Son Dakika

Okunan haber:

Norveç katili Breivik, ırkçı ideolojinin arkasına sığınan bir psikopat mı?


Norveç

Norveç katili Breivik, ırkçı ideolojinin arkasına sığınan bir psikopat mı?

Utoeya Adası’na yaptığı baskınla önüne gelen herkesi öldürüyordu. Bir görgü tanığının ifadesine göre önce gruptaki en güzel kızı öldürdü ve gülmeye başladı. Suya atlayıp yüzenlere gözden kaybolana kadar nişan almaya devam etti. Hınçla kuşun yağmuruna tuttukları daha sadece 14’lük, 16’lık 18’lik gençlerdi. Ona göre ise hepsi sadece vurulup geçilmesi gereken hedeflerdi. Tıpkı çok sevdiği bilgisayar oyunlarındaki gibi. Kulağında filmlerin şiddet sahnelerinde kullanılan ‘Lux Aeterna’ parçası çalıyordu. Giydiği polis üniformasıyla daha çok kişiyi kandırarak katletmek için bağırıyordu: ‘Korkmayın ben polisim.’ Bu saldırıyla eş zamanlı olarak adanın birkaç kilom etre ötesinde Oslo’nun kalbinde patlayan bombalar da başka masum insanların canını almış, başkent savaş al anına dönmüştü. Bir şiddet filminin aratmayan bu sahneler ile Anders Behring Breivik Norveç‘i terörün soğuk yüzüyle tanıştırdı. Şimdi Norveç mahkemeleriyle birlikte tüm dünya da aynı soruyu soruyor: Breivik, nasıl bir ruh hali ile böyle bir katliamı gerçekleştirmiş olabilir?

Biz de bu sorunun cevabını, Fransa’nın Lyon şehrinde acil psikiyatri servisleri ve çağrı merkezinden sorumlu Pskiyatr Nathalie Prieto ile aradık. Tıp kariyerinin yanında adli davalarda psikiyarti alanında da mahkemelere danışmanlık yapan Prieto, Breivik’in karşı çiktığı Müslüman bir topluluk yerine neden Norveçlilere saldırdığının altında da toplumdan soyutlanmış olmasının yattığını belirtiyor:

“Yapılanlar bize çok sert çizgileri olan ve radikal karakterli bir kişiyle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Biz bu insanlara paranoyanın bir türü olarak görülen ‘ihtirasları olan bir idealist’ diyoruz. Yani amacı için herşeyi kurban edebilir. En önemli şey ideolojisidir ve buna ulaşmak için yolların hiçbir önemi yoktur. Bu ideolojiye ulaşmak için soğukkanlılıkla aşırıya kaçabilecek eylemler gerçekleştirilir. Burada kişi aynı zamanda kendiyle de savaşıyor olabilir. Gerçekleştirilen eylemlerde hep mantıksız bir şeyler vardır. Yani öldürdüğü insanlar öncelikle çok özel saydığı bir gruptan olmalıdır. Aslında bu çerçevede çok korkunç da olsa mantıken saldırganın bir göçmen grubuna saldırması beklenirdi. Oysa o beklenenin aksine kendine benzeyen insanlar a saldırdı. Dolayısıyla bu noktada kişinin aşırı bir soyutlanma, dışlanma, izole olma ve duygusal bir çöküntü içinde olduğu sonucu ortaya çıkıyor. Hayatını bilmiyoruz, arkadaşları var mıydı bilmiyoruz, duygusal hayatı hakkında bilgiye sahip değiliz. Fakat tüm bunlar büyük bir dışlanmanın göstergesi.”

Norveç‘teki mahkeme Breivik’in ruh sağlığını incelemek üzere iki psikiyatrist görevlendirdi. Avukatları, 77 kişinin ölümünden sorumlu olduğunu itiraf eden müvekkillerinin cezai ehliyetinin olmadığını düşünüyor. Ancak Prieto’ya göre saldırgandaki kişilik bozuklukları ceza almasına engel değil:

“Norveç‘teki adalet sistemi hakkında bilgim yok. Zihinsel bir sorun olup olmadığını bilmek için hastayı muayene etmek gerekli. Yine de tüm yaşananlara baktığımızda kişiyi cezai bir sorumluluktan kurtaran zihinsel sorunlarının olduğunu söylemek psikiyatri açısından çok zor. Birinin hukuki açıdan sorumlu olmadığını söyleyebilmek için davranışlarının tutarsız olması veya duyguları ile yaptıkları arasında büyük farkların olması gerekir. Oysa burada kişinin kendi inşaa ettiği çok tutkulu ve acımasız bir ideolojiye kendini kaptırdığını görüyoruz. Ben burada bir paranoyadan çok bir kişilik sorunu, çok iyi hazırlanmış hastalık derecesinde bir deli saçması görüyorum.’‘

Bir psikopat işlediği suçtan dolayı cezalandırılmalı mıdır, bunun kararını Norveç yargısı verecek. Ancak Breivik’in bu saldırıyı uzun süredir planlayarak yaptığını düşündüğümüzde, bu katliamın sadece bir anlık histeri kriziyle gerçekleşmediğini söylemek pek de yanlış olmaz.

Nezahat Sevim- Michel Santos