Son Dakika

Euro krizinde Fransa'nın rolü

Okunan haber:

Euro krizinde Fransa'nın rolü

Metin boyutu Aa Aa

Euro borç krizinde başından beri eleştirilerin odak noktasında siyasi bir lider eksikliği bulunuyor. Avrupa’nın bütünlüğünü sağlayan Alman-Fransız ittifakı bu görevi yerine getiremedi. Fransa’nın istikrarı koruyabilecek kapasitede olmaması bu başarısızlığın başlıca nedeni olarak gösteriliyor. Ülke bir taraftan kendi iç sorunlarını çözmeye çalışırken, diğer yandan da Nicolas Sarkozy’nin göreve geldiği 2007’den beri ekonomik açıdan en zor günlerini yaşıyor. Ayrıca krizdeki Yunanistan, Portekiz ve İtalya gibi ülkelerle sıkı bağları olan Fransız bankalarını krizden kurtarmak için bir plan hazırlanıyor. Bu yüzden de Fransa’nın yaratıcılığı kriz döneminde sınırlı kalıyor.

Fransa'da korkunun kaynağı bankalar


 
Euro Bölgesi’nin iki dinamosundan biri olan Fransa’da şu an için herhangi bir kriz ihtimali görülmese de sorunlu ülkelerden kaynaklanan maliyetler ve Fransız bankaların İtalya ve Yunanistan’daki riskleri yatırımcıları korkutuyor.
 
Bu nedenle Paris borsasında hisse senetleri temmuz ayı içerisinde yüzde 7 oranında gerilerken borçlanma maliyetleri geçen hafta 1995’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü.
 
Fransa ekonomisinin bu yılın tamamında yüzde 2,2 oranında büyümesi bekleniyor. Diğer taraftan işsizlik oranı da yüzde 9 olacak ve toplam kamu borçlarının milli gelire oranı yüzde 85’in üzerine çıkacak.
 
Euro Bölgesi’ndeki kurtarma paketlerinin maliyetlerini büyük bir oranda Almanya’yla birlikte üstlenen Fransa’da hükümet, önümüzdeki yıl yapılacak seçimler öncesinde popülaritesini korumakta zorlanıyor.
 
Sarkozy yönetiminin önündeki en büyük sorun sosyal güvenlik sistemindeki açıkla birlikte bir türlü azalmayan işsizlik. Küresel finansal krizin ardından ülke düzelmeyi sürdürse de yatırımlar ve istihdamdaki artış olması gereken düzeyin çok uzağında. Bu iç problemler Fransa’nın Euro Bölgesi’yle ilgili kararlarında işini zorlaştırıyor.
 
Fakat ülkenin aşil tendonu olarak gösterilebilecek noktasıysa bankalar. Fransız bankalar, ellerinde bulundurduğu Portekiz ve Yunan hazine bonolarının olası bir temmerüde düşmesi ya da yeniden yapılandırılması durumunda ciddi zararlar yazacak.
 
Ama İtalya sözkonusu olduğunda işin rengi tamamen değişiyor. İlk iki ülkede on milyarlarla ifade edilen alacaklar İtalya’da 300 milyar Euro’ya yaklaşıyor.
 
Bu nedenle BNP Paribas ve Societe Generale gibi bankaların hisselerinden son haftalarda ciddi oranlarda çıkış yaşandı.
 
Krizin İtalya’ya sıçrama riski, Yunanistan’a sağlanma olasılığı çok yüksek olan ikinci bir kurtarma paketi ve yine Portekiz ve İrlanda’nın bunu takip etme ihtimali bölgenin ana aktörlerinden olan Fransa’nın üzerindeki yükü arttırıyor.
 
Şu aşamadan sonra borç krizinin Euro Bölgesi’nin kıyı ülkelerinin sorunu olmaktan çıkıp tüm bölgeyi etkilediğini söyleyebiliriz.

''Almanya 20 yıl sonra hasta bir adam olacak''


 
Euro krizinde Fransa’nın pozisyonunu anlayabilmek için Paris’e uzanıyoruz. Karşımızda Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) eski başkanı, ekonomist Jacques Attali bulunuyor.
 
euronews Laura Davidescu: 
‘‘Sizin gibi federalistler Birlik’te artan bir siyasi ve ekonomik bir entegrasyon olmadıkça Euro’nun hayatta kalamayacağını savunuyor. Sizce Fransız yönetimi, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, bu durumu aynı şekilde mi yorumluyor?’‘
 
 
Jacques Attali: 
‘‘Eğer federalizme doğru bir adım atmazsak Euro yok olacaktır. Bunun federalist olmakla ya da olmamakla hiçbir ilgisi yok. Bu açıkca görünen bir şey. Avrupa’daki federal bütçe sağlamlaştırılmadan
Avrupa’nın ayakta kalması mümkün değil.’‘
 
euronews: 
‘‘Peki Fransız hükümeti bu durumu kabul etmiş durumda mı?’‘
 
Jacques Attali: 
‘‘Fransa Avrupa’nın kuruluş sürecinde hep baş rol oynadı. Bugünse ülkede buna tam anlamıyla zıt  görüşler duyabilirsiniz. Sosyalist muhalefet Euro bonoların basılması ve Avrupa Birliği’ne doğru kesin adımlar atılması taraftarı. Fakat çoğunluktaki kısmın
bir bölümü Euro’ya devam edilmesine bile karşı.
 
Ayrıca Fransız hükümeti ile Fransız banka sistemi arasında gerçekçi bir ittifak yapılmış durumda.
Birbirine sıkı sıkıya bağlı bu ikili arasıda bilgi ve fikir alış verişi yapılıyor. Öte yandan bankalarla Fransız hükümeti tarafından beraber hazırlanan projeler açıkca masaya yatırılabiliyor. Bu da uluslararası diplomasi tarihinde bir ilk.
 

Bu önerilerin bir yandan bankaları korurken diğer yandan da Yunanistan’ı kurtararak sorunun boyutlarını belirlemeye çalıştığını görüyoruz.
 
Bazen bu önerilerin kısa vadeli olduğu hissine kapılıyorum.’‘
 
euronews: 
‘‘Gerçekten de uzun vadeli bir bakış açısı hangi seviyede mümkün? Bir dönem Fransa, Avrupa’nın siyasetine tek başına yön verirken, Almanya ekonomik lokomotif rolünü üstleniyordu. Bugün Fransız-Alman ikilisine bakacak olursak, dengelerin Almanya lehine değiştiğini söyleyebilir miyiz?’‘
 
Jacques Attali: 
‘‘Fransa Avrupa’nın uzak ara en büyük askeri gücü. Birçok alanda da ülke hala bir numaralı ekonomik
güç olmaya devam ediyor. Almanya’da ise dev bir işsizlik sorunu ve başka problemler var. Fransa
ayrıca dev bir nüfusa sahip.’‘
 
euronews:  
‘‘Fakat bu noktada Almanya’nın Avrupa’da bir numaralı ekonomik güç olduğu kanısının tersini söylemiş olmuyor musunuz?’‘
 
Jacques Attali: 
‘‘Bu umrumda bile değil. Ben size Almanya’nın 20 yıl sonra hasta bir adam olacağını söylüyorum. Çünkü bir ükenin zayıflığı öncelikle nüfusuyla ve uzun soluklu bir stratejiyi düşünebilme kapasitesiyle
ölçülür. Almanya bu stratejiye sahip değil. Fransızlar
bu duruma sağduyuyla yaklaşıyor. Almanlarla bir uyuşmazlık yaşamak istemiyorlar ve bu çok önemli.
 
Almanları karşılarına almadan federal sisteme doğru ilerlemeye çalışıyorlar. Aynı zamanda da Alman dostlarımızın federalizmi kabul etmelerinin kendi çıkarlarına olduğunu da göstermeye çalışıyorlar.
 
Eğer kriz patlak verir, Yunanistan maalesef Euro’yu bırakmak zorunda kalırsa ve eğer İtalya ve İspanya da aynı şeyi yapmak zorunda kalırsa; Euro bir anda yukarı fırlar. Kalkınma planını tamamıyla ihracat üzerine kuran Almanya için, aşırı değer kazanan bir Euro trajik sonuçlar doğurur.’‘