Son Dakika

Arap dünyasındaki rejim değişiklikleri, çıkarları bulunan Batılı ülkelerin bölgeye akın etmesine neden oluyor. Örneğin, zengin yeraltı kaynaklarına sahip Libya’ya ziyaretler şimdiden başladı. Ani bir kararla ülkeye gelen Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Libyalıların gözündeki popülerliğinden de faydalanarak, meydanı diğer ülkelere kaptırmamaya çalışıyor.

Fransız Cumhurbaşkanı yine ani bir kararla Ulusal Geçiş Konseyi’ni mart ayında kabul etmişti. Arabuluculuk çalışmalarına

katılan Fransız filozof Bernard Henri Levi’nin de çabalarıyla Fransa, Geçiş Konseyi’ni tanıyan ilk ülke oldu.

Karar o kadar hızlı alınmıştı ki Dış İşleri Bakanı bile gelişmelerden haberdar değildi. Karardan sadece birkaç gün sonraysa bakan, Birleşmiş Milletler’de çok önemli bir tasarının geçmesi için çalışmalara başladı. 1973 numaralı karar “sivillerin her türlü yola başvurularak korunmasını” ön görüyordu:

“Savaşa neden olanların buna devam etmesine izin veremeyiz. Çok vahşi bir şiddete maruz kalan masum insanları

kaderlerine terk edemeyiz. Uluslararası ahlaka ve yasalara karşı gelinmesine seyirci kalamayız.”

Bu açıklamadan sadece birkaç gün sonra Fransız jetleri Libya semalarına ulaştı. Harmattan operasyonu başlamıştı. Fransız

Hava Kuvvetleri Libya’ya ait askeri güçlerin etkisiz kılınmasında baş roldeydi.

Fransız diplomasisi de orduyu aratmamış, Libya halkının gönlünü kazanma çalışmalarına başlamıştı. Fransa, Tunus’ta yaşadığı kaosun ardından Arap Dünyası ile ilişkilerini yeniden düze çıkarıyordu.

Şimdi merak edilen iki konu bulunuyor: İlki kahraman rolünü üstlenen Sarkozy’nin yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanıp kazanmayacağı, diğeriyse Libya’nın zengin petrol kaynaklarından Fransız şirketlerinin aslan payını alıp alamayacağı.