Son Dakika

Okunan haber:

"Türkiye-İsrail krizi daha da derinleşebilir"


Türkiye

"Türkiye-İsrail krizi daha da derinleşebilir"

Bir zamanlar Ankara ile Tel Aviv mükemmel diplomatik ilişkilere sahipti. Türkiye İsrail’in bölgede destek alabildiği tek ülkeydi. 90’lı yıllardan beri yapılan askeri ve ekonomik anlaşmalar Amerika Birleşik Devletleri’nin de tam desteğini alıyordu.

Fakat ne olduysa 2008’de oldu, iki ülke arasında çok gergin bir süreç başladı. Önce İsrail Gazze’de ‘Dökme Kurşun Operasyonu’nu düzenledi. Oysa Tel Aviv, Ankara’ya olaylardan birkaç gün önce böyle bir operasyonu planlamadıklarını iletmişti. Saldırılarda 300’ü çocuk olmak üzere yaklaşık 1500 kişi hayatını kaybetti. Türkiye sert bir tepki vermekte gecikmedi:

“Sesin çok yüksek çıkıyor. Biliyorum ki sesinin çok yüksek çıkması bir suçluluk psikolojisinin gereğidir. Benim sesim bu kadar yüksek çıkmayacak bunu da böyle bilesin. Öldürmeye gelince; siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz.”

Başbakanın Davos’u terk etmesiyse iki ülke arasındaki ilişkilerde bir dönüm noktası oldu. Anlaşmazlıklar artık gün yüzüne çıkmıştı.

İlişkilerin daha da gerilmesindeyse Türkiye’de izlenme rekorları kıran ‘Kurtlar Vadisi’ dizisindeki İsrail’i konu alan sahneler büyük rol oynadı. Dizide, ana karakterin Mossad ajanlarının kaçırdığı bir çocuğu büyükelçiliği basarak kurtarmasını İsrail kabul edilemez olarak değerlendirdi. Bir açıklama için çağrılan büyükelçi saatlerce bekletildi. Kabul edildiğinde alçak bir koltuğa oturtuldu ve görüşmede Türk bayrağı bulunmuyordu. Ankara bu durumu utanç verici olarak yorumladı.

Fakat ilişkileri kopma noktasına getiren olay 2010’un 31 Mayıs’ında yaşandı. İsrail ordusu Gazze’ye insani yardım taşıyarak ablukayı kırmaya çalışan Mavi Marmara gemisine operasyon düzenledi. Olaylarda 9 Türk hayatını kaybetti. Ankara, Tel Aviv’deki büyükelçisini geri çağırdı ve resmi olarak özür dilenmesini istedi. İsrail buna yanaşmazken, BM raporu da ülkeyi destekledi. Ankara bu raporu kınamakta gecikmedi.

“Bildiğiniz gibi yarın itibariyle de biz ikinci katip seviyesine zaten diplomatik ilişkilerimizi düşürüyoruz. Aynı şekilde Türkiye’deki onların diplomatları da aynı seviyeye düşürülecek.”

Türkiye-İsrail diplomatik ilişkileri 1981’den beri en alt seviyeye indi. Ankara, Gazze’ye insani yardım taşıyan gemilere Türk zırhlılarının eşlik etmesine karar verdi. Şu andaysa oynanan satrancın nasıl sonuçlanacağı en büyük merak ve endişe konusu.

Birkaç yıl öncesine kadar Ortadoğu’nun iki müttefik ülkesi Türkiye ve İsrail, bugün karşı karşıya. İki ülke ilişkilerinin kopma noktasına geldiği bir dönemde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Arap Baharı” ülkelerini kapsayan bir geziye çıkıyor.

Gizem Adal, euronews: “Türkiye-İsrail krizini konuşmak için İstanbul’a uzanıyoruz. Gazeteci Mete Çubukçu ile beraberiz. Sayın Çubukçu, bu kontekste, Erdoğan’ın kritik ziyareti nasıl yorumluyorsunuz?”

NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu: “Ziyareti üç açıdan ele almak mümkün. Birincisi Arap ayaklanmalarının birinci vadesinden sonra Türkiye, daha çok yönetimlerle değil, halklardan yana tavrını koyduğunu açıkladı. İkincisi Türkiye, bu ayaklanmaların öncesinde ve süresinde bölgede bir aktör olarak öne çıkma iddiasını sürdürüyor. Bu gezi, bunun bir uzantısı olarak değerlendirilebilir. Üçüncüsü ama en önemlisi de, İsrail ile yaşanan kriz nedeniyle özellikle Mısır ayağı çok önemli. Çünkü Mısır-İsrail ilişkileri de son günlerde, zaman zaman krize giriyor ve burada Erdoğan’ın, özellikle İsrail’e karşı birtakım söylemlerle bu konuyu gündemde tutacağını biliyoruz.”

Gizem Adal, euronews: “Türkiye-İsrail gerginliği, iki ülkeden gelen açıklamalara bakarsak azalmak yerine tırmanıyor. Bu gerginlik, nereye kadar gider? İki ülke arasında sıcak bir çatışma yaşanır mı?”

Mete Çubukçu: “Türkiye’nin iki şartı, özellikle tazminat ve özür kabul edilmedikçe, bu krizin çözümlenmesi mümkün gibi görünmüyor. Çünkü hükümet bunu bir devlet olmanın gereği, ikincisi bir onur meselesi yapmış durumda ki, bu görüşü destekleyener ve haklı bulanlar da çoğunlukta. Eğer bu iki görüş kabul edilirse, Gazze ablukası konusunda Türkiye’nin rezervi gevşeyebilir, yavaşlayabilir ya da kaldırılabilir. Ancak bu iki konu hayata geçmediği takdirde, daha da derinleşerek hatta seyrüsefer serbestisi konusunda zaman zaman gerginlik yaşanma noktasına da gelinebilir ki, bunun işaretleri de söz konusu. Çünkü Türk fırkateynleri bir süre sonra Akdeniz’de çeşitli karasuları dışında dolaşmaya başlayacak. Dolayısıyla kriz biraz daha derinleşerek gidecek gibi görünüyor.”

Gizem Adal, euronews: “Türkiye-İsrail arasındaki gerginlik bölgeye nasıl yansır? Ordadoğu için sonuçları neler olur?”

Mete Çubukçu: “Şimdi Ortadoğu’ya baktığımızda, zaten Arap Baharı, Arap ayaklanmaları dediğimiz süreçte, yeni bir yapılanma, yeni bir altüst oluş söz konusu. Peki, önümüzdeki kısa vadede, bölgede ne olabilir? Suriye’ye bakmak gerekecek ve Libya’nın kısa dönemde nasıl şekilleneceğine bakmak gerekecek. Ama uzun vadede, özellikle Türkiye, halklardan yana tavrını birşekilde koyduğunu söyleyerek, yeni bir politika oluşturma çabasında. Burada İsrail, bu süreci okuyabiliyor mu? Açıkçası ben çok şüpheliyim. İsrail, tarihinde belki de, süreci okuyamayan bir hükümet olarak öne çıkıyor. Şu andaki hükümet, sessizliğini tamamen koruyor, herhangi bir açılıma imkan vermiyor. Ama barış sürecine herhangi bir katkıya yönelik adım atmıyor ve tırnak içinde kendi dostlarını da kaybetmiş durumda. Yani yine eski yönetimleri diktatörlüklerle daha rahat tırnak içinde çalışan bir İsrail’in yerine, şimdi seçimlerle kısmen demokratik sistemle yönetime gelecek hükümetler ya da yönetimler olacak. Bu İsrail’in işini daha da zorlaştıracak gibi görülüyor ve İsrail bence bölgede eskisine oranla daha da yalnızlaşarak ve daha da bir şekilde dışarıya karşı tehdit unsurunu artırarak bir politika uygulamaya başlayacak gibi görünüyor.”