Son Dakika

Arap dünyasının önemli ülkelerinden Suriye’de 1982 yılında hükümet kendi aleyhine başlatılan bir ayaklanmayı bastırmak üzere kolları sıvamıştı. İsyanın öncülüğünü ise diğer Arap ülkelerinde de faaliyet gösteren Sünni Müslüman Kardeşler örgütü üstlenmişti. Örgüt, kendine üs olarak Hama şehrini seçmişti.

Sokağa dökülen binlerce Suriyeli, daha fazla özgürlük ve demokratik hak talep ediyor nüfusu ülke genelinin yüzde 10’una bile ulaşmayan Nusayrilerin boyunduruğu altında kendilerine dayatılan zoraki hayatı yaşamak istemiyordu.

1970 yılında iktidarı kansız bir şekilde ele geçiren ve asker kökenli olan Hafız Esat, kısa sürede ülke içinde kendi yakınlarını işbaşına geçirmiş ve yıllar yılı sökülüp atılmayacak bir şekilde her yere kök salmıştı.

Baas Partili Esat, bir yıl sonraki seçimi kazanmış ve iktidar koltuğunu meşru hale getirmişti. Ancak her ne kadar demokrasiden dem vursa da iktidarı boyunca hiçbir zaman aykırı seslere tahammül edemedi.

İşte bu süreç içerisinde Müslüman Kardeşlere de müsamaha göstermemiş ve elindeki Sovyet destekli ordu ile Sünnilerin yoğunlukta yaşadığı Hama’ya girerek adeta bir kıyıma girişmişti.

Hafız Esat’ın kardeşi Rıfat Esat yönetimindeki özel kuvvetler önce kenti çepeçevre sarmış içerideki direnişçilere bile bile lades denecek şekilde teslim olmaları için süre tanınmıştı. Bütün bunların yanı sıra kent bir yandan da havadan vuruluyor hatta kente zehirli gazların ihtiva edildiği bombalar bile atılıyordu. Her türlü acımasız yöntem denenerek direnişçiler sindirilmeye çalışılıyordu.

Zilletle yaşamaktansa izzetle ölüme razı olan Hamalı Sünniler ise ellerindeki düşük profilli silahlarla her türlü sindirmeye karşı koymaya çalışıyordu. Yakalananlara yapılan caydırıcı baskılar, toplu katliamlar, akla hayale gelmeyen işkenceler bile direnişçileri yıldırmaya yetmiyordu.

Dünyadan gelen tepkilere kulak tıkayan Esat rejimi, yanı başındaki Iraklı Baas rejimini bile dikkate almadan ülke içinde temizlik yapıyordu. Nihayet 1 Şubat 1982 gecesi harekete geçen Suriye tankları ve topçuları 2 Şubat sabahı kenti yoğun bombardımana tutmuştu. Taş üstünde taş bırakılmıyordu. Hama’da tüm binalar vuruluyor ve hava destekli acımasız kıyım saatler geçtikte şiddetini artırıyordu.

Doğrudan Hafız Esat’a bağlı sivil istihbarat görevlileri de kentte cirit atıyor her köşe başında isyancıları yakalıyordu. Direnişçiler ya da isyancıların çoğu aslında sivillerden oluşuyor ve savaşmayı bile bilmiyorlardı. Tek bildikleri 11 yıllık iktidar boyunca yaşadıkları sıkıntının canları pahasına da olsa sona ermesiydi.

Sonuç kanlı bitti ve 30 binden fazla sivil acımasız bir şekilde katledildi. Tarihe Hama Katliamı olarak geçen bu kıyımı dünyadan hiçbir medya mensubu takip edemedi. Kentin dünya ile bağlantısı kesildi. Yüzlerce kişi hemen orada idam edildi, binlercesi toplu halde kurşuna dizildi.

İsyanın kanlı bir şekilde bastırılmasının ardından Suriye’de korku imparatorluğu yerini sağlamlaştırdı. Muhaberat yani istihbarat, gücüne güç katarak ülkenin tek sahibi gibi hareket etmeye başladı. Ülkede sürekli olağanüstü hal uygulaması ağırlaştırılarak devam ettirildi. İstihbarat istediği kişiyi gece yarısı baskınlarıyla evinden aldı ve bir daha o kişilerden haber alınamadı. Rejime karşı damgası yiyen kişinin yaşama şansı sıfıra indirildi. Kadın çoluk çocuk dinlenmeden içeri alınanlar işkencelerin en ağırına maruz kaldı.


Beşar Essad, Ahmet Necdet Sezer’in Şam ziyareti sırasında

Havacı bir subay olan Hafız Esat, eğitimini Sovyetler Birliği’nde almıştı. Bundan dolayı iktidarı boyunca Sovyetler Birliği ile ilişkilerini en üst düzeye çıkarmıştı. Katı bir laik uygulama başlatan Esat’ın ülkesi sosyalist bir Suriye’ye dönüşmüştü. Birçok Arap ülkesi ile ilişkileri de asgari seviyeye indirildi.

Dört defa üst üste seçim kazanan Hafız Esat, 2000 yılında kanser hastalığından öldü.
Göz doktoru olan Beşşar Esat aynı yıl babasının yerini aldı. Göreve gelmesinin ardından babasının sert politikalarını sürdürdü. Tıpkı babası gibi istihbaratı kendine bağladı ve ülkeyi demir yumrukla yönetti. Ülkesini izole etmeye devam etti. Dünya kamuoyunun kendisinden beklediği reformları bir türlü gerçekleştirmedi. Suriye’yi dışa kapalı bir ülke haline getirdi. İran ile siyasi yakınlığı kendisini ve ülkesini daha da yalnızlığa itti. Babasının çalışma arkadaşlarının çoğunu küstürerek hain ilan etti. Suriye gizli servisinin başında bulunan kız kardeşinin eşini de kendisine karşı darbe hazırlığı içinde şeklinde itham ederek hain ilan etti. Babasının çalışma arkadaşlarının çoğu ülke dışına kaçmak zorunda kaldı. Bu durum Beşşar Esat’ı ülke içinde de yalnızlaştırdı.

Tunus ve Mısır’da başlayarak hızla Arap ülkelerine yayılan ve bu sırada Suriye’yi de kapsayan Arap baharı kapsamında ülkesinde başlayan barışçı gösterilere karşı aşırı güç kullandı. Dünya medyasının ülkede yaşanan gelişmeleri takip etmesine izin vermedi.

Beşşar Esat da tıpkı babası gibi, ülkede muhalif seslere izin vermedi. Özgür ve bağımsız medyaya yayın imkânı tanımadı. Kendi aleyhine yapılabilecek yayınları anında engelledi. İstihbaratın astığı astık kestiği kestik uygulamalarına göz yumdu. İyi derecede İngilizce bilen Beşşar Esat, dünya ile bütünleşmek yerine ülkesini daha da kapalı kutu haline getirdi.

Yaklaşık beş aydır sokaklarda daha fazla demokratik hak talep eden sivillere karşı tank ve ağır silahların kullanılmasından asla çekinmedi. Her ne kadar ulusa seslenişi sırasında halkın taleplerine kulak vereceğini söylese de bunu gerçekleştirmedi. 1963’den bu yana yürürlükte olan olağanüstü hal uygulamasını kaldırmasının yanında bazı ufak adımlar attı ancak bu adımlar ciddi reform talep eden halkı tatmin etmedi.

Hama katliamının üzerinden yıllar geçti. Yaşanan acıları sinesine gömen Hama halkı 29 yıl sonra yeniden bir kıyımla karşı karşıya kaldı.

Tıpkı Hafız Esat’ın kardeşi Rıfat Esat gibi bu defa da Beşşar Esat’ın kardeşi Mahir Esat, Beşşar’ın iktidarının 11’inci yılında tank ve ağır topçu desteği eşliğinde Hama kentine gi rdi. Ramazan’ın başlangıcından itibaren başlayan katliam saatler geçtikçe artarak devam ediyor. Dünyanın kınamasına kulak tıkayan Beşşar Esat, yaşananları ülkenin iç işleri şeklinde geçiştirmeye çalışıyor.

Arkasına İran desteğini de alan oğul Esat’ın hesaba katmadığı tek şey ise, babasının döneminde sosyal medya bu kadar gelişmemişti ama şimdi yapılan her şey anında dünya medyasındaki yer alıyor.