Son Dakika

Okunan haber:

Anadolu’nun “manevi başkenti”


Türkiye

Anadolu’nun “manevi başkenti”

465 yıl Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik eden İstanbul, cumhuriyetten sonra Türkiye’nin hem ticari ve ekonomik hem de kültür başkenti olmayı sürdürdü. 15 milyonluk kent Müslümanlar için kutsal Ramazan ayında bir başka özelliğini daha ortaya koyuyor. İki kıtayı buluşturan kent Anadolu’nun manevi başkenti olma görevini üstleniyor.

Ramazan ayı boyunca Anadolu’nun dört bir yanından insanlar akın akın İstanbul’a geliyor. Kimileri bu kutsal ayın havasını İstanbul’da solumak çoğu ise İstanbul’u diğer kentlerden ayrı kılan kutsal emanetleri ziyaret etmek için geliyor.

İstanbul’u manevi açıdan ayrıcalıklı hale getiren üç önemli mekan var: Topkapı Sarayı’ndaki kutsal emanetler, Hırka-i Şerif Camii ve elbette Eyüp Sultan. Bu üç mekan da Müslümanların peygamberi Hazreti Muhammed’le bir şekilde bağ kurmuş durumda. Üç mekan ona ait eşyaları ve onu Medine’deki evinde tam 7 ay misafir eden arkadaşı Halid Bin Zeyd’in türbesini barındırıyor.

Hırka-i Şerif Camii İstanbul’da muhafazakar ailelerin yoğunlukta yaşadığı, adım başı bir caminin bulunduğu Fatih semtinde Sultan Abdülmecid tarafından 1851 yılında sadece ve sadece insanların Hazreti Muhammed’in hırkasını ziyaret edebilmeleri için yaptırdığı bir cami. Adı da oradan geliyor. İnanca göre Hırka-i Şerif, İslam peygamberinin mucizevi yolculuğu Mirac sırasında üzerine giydiği kıyafeti. Peygamber bunu hediye olarak Veysel Karani adlı kendisine inanmış ama tanışmaya fırsat bulamadığı bir Müslümana gönderiyor. Bu değerli hediye nesilden nesile aktarılarak bugüne kadar geliyor ve sadece Ramazan aylarında ziyarete açılıyor. Hırka-i Şerif ilk kez bu yıl saklandığı sandıktan çıkarıldı, tamir edildi ve açık olarak sergilenmeye başladı. Günün her saati ziyaretçilerle dolup taşıyor.

Topkapı Sarayı’ndaki kutsal emanetler dairesi de buradan farksız. Türkiye’nin hatta Ortadoğu’nun dört bir yanından gelen turistler sarayın bu özel dairesini ilgiyle geziyor. Burada yine İslam dinin önde gelenlerine dair eşyalar ve Mekke’den getirilen Kabe örtüsü, Kabe kapısı gibi eserler bulunuyor. Osmanlı Sultanı Yavuz Selim’in ‘in 1517’de Mısır’ı fethinden sonra İstanbul’a getirdiği emanetler arasında Hazreti Davud’un kılıcı, Hazreti Musa’nın asası, Hazreti İbrahim’in kapları olduğu belirtilen sayısız eser var. 24 saat Kur’an-ı Kerim okunan dairede Hazreti Muhammed’e ait bir sandalet, bir hırka, kılıç, yine İslam halifelerine ait kılıçlar, el yazması Kur’an-ı Kerim’ler var.

Eyüp Sultan ise bu bölgedeki en önemli manevi merkezlerden biri. Çünkü Hazreti Muhammed’in en yakın dostlarından biri burada yatıyor. Burayı gezen turistlerin Medine’ye benzettiği mekan Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra bulunan Halid Bin Zeyd’in kabri üzerine yapılan türbe ve cami ile milyonlarca kişiyi cezbediyor. Günün her saatinde ziyaretçisi bulunan Eyüp Sultan özellikle Müslümanların oruçlarını açtıkları iftar saatinden sonra dolup taşıyor. Kutsal mekanları ziyaret için otobüslerle gelenler, İstanbul’da Ramazan ayının ruhunu hissettiklerini, büyük mutluluk duyduklarını söylüyor.

İstanbul’un dini cazibesi bu üç mekanla sınırlı değil. Bir de İstanbul’da Selatin Camiler olarak bilinen büyük camiler ve bunların çevresi var. Tarihi yarımadanın gözbebeği Sultanahmet Meydanı her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan eğlencelerinin merkezi durumunda. Türk mutfağının eşsiz tatlarının örneklerinin satıldığı sıra sıra dükkanlar, kafeler ve tarihi eserler her gece binlerce insanı buraya çekiyor. Meydanda kelimenin tam anlamıyla adım atacak yer yok. Her ırktan her kültürden insanın biraraya geldiği Sultanahmet’te gün adeta bitmiyor. Gecenin geç saatlerine yani sahur vaktine kadar çevrede oturan, gezen bir şeyler atıştıranlar sabahın ilk ışıklarında yerlerini ibadet için buraya gelenlere bırakıyor.

İstanbul’daki bu döngü bir hafta daha sürecek. Türkler bu yıl 30 Ağustos’ta çifte bayram yapacak. Hem tüm İslam alemi ile birlikte Ramazan bayramını hem de Türkiye’nin düşman işgalinden kurtuluşunu sağlayan Zafer Bayramı’nı kutlayacak.