Son Dakika

Altının önlenemeyen yükselişi -analiz

Okunan haber:

Altının önlenemeyen yükselişi -analiz

Metin boyutu Aa Aa

Altın, medeniyet tarihi boyunca zenginliğin ve gücün temsilcisi olmuştur. İnsanoğlundaki altın biriktirme arzusu çatışmalara hatta savaşlara neden olurken yüzbinlerce insan ya bu parlak madeni çıkarırken ya da ele geçirmeye çalışırken hayatını kaybetti.

Medeniyetlerin gelişimiyle altına verilen görev bir ziynet eşyası ve gösteriş unsuru olmanın ötesine geçerek ticareti kolaylaştıran para birimi yani bir değer ölçüsü olarak kullanılmaya başlandı. Bozulmayan yapısı ve doğada az bulunma özelliğiyle, para olarak kullanılan gümüş, bakır (hatta dünyanın çeşitli yerlerinde kullanılmış olan yontulmuş taş ve inek) gibi rakiplerinin hep bir adım ötesinde oldu.

Ne varki sanayileşen dünyadaki toplam altın miktarı hızla yükselen uluslararası ticaret ve ülkeler arası borçlanmalardan doğan ihtiyacı karşılamaya yetersiz kalıyordu. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden önce 1944 yılında Dolar’ı altına; diğer tüm para birimlerini de Dolar’a endeksleyen Bretton Woods anlaşması imzalandı. Böylece Amerika Birleşik Devletleri’nin askeri zaferinin yanında mali zaferini de ilan etmiş oldu.

Bu sayede ABD kendi borçlarını para basarak ödeyebilirken diğer ülkeler altın veya döviz cinsinden stoklar bulundurmak zorunda kaldı. Fakat bu sistemin de ömrü uzun sürmedi. ABD, altının ons (aşağı yukarı 28 gram) fiyatını Bretton Woods’la sabitlenen 35 Dolar’da tutmaya çalışırken Londra gibi piyasalard altın farklı fiyatlardan alınıp satılmaya başlandı. 1960’ların sonlarına doğru merkez bankaları ve serbest piyasada altın iki farklı fiyatta işlem görmeye başlamıştı.

Dolar ve altının yolları ayrılıyor

1971 yılına gelindiğinde ABD enflasyonist baskılara dayanamayıp Dolar’ın altına endekslenmesini tek taraflı olarak feshetti. Artık altının para birimi olma görevi sona ermişti. Bu her ne kadar küresel mali sistemin altından prangalarını koparması olarak algılansa da kurtulan sanki altın olmuştu. Altın, o eşsiz değerini muhafaza etti ve finans sisteminin aktörleri de her başları sıkıştığında bu madenin ışıldayan çekiciliğine koştu.

Altın fiyatlarının seyri

Nitekim 1944’de 35 Dolar olarak belirlenen altının ons fiyatı 18 Temmuz’da 1.600 Dolar’ın üzerine çıktı.Tarihi seyre baktığımızda da belirsizliklerin, ekonomik ve siyasal çalkantıların yükseldiği dönemlerde altın fiyatları hep yukarı yönlü olmuştur. Her şeyin başka bir şeylere endekslendiği; bir varlığın değerinin başka bir varlığa göre belirlendiği günümüz finans sisteminde büyük bunalımlar temel göstergelerde değişikliğe hatta paradigma kaymasına neden oluyor ve değerler sistemi yeniden tanımlanıyor. Ama bütün bu karmaşanın arasında değerini sadece kendi varlığından alan altın güvenli bir liman olarak kıymetine kıymet katmayı sürdürüyor.

Takı ve mücevher yapımında kullanılmak için oluşan altın talebi talep fiyatlara etki etse de asıl belirleyici faktör her zaman yatırım amaçlı hareketlerdir. Yatırımcılar göreceli olarak istikrarlı dönemlerde hisse senetleri, vadeli opsiyon borsaları gibi alanlarda gelirlerini arttırmaya yönelirken belirsizliklerin arttığı dönemlerde ellerindeki zenginliği koruyabilmek için tüm zamanların en güvenli limanı altına yöneldikleri için fiyatlarda yükselmiştir.

Grafik’te birinci petrol krizinin son dönemleri ve ikinci petrol krizi, birinci körfez savaşı, Asya krizi gibi bunalımlarda altın fiyatlarının yükseldiği açıkça görülebiliyor. Daha ayrıntılı grafiklerde 11 Eylül saldırıları, Lehman Brothers’ın batması gibi kısa süreli şoklarda yaşanan sıçramalar da farkedilebilir.

Küresel finans krizi süresinde kırılan rekorlardan önce 2000’li yılların başında likiditenin çoğalması ve yatırımcıların riskli alanlara yönelmesiyle gerileyen fiyatlara dikkat çekmek gerek.

İlk on yılın ikinci yarısındaysa özellikle hedge fonların spekülatif alımları ve ardından finansal krizle yaşanan altına hücum, fiyatların rekor üstüne rekor kırmasına yol açtı. Kriz öncesinde 870 Dolar civarında olan altının onsu Mart 2008’de ilk defa 1.000 Dolar eşiğinin üzerine çıktı. Yıl sonuna doğru 700 Dolar düzeyine tekrar gerileyen altın fiyatları mali krizin daha önce tahmin edilenden daha uzun süreceğinin anlaşılmasıyla tekrar yükselişe geçti ve 1,200 Dolar’ı gördü.

Avrupa başrole geçiyor

ABD’den çıkan krizde belirleyici gelişmeler burada yaşanırken 2009’un sonlarına doğru Avrupa’daki sıkıntılar başrolü devraldı. Euro Bölgesi’ndeki Yunanistan, İrlanda ve Portekiz gibi ülkelerin birer birer piyasalardan borçlanamaz hale gelmesi belirsizlikleri daha da arttırdı ve altın artık sadece ışıltısıyla değil fiyatıyla da baş döndürmeye başladı. Avrupa’daki krizin derinleşmesinin yanı sıra son haftalarda ABD’nin borçlanma tavanı konusunda Cumhuriyetçiler ve Demokratların bir türlü anlaşamaması, dünya para birimlerinin efendisi iken zaten büyük bir darbe alan Dolar’ın tahtını iyice sallamaya başladı ve altın bir kere daha yükselerek 1.600 doları aştı ve yine tüm zamanların rekorunu kırdı.

Peki bundan sonra ne olacak?

Bu noktada görüşler iyimserler ve kötümserler şeklinde ikiye ayrılıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin borçlanma tavanını bir şekilde yükseltip temerrüde düşmeyeceğine kesin gözüyle bakıldığı için bu konu artık gündem dışı kabul edilebilir. Bu noktada da Avrupa en önemli belirleyici etken olacak. Kötümserler Euro Bölgesi’nin sorunlarının çözülemeyeceğini düşünüyor ve bunun da altın fiyatlarını yıl sonundan itibaren 2.000 Dolar’ın üzerine taşıyacağını tahmin ediyor. Buradaki dayanak noktaları da altının henüz aşırı ısınmadığını ve enflasyon etkisi hesaba katıldığında 1980 yılında ulaşılan 2,300 Dolar’lık fiyatı görebileceğine inanmaları. İyimserler de aslında o kadar iyimser değil, fiyatların yükselmeye devam etmeyeceğini düşünseler de şu anki seviyelerini koruyacağını belirtiyor.

Tabi tüm bu değerlendirmelerde Çin ve Hindistan faktörünü biraz göz ardı ettik. Bu ülkelerin yükselen sermaye birikimleriyle altın talepleri de artıyor. Çin ve Hindistan’ın politik olarak rezervlerinin yapısında sert bir değişime gitme kararı almaları halinde yapılan tüm tahminler geçersiz kalabilir.

Sonuç olarak dünya piyasalarında ne yaşanırsa yaşansın altın kendisini başka bir parametreye endekslemek zorunda kalmayacağı için değerini her zaman koruyacak. Güzel günlerde yatırımcılar vefasızlık edip başka alanlara yönelse de altın, kötü gün dostu olarak kendisini seçenleri hayal kırıklığına uğratmayacaktır.