Son Dakika

Brüksel’in ünlü Kanun sokağında bugün panik hakimdi. Hükümet binasında acilen bir araya gelen üyeler Belçika’yı bir bölünmeden kurtarmak için belki son defa toplandı. Yves Leterme’in sürpriz gidiş haberi Kral’ın acilen ülkeye dönmesine neden oldu. II. Albert geçtiğimiz temmuzda da ülkesine birlik ve beraberlik mesajı vermişti:

“Tarihin en uzun süreli hükümet kurma çalışması beni çok kederlendiriyor. Belçikalıların ne kadar büyük bir riskle karşı karşıya bulunduklarını söylemezsem görevime riyakarlıkta bulunmuş olurum.”

Fakat Belçika Kralı’nın tüm çağrılarına ve bir buçuk yıl önce istifa eden Başbakan Yves Leterme’in tüm çabalarına rağmen Flamanlarla Valonlar arasında bir anlaşmaya varılamadı. Belçika’da hükümet kurmayı bir türlü beceremeyen eski başbakan çareyi Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne (OECD)geçerek ülkeden ayrılmakta buldu.

Peki Belçika bu noktaya nasıl geldi? Ülkeyi bölünme noktasına getiren süreç 2007 genel seçimleri ile başladı. Belçika’nın kuzeyinde yaşayan Flamanlar seçimlerde bağımsızlık ve otonomi istedi. 4 yıldır süren kriz ülkenin 458 gün hükümetsiz kalmasına neden oldu.

Yves Leterme liderliğindeki Hristiyan Demokratlar seçimlerden ilk sırada çıktı ve vakit kaybetmeden koalisyon çalışmalarına başladı. Fakat yürürlüğe koymayı önerdiği geniş kapsamlı devlet reformu diğer partileri tatmin etmedi ve görüşmeler 2 ay sonra sonuç alınamadan sonlandı.

Bu tarihten itibaren Belçika’ya hükümet dayanmadı. Aralık 2007’de kurulan Guy Verhofstadt hükümetini Mart 2008’de birinci Leterme hükümeti takip etti. Fakat küresel ekonomik kriz hükümetin ömrünün 9 ay sürmesine neden oldu. Aralık 2008’de ise hükümet kurma görevi Herman Von Rompuy’e verildi. Ama ne Rompuy, ne de ikinci Leterme hükümeti Flamanlarla Valonlar arasındaki anlaşmazlığı çözebildi.

22 Nisan 2010 Leterme’in istifa ettiği tarih oldu. Erken seçimler Haziran’da yapıldı. Sonuçlar krizin daha da derinleşmesine yol açtı. Bart de Wever’in liderliğindeki Yeni Flaman İttifakı oyların yüzde 28’ini topladı. Flaman bölgesinin otonomisinin net bir şekilde artırılmasını isteyen de Wever ile Valon tarafı asla anlaşamadı. Flaman tarafının Brüksel’in Flaman banliyösünde Fransızca konuşan Valonların faydalandıkları dil haklarını kaldırmak istemesi görüşmelerin sona ermesine yol açtı.

Fakat yaşananların temelindeki asıl sorun bir tarafın birlik, diğer tarafınsa bölünme istemesi. İkiye ayrılmış halkta bazıları Belçika’yı parçalamak için uğraşırken diğerleri ise ülkelerine bağlılıklarını göstermek için çabalıyor.

Yapılması plananlanan seçimlerse belki de son defa düzenlenecek. Leterme’in gidişine atıfta bulunan ‘‘güle güle Belçika’‘
başlıklarıysa belki de kısa süre sonra gerçek olacak.