Son Dakika

Okunan haber:

Dünyayı ikiye bölen Berlin duvarı


Almanya

Dünyayı ikiye bölen Berlin duvarı

Bundan tam yarım asır önce Almanya’nın Brandenburg kapısı bir inşaat çalışması için kapatıldı. Kısa bir süre sonra Çin seddine benzer bir yapı kendini göstermeye başladı. Berlin’i adeta ikiye bölen duvar 4 metre yükseklikte ve 155 kilometre uzunluktaydı. Soğuk savaşın en büyük simgesi oluşmuş sadece bir ülkeyi değil bir kıtayı ikiye bölmüştü. Sıkı güvenlik tedbirlerinin alındığı duvardan kuş uçmasına bile izin verilmedi. 28 yıl boyunca duvarı geçmek isteyen 136 kişi bunu canlarıyla ödedi.

Peki neden böyle bir duvara gerek duyulmuştu?

1960 Avrupası’nda iki sistem büyük bir rekabet içindeydi. II. Dünya Savaşı’nın ardından Sovyetler Birliği etki alanını Doğu Avrupa’ya kadar genişletti. Bu durumdan Almanya da payını almış Berlin ikiye bölünmüştü.

Batılı ülkelerle Avrupa’nın komünist ülkeleri arasındaki sınırlar kapalıydı. Fakat bu kural bir süreliğine de olsa Berlin’de geçerli olmadı. Bir sokaktan karşı karşıya geçmek taraf değiştirmek için

yeterliydi.

12 yıl süren bu dönemde Doğu Almanya’yı yaklaşık 3 milyon kişi terk etti. II. Dünya Savaşı’nın yaralarını sarmaya çalışan Doğu Almanya için nüfusunun yüzde 13’lük kısmından olmak hiç de kolay bir durum değildi.

Batı Almanya’da ise göçmenler için özel kamplar kuruldu. O günlerde yapılan bu röportaj Doğu Almanya’nın içinde bulunduğu durumu tüm yalınlığıyla gözler önüne seriyordu:

“Doğu Almanya acılar içinde kıvranıyor. Gittikçe azalan işgücü ülkedeki ekonomik krizin daha da büyümesine neden oluyor. Kruşçev, Berlin’deki kaçış kapısını kapatmakla tehdit ediyor.”

Dönemin iki süper gücünden biri olan Sovyetler Birliği’nin başında Nikita Kruşçev bulunuyordu.

ABD başkanı John F. Kennedy 1961’de Küba’da Fidel Castro’ya karşı düzenlediği askeri operasyonda başarısızlığa uğradı. Bu durum Kruşçev’i cesaretlendirdi. Batı Berlin konusunda Moskova Washington’u baskı altına almaya çalıştı. Fakat başarılı olamayınca Berlin’in fiilen bölünmesine karar verildi. Batı Almanya bu kararı öfkeyle karşılasa da başkan Kennedy gelişmelere pragmatik bir açıdan yaklaştı ve tarihe geçen şu cümleyi kurdu: ‘‘Bu hoş bir karar değil. Fakat savaştan çok daha iyi bir şey.’‘

Fakat ikiye bölünmüş şehirde savaş geliyorum diyordu. Berlin’in bir tarafından diğerine geçmek halk için imkansızdı. Sadece müttefik güçlere ait diplomatlar ve askerlerin geçişine izin veriliyordu.

1961 Ekim’i, Amerika ve Sovyet tanklarının burun buruna geldiği ay oldu. 15 yaşındaki Peter Steinmann şehrin batısında yaşıyordu:

“Bütün müttefik güçleri personeli hiçbir belge göstermeden geçiş hakına sahipti. Bu durum Doğu Berlin’in çıkarlarına ters düşüyordu. Çünkü örneğin Amerikalıların sınırı geçerken yanında bulunan kişiler kontrol edilmiyordu. Bu yüzden aile ferdi mi yoksa ülkeden kaçmaya çalışan kişiler mi oldukları anlaşılamıyordu.”

Batı tarafına geçmek isteyenler duvarın yanındaki evlerden karşı tarafa atlamaya çalışıyordu. İtfaiyecilerse duvarın kenarına gerdikleri brandalarla atlayanları kurtarmaya çalışıyorlardı. Sınırı daha sıkı kontrol etmek için duvar kenarındaki evler bir bir yıkıldı. Bugünse yerlerinde hatıra levhaları bulunuyor. Uzlaşma Kilisesi’ninse Birgit için özel bir yeri var:

“1950 ilkbaharında burada vaftiz edildim. 1985’te kilise dinamitlendi. Duvar boyunca uzanan evlerin pencerelerinden insanlar öteki tarafa atlamaya çalışıyordu.’‘

Bernauer sokağının batısında hala bir gözetleme kulesini ve duvardan geriye kalanları görebilmek mümkün. Bu sokak Brandenburg kapısı gibi Berlin duvarından kalan hatıralarla dopdolu:

“12 Ağustos 1961’de yani bundan tam 50 yıl önce bu yolda yürümüştüm. 14 yaşındaki bir ortaokul öğrencisinin bir gece sonra yükselecek duvarı hayal etmesi mümkün bile değildi. Bir şehrin, bir ülkenin hatta dünyanın iki blok arasında 28 yıl boyunca bölen bir duvar oluşmuştu.”