Son Dakika

Okunan haber:

Japonya atom bombası kurbanlarını anıyor


Japonya

Japonya atom bombası kurbanlarını anıyor

Japonya’nın Nagazaki kentine atom bombası atılmasının 66. yılı Nagazaki kentinde Japonya Başbakanı Naoto Kan’ın da katıldığı bir törenle anıldı.

Savaş kurbanları, öğrenciler, siyasiler ve şehir halkı bombanın atıldığı saat olan 11.02’de Barış Parkı’nda hazır bulundu. Anma töreninde bir konuşma yapan Başbakan Kan, Fukuşima Santrali’nde yaşanan nükleer felaketten gereken dersleri çıkardıklarını söyleyerek, ülke olarak nükleer enerjiye olan bağımlılıklarını azaltmaları gerektiğini söyledi. Kan, nükleersiz bir Japonya hedeflediklerini belirtti.

Hiroşima’ya atom bombası atılmasının 66. yıl dönümünü de 6 Ağustosta anmış, ülkenin dört bir yanından gelen Japonlar, Hiroşima’daki ‘Sonsuz Alev’ anıtı önündeki törende, felakette hayatlarını kaybedenlerin anısına saygı duruşunda bulunmuştu.

Atom dehşeti nasıl başladı?

Alman asıllı Amerikalı bilim adamı Albert Einstein ve bir grup bilim adamı, 2 Ağustos 1939’da Amerikan Başkanı Franklin D. Roosevelt’e bir mektup yazarak, Nazi Almanya’sının atom bombası yapımında kullanılabilecek uranyum 235’i saflaştırmaya çalıştığı uyarısında bulunmuştu. Amerika bu duruma kayıtsız kalamazdı ve kendi atom bombasını geliştirmek için kolları sıvadı. Böylelikle amacı etkisine güvenilebilir bir atom bombası yaratmak olan ‘Manhattan Projesi’ de, New Mexico’daki gizli araştırma merkezi Los Alamos’da başlamış oluyordu.

Almanya yenildi ama atom bombası durmadı

Manhattan Projesi, başlangıçta Nazi Almanya’sına karşı yürütülen bir program olarak algılanmıştı. Almanya’nın yenilmesinin ardından projeyi yürüten bazı bilim adamları, bu silahı ilk kullananın Amerika olmaması gerektiğini savunmaya başladı. Lakin seslerini duyuracakları kimse yoktu. Zira İkinci Dünya Savaşı’nın en kritik günleriydi ve Amerika savaşı bir an önce kazanmak istiyordu. Bombanın henüz test aşaması bile tamamlanmadan eldeki bombalardan biri, Japonya’nın Hiroşima kentine yapılacak saldırı için gizlice Pasifik’e doğru yola çıkmıştı bile!

Atom bombası hedef komitesi, muhtemel hedefler olarak Kyoto, Hiroşima, Yokohama ve Kokura’daki cephanelikleri belirlemişti. Komite için asıl önemli olan, bombanın Japon halkı üzerinde bırakacağı psikolojik etkilerdi. Komite aynı zamanda, silahın başlıca kullanımının uluslararası arenada fark edilmesi açısından oldukça şok edici olmasını istiyordu. Savaş Bakanı Henry L. Stimson, Manhattan Projesi’nin Başkanı General Leslie Groves’un itirazlarına rağmen kültürel öneminden dolayı Kyoto’yu listeden çıkardı. Sonunda 3 Ağustos’a kadar Hiroşima, Kokura, Niigata veya Nagazaki’nin ‘atomlanmasına’ karar verildi. Hiroşima, askeri ve endüstriyel açıdan büyük bir öneme sahipti. Amerikalılar tarafından o zamana kadar bombalanmamış olması da atom bombasının etkisini görmek için ideal bir ortam sunuyordu.

6 Ağustos: Hiroşima dehşete uyanıyor

6 Ağustos 1945…Ilık ve güzel bir gün olacağının habercisi olan güneş, Japonya’nın Hiroşima kenti üzerinden mavi gökyüzüne doğru yükseldi. Günün başlangıcında hiçbir şey, bugünün daha öncekilerden farklı olacağına işaret etmiyordu. Ancak bugün farklı, hem de çok farklı olacaktı. Bugün, dünyanın gidişatını değiştirecekti. Bugün, sadece bir uçak, sadece bir bomba bırakarak koca kenti yok edecek, İkinci Dünya Savaşı’nı sona erdirecek ve insanlığa Atom Çağı’nın başladığını ilan edecekti.

Albay Paul Tibbets tarafından komuta edilen B–29 Enola Gay uçağı, Japonya’ya 6 saatlik mesafedeki Batı Pasifik’teki Tinian hava üssünden havalandı. Japon radarları, ülkenin güneyine doğru amerikan uçaklarının geldiğini belirlemişti. Uçaklar Hiroşima’ya çok yüksek irtifada yaklaşıyordu. Saat 08.00 gibi Hiroşima’daki radar operatörü, gelen uçakların çok az sayıda olduğunu bildirdi. Hava saldırısı alarmı durduruldu. Japonlar, yakıt tasarrufu sağlamak ve uçakları korumak için küçük çaplı filolara müdahale etmiyordu. Japonlar haklıydı, üç uçak geliyordu. Atom bombasını taşıyan Enola Gay (ki adını Albay Tibbet’in annesinden almıştı), gözlem uçağı The Great Artiste ve o zaman için adı olmayan ancak daha sonra Necessary Evil (Gerekli Şeytan) olarak isimlendirilen bir kayıt uçağı.

Saat 08.15’te Enola Gay, 60 kg U–235 içeren ‘Little Boy’ (Küçük Oğlan) isimli yükünü Hiroşima’nın merkezine doğru bıraktı. Bomba, şehrin yaklaşık 600 metre üzerinde patladı. 13 kiloton ağırlığındaki TNT’ ye eşdeğer bir enerji, bir anda ortalığı kasıp kavurdu. 70 bin kadar Japon ne olduğunu bile anlamaya fırsat bulmadan buharlaştı! Patlamanın oluşturduğu yıkımın yarıçapı yaklaşık 1,6 kilometreydi. 11,5 kilometrekare alan tamamen yanıp kül olmuştu. Dünya, ilk kez böylesi korkunç bir güce ve yıkıma şahit oluyordu…

Japonya daha ilk atom bombasının şokunu atlatamamıştı ki ABD Başkanı Truman’dan yeni bir tehdit daha geldi: ‘Eğer şartlarımızı kabul etmezlerse, bu dünyada daha önce hiç görülmemiş bir şekilde, gökyüzünden gelecek yıkım yağmuruna maruz kalacaklar!’ Japonlar, şok olmakla birlikte teslim olmaya yanaşmıyorlardı. Atom depremi devam edecekti…

Hedef Kokura’ydı ama Nagazaki vuruldu

9 ağustos 1945 sabahı, ‘Fat Man’ (Şişko Adam) kod isimli ikinci atom bombasını taşıyan Amerikan B–29 Superfortress Bockscar, 393. Filodan Binbaşı Charles W. Sweeney ve mürettebatı tarafından uçuruluyordu. Kokura birinci, Nagazaki ise yedek hedefti. İki keşif uçağı, her iki hedef için de hava koşullarının uygun olduğunu bildirdi. Kokura’ya ulaştıklarında kentin üçte ikisi bulutlar altındaydı. Oysa emir netti. Yüzde yüz görsel temas olmadan bomba atılmayacaktı. Plan gereği yedek hedef Nagazaki’ye doğru yöneldiler. Hesaplamalara göre Bockscar’ın en yakındaki Iwo Jima üssüne ulaşmak için yeterli yakıtı kalmamıştı. Nagazaki’ye de bombayı atamazlarsa, Okinawa’ya geri götürecekler,olmadı, okyanusa bırakacaklardı. Teğmen Frederick L. Ashworth, hedefle tam görsel temas sağlayamasalar bile, bombayı radar kullanarak bırakmaya karar vermişti.

Saat 11.01’de Nagazaki üzerindeki bulutlar, Bockscar’daki bombacı Yüzbaşı Kermit Beahan’ın hedefi tam istediği gibi görmesini sağlayacak şekilde azaldı. Yaklaşık 6,4 kg plütonyum 239 içeren ‘Şişko Adam’ kentin sanayi merkezinin üzerinde bırakıldı. 43 saniye sonra, yerden 469 metre yükseklikte, şehrin kuzey ve güneyindeki Mitsubishi şirketine ait tesislerin arasındaki yolun üzerinde kulakları sağır eden bir gürültü ve gözleri kör eden bir parlaklıkla patladı. Nagazaki’nin 240 binlik nüfusunun 27 bini, daha ne olduğunu anlayamadan ölmüştü! 60 bin de yaralı vardı. Uzun vadede 140 bin kişi hayatını kaybedecekti. Yıkımın yarıçapı yaklaşık 1,6 km idi. Patlamayla çıkan yangının alevleri, kentin kuzey kesimiyle, patlama merkezinin 3,2 km güneyine kadar olan bölgeyi avuçlarına almıştı. Bombanın patlamasının ardından hazırlanan bir raporda Nagazaki, ‘hiç mezar taşı bulunmayan bir mezarlık’ olarak tarif ediliyordu.

Atom Çağı dünyayı korkuya mahkûm etti

Japon tarihçilere göre barış yanlısı sivil irade, Hiroşima ve Nagazaki’deki yıkımı, savaş güçleri ne kadar korkusuz, yetenekli ve cesaretli olursa olsun, atom bombalarının gücüne karşı etkili olamayacakları konusunda askeri kanadı ikna etmek için kullanmıştı. Ünlü elektronik devi Sony’nin kurucusu ve savaş sırasında deniz subayı olan Akio Morita, Japon askeri kanadı barışa ikna edenin konvansiyonel silahlar değil, atom bombaları olduğunu belirtmişti. Amerikan Dışişleri Bakanı James Byrnes, Japonya’yı işgale kalksalar, 500 bin Amerikalının ölmüş olacağını söyleyecekti. Birçok Amerikalı askeri danışmansa, en kötü senaryoda 1 milyon Amerikan askerinin ölebileceğini öngörüyordu. Onlara göre, Amerikan kayıplarını en aza indirmek için atom bombasını kullanmak zorunda kalmışlardı.

Tüm bu varsayımları bir kenara bırakırsak, şu kesin ki atom bombaları İkinci Dünya Savaşı’na son noktayı koymuştu. Atom bombalarının ardından Amerikan birlikleri Japonya’ya çıktı. Hiroşima 40 bin, Nagazaki ise 27 bin Amerikan askeri tarafından işgal edildi. Atom bombasından kurtulanlara,‘Bombaya maruz kalanlar’ şeklinde açılımı yapılabilecek Hibakusha ismi takıldı. Atom bombalarının yarattığı tahribat ve dehşet, aynı zamanda Japonya’nın günümüze kadar devam eden nükleer silahlanma karşıtı savaş sonrası pasifist politikalarının da temelini attı. Bugün halen Japonya’da 260 bin dolayında Hibakusha yaşıyor.