine yönelik moral destek aldı. Vietnam ve Kamboçya arasındaki sınır çatışmaları, 1978’de topyekûn bir savaşa dönüştü. Pol Pot, tarımdaki hesap hatasını burada da sürdürdü. “Her Kamboç 30 Vietnamlı öldürürse, savaşı kazanırız” diyor, bir taraftan da Çin’den kendisine destek olması için asker yollamasını talep ediyordu. Ne 30’luk hesabı tuttu ne de Çin’den asker geldi. Sadece gerilla gücü olmaktan öte geçemeyen Kızıl Kımerler, kısa zamanda havlu attı. 1978 Noel’inde Vietnam birlikleri 100 bin kişiyle Kamboçya’yı işgal etti. Ölüm Tarlaları kepazeliği dünyanın gözleri önüne serilince, Pol Pot, helikopterle Tayland’a kaçtı. Vietnamlılar, Kamboçya’da Kızıl Kmer rejiminden kaçanların da üyeleri arasında bulunduğu bir hükümet kurdular.

Pol Pot bir anda Amerika’nın dostu oldu!

Yeni hükümet ülkedeki Kızıl terörün açtığı yaraları sarmaya çalışırken ilginç bir şey oldu. Amerika, yeni yönetimi tanımadı. Zira hükümetin arkasındaki güç, Amerika’nın düşman olduğu Kuzey Vietnam’dı! O yıllar kavgada yumruğun sayılmadığı, ‘insan hakları’ kelimesinin soğuk bir şaka olarak kabul edildiği yıllardı. Amerikan yönetimi Kamboçya’ya doğru dürüst uluslar arası yardım yollanmasına da köstek oluyordu. Üstelik bununla da kalmamış, tarihin en büyük canilerinden Pol Pot’a da kol kanat germeye, yeni iktidara karşı savaşmaya devam eden Kızıl Kmerlere karşı erzak ve silah yardımı yapmaya başlamıştı! Zavallı Kamboç halkının çilesi Soğuk Savaş’ın bitimine dek sürecekti.

Pol Pot, tam 18 yıl, hem uluslararası dengeler, hem Tayland askerleri ve hem de kendi gerilla gücünden kalanlar tarafından korundu. Tayland ve Kuzey Kamboçya ormanlarındaki kamplarda yaşayarak, 80’ler boyunca Kızıl Kmer militanlarına akıl hocalığı yapmayı sürdürdü. 90’lardan itibaren dış desteğini, nihayet, kaybeden Pol Pot’un komünist hareketi, kademe kademe parçalandı. Kabinesinde dışişleri bakanı olarak hizmet eden kayın biraderi batıya kaçtı. Binlerce gerillası da eski bakanın yolundan gidince, örgüt, bir avuç maceracıdan ibaret şekilde dızdımlak ortada kaldı.

Diktatör olduğu nihayet akla geldi

Soğuk Savaş nihayet sona erip, etrafa zarar verme kapasitesini kaybettiğinde, eski müttefikleri onu yargıya teslim etmek için, nihayet, harekete geçmişti. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, meselenin ‘halledilmesi’ için adamlarına emir verince, Pol Pot’un yakalanması için operasyonlar başladı. Lakin geç kalacaklardı. Asrımızın gördüğü en dehşet verici soykırımlardan birinin mimarı olan Pol Pot, yatağında ölme lüksünü yaşayarak, kendisini yargılayacak tek aktör olarak geride tarihi bıraktı. Dünya basınına yansıyan son demeciyse şuydu: “Vicdanen çok rahatım.”

Ali Çimen

Amerika'da orman yangını 'nükleer tesisi' tehdit ediyor

ABD

Amerika'da orman yangını 'nükleer tesisi' tehdit ediyor