Son Dakika

Okunan haber:

Terör Batı kaynaklı olunca


Norveç

Terör Batı kaynaklı olunca

Norveç’i kana bulayıp 76 kişinin ölümüne neden olan Anders Behring Breivik’in bilgisayarında bir karikatür dikkat çekti. Karikatürde Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği sürecine gönderme yapılarak birliğin bayrağı üzerinde bekleyen ve içinde bir cami olan Türk bayraklı bir Truva Atı yer alıyor.

Breivik, aylardır titiz bir şekilde planladığı saldırılarından önce 1500 sayfalık bir manifesto yayımladı. Avrupa’ya göç ve İslamiyet karşıtı manifestoda tam 237 kez ‘Türkiye’ ve ‘Türk’ kelimeleri geçiyor.

Türkiye’yi de ziyaret etmiş olan Breivik’in manifestosunda Ergenekon’dan töre cinayetlerine birçok olay hakkında görüş bildirerek Türkiye’yi özellikle yakından takip ettiği de anlaşılıyor. Manifestosunda Atatürk’ün Türkiye’yi laikleştirme ve modernleştirme çabalarının suya düştüğünü iddia eden Breivik, Türkiye’nin NATO’dan atılması gerektiğini ve Avrupa Birliği üyeliğine de kesinlikle karşı çıktığını savunuyor.

Breivik’in Avrupa’nın Müslümanlardan tam temizlenme tarihi olarak Osmanlı’nın Viyana Kuşatması’nın 400. yıldönümü olan 2083 yılını vermesi de Türkler ile Avrupa arasında bir hesaplaşmayı başlatmaya çalıştığının göstergesi.

Ancak Bu saldırı Avrupa’da göç ve çok kültürlülük karşıtı akımın ilk sinyali değil. Nitekim, Müslüman göçmen nüfusun çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hollanda’da parlamentoya giren Geert Wilders hakkında verilen beraat kararı bu sürecin başka bir Avrupa ülkesindeki yansıması. Yönetip yazdığı ‘Fitne’ adlı filmle ırkçı nefret ve Müslümanlara karşı ayrımcılığa teşvik suçlamalarıyla yargılanan Wilders beraat etti. Mahkeme, Wilders’in açıklamalarının Müslümanlara değil İslama yönelik olduğunu ve bunun da “kamusal tartışma sınırları içinde kabul edilebilir” bulunması gerektiğine hükmetti.

Burada eski Almanya Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi Thilo Sarrazin’in ‘Almanya Kendini Yok Ediyor’ adlı kitabına da değinmek gerekiyor. Kitabında Almanya’nın gelen göçlerle giderek ‘aptallaştığını’ savunan Sarrazin çok kültürlülüğe karşı çıkarak ‘Türkçe konuşulan bir ülkede (Almanya) yaşamak istemediğini’ belirtiyor. Bu çerçevede, Oslo ve Utoeya Adası’ndaki saldırıları sadece radikal bir ırkçının düzenlediği münferit bir saldırı değil, Avrupa’da yeni bir aşırı sağcı, göç karşıtı bir akımın başlangıcı, Müslüman ve Türklere yönelik daha devamı gelebilecek eylemler zincirinin ilk halkası olarak görmek daha doğru olur. Daha önce belli bir radikal ırkçı kesimin dile getirdiği ‘göç’ ve ‘İslam’ karşıtı söylemler bugün artık üst düzey bürokratlar, siyasiler tarafından da korkusuzca dillendirilebiliyor, geniş çapta terörist eylemlerle göz önüne getiriliyor yani kısacası artık Avrupa’da ‘daha yüksek sesle’ ifade ediliyor.

Breivik, saldırılardan önce içlerinde üst düzey bürokratlar, sivil toplum liderleri ve eski millletvekillerinin de bulunduğu tam 1000 kişiye yapacağı eylemin tüm detaylarını anlatan bir mail göndermiş. Maili alanlar bu detayları öğrenip en azından polise bildirmediği gibi, birçoğu sadece ‘spam’ yani ‘çöp mail’ zannederek silip attığını belirtiyor. Bu, Norveç’in terörizmi ne kadar uzak bir ihtimal olarak gördüğünü ve kendi topraklarında bir tehdidi düşünemedigini gösteriyor. Norveç özelinde tüm Avrupa, terörizmin kaynağını Doğu’da ararken ayağına kadar gelen ihbar mektubunu ciddiye almayıp kendi vatandaşı tarafından, kendi topraklarında yetişen bir terörist akımla vuruluyor.

Bu noktada tüm Avrupa’da derin bir sorgulamaya yol açan katliam aynı zamanda Batı’nın “ötekine” bakıştaki algı farklılığını da bütün çıplaklığıyla ortaya koydu. Batı medyasında bir Doğu ve Müslüman ülkesinden gelen saldırılar ‘terörist eylem’ ve ‘terörist’ kelimeleriyle aktarılırken, Batı kaynaklı bir eylem ‘saldırı’, eylemci de sadece ‘saldırgan’ olarak adlandırılıyor. Oysa terörizmin uluslararası tanımı ‘her ne amaçla olursa olsun masum sivillerin zarar görüp hayatını kaybettiği her eylem’ olarak verilir. Bu durumda bir Avrupalı Hristiyanın gerçekleştirdiği terörist eyleme ‘Hristiyan terör’ etiketini yapıştırmak ne kadar yanlışsa, El Kaide veya Taliban gibi din adına masumları öldürdüklerini iddia eden örgütlerin eylemlerine de ‘İslami terör’ etiketi yapıştırmak o kadar yanlıştır. Bu algıyı medyanın değiştirip, herkesin de diğer din ve ırklara karşı içinde nefret tohumları ekmeden bu açıdan düşünmesi gerekir. Unutmamalı ki, terörün ne ırkı, ne ülkesi ne de dini vardır.

Nezahat Sevim