Son Dakika

Okunan haber:

Çin AB'ye neden yardım ediyor?


Çin

Çin AB'ye neden yardım ediyor?

1970’li yıllarda baş döndürücü nüfus artışıyla kendinden bahsettiren Çin bugün devasa ekonomisi ile Avrupa’nın yardımına koşuyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin ardından dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan ülke, mali krizdeki Euro Bölgesi’nin baş kurtarıcısı haline geldi.

Yaşlı Avrupa’nın hazine borçlarını satın alan Pekin, her yerde kırmızı halılarla karşılanıyor. Her ne kadar Avrupa’ya koşulsuz destek sağlandığı belirtilse de aslında Çin’in başka hedefleri olduğu şüphe götürmüyor.

Ülke 6 trilyon Dolar’lık gayri safi yurt içi hasılaya, yüzde onlardaki kalkınma oranına ve sadece 30 yılda yüzde birden 10’a fırlayan bir ihracata sahip. Bu rakamlar Avrupa’nın kapılarının ardına kadar açılmasında baş rol oynuyor.

2 trilyon 800 milyar Dolar’lık altın ve döviz rezervi ise kolayca borç vermesini sağlıyor. İspanya’ya ve Portekiz’e yapılan mali yardım 10 milyar Dolar’ı aşmış durumda. Financial Times’a göre Avrupa’nın diğer ülkelerine verilen borçlarsa 630 milyar Dolar’ı buluyor. Bu rakam Avrupa’nın toplam borcunun yüzde 7’sini oluşturuyor.

Peki Çin’in Euro Bölgesi’ne yardım etmesinin arkasında ne bulunuyor? Bu sorunun yanıtında ülkenin ne tam olarak dostlarının yardımına koşması ne de ‘yaşlı’ Avrupa’yı yutmak istemesi bulunuyor. Avrupa Çin’in en önemli ticari ortaklarından biri konumunda. İhracatının büyük bir kısmını yaşlı kıtaya yapan ülke Euro Bölgesi’nin çökmesinin kendine zarar vereceğini düşünüyor.

Ayrıca Pekin yaptığı mali yardımların diplomatik ve siyasi meyvelerini de toplamayı hedefliyor. Dünya Ticaret Örgütü’nün kendisine 2016’da vermeyi planladığı piyasa ekonomisi statüsünü Çin AB’ye çok daha erken kabul ettirmeye çalışıyor. Bu statü sayesinde Çin mallarına uygulanan kotaların kaldırılması sağlanacak.

Yani Çin Avrupa’nın yardımına koşarak aslında kendi çıkarlarını koruyor. Avrupa’yı kurtaran ülkenin tüm dünyayı saracak bir krizde ne yapacağıysa merak konusu.

AB’deki kriz Çin’i etkiler mi?

Çin Ulusal Bayramı bir yandan geçmişteki zaferleri tekrar hatırlamayı diğer yandan da bugünkü başarılarla övünmek için bir fırsat olarak görülüyor. Peki bu sene de aynı şekilde mi kutlanacak? Bu soruya bir yanıt aramak için Çin işleri özel danışmanımız Dr. Robert Laurence Kuhn ile birlikteyiz.
 
 
Neil O’Reilly euronews: 
“Dr. Kuhn hoşgeldiniz. Çin’in bu ‘altın haftası’ boyunca her taraf bayraklarla donatılacak ve havai fişek gösterileri düzenlenecek. Fakat ekonomideki kötü gidişat enflasyon ve borçlar sanki bu seneki kutlamalara biraz gölge düşürecek…”
 
Robert Kuhn:
“Parti’nin 18. kongresine sadece bir yıl kaldı. Bu hazırlık dönemi çok önemli. Çünkü Kongre’nin ardından liderlikte bir nesil değişimi yaşanacak.Yani Çin için çok hassas bir dönem olacak. Liderlikteki değişim sadece lideri değil tüm kadroyu da değiştirecek. Öte yandan 2010’da diplomaside çok başarılı bir karne veremeyen ülke 2011’de çok daha başarılı oldu. Enflasyonsa hala en kritik noktalardan biri. Çin enflasyonunu kontrol etmekte güçlükler yaşamaya devam edecek. Verdikleri oranların güvenilirliği konusunda bile bazı şüpheler var. Acaba enflasyon oranı ülkede gerçekten hangi seviyede? Bu çok önemli bir sorun. Bu yüzden de ekonominin yavaşlaması Çin’de çok olumsuz karşılanmıyor. Çünkü Çin’de yöneticiler enflasyonu daha çok dert ediyor.”
 
euronews:
“Sizin de belirttiğiniz gibi Çin’i daha uzun vadedeki sorunlar endişelendiriyor. Şu andaki krizde Avrupa Birliği’ne çok önemli yardımlarda bulundu. Ama aynı zamanda da ‘piyasa ekonomisi’ statüsünü elde etmek istediğini de açıkca gösterdi. Acaba bunun zamanı geldi mi? Gelecek ay yapılacak Çin-AB zirvesinde bu konuda hararetli tartışmalar yaşanabilir mi?”
 
Robert Kuhn:
“Bence Çin kendisine saygı duyulmasını istiyor. Avrupa’da yaşananlarsa Çin’de hayati bir önem arz ediyor. Çin Avrupa’ya kendi çıkarlarını korumak için yardım ediyor. Ayrıca ekonomisinin de ne kadar gelecek vaadettiğinin görülmesini bekliyor. Pekin şüphesiz dünyadaki tüm sorunları çözme gücüne sahip değil. Bazen dünyanın geri kalanı etkisini ve ne yapabileceğini olumlu ya da olumsuz abartıyor. Öte yandan Çin’deki kalkınma oranının yüzde dokuza düşmesine rağmen ABD ve Avrupa’da yaşananlara bakıldığında Pekin elinde çok önemli bir kart bulunduruyor.”
 
euronews:
“Çin Avrupa ile bazı sorunlar yaşıyor. Fakat Amerika ile olan ilişkilerinin daha da karmaşık olduğu görülüyor. Birkaç gün içinde Amerikan Senatosu para birimlerine uygulanan haksız bir pratiği cezalandıracak bir yasa tasarısını kabul edecek. Çin buna karşı bir şey yapabilir mi?”
 
Robert Kuhn:
“Başkanlık seçimlerine bir yıl kala Çin’e karşı alınacak cezalandırıcı ve saldırgan kararlar beni endişelendiriyor. Çünkü Cumhuriyetçilerle Demokratlar sadece bu noktada anlaşmaya varabilir. Fakat bu çok akıllıca olmaz. Ama Washington’daki bazı yöneticiler Çin’e karşı sert bir politika takınmanın etkili olacağını düşünebilir. Her ne kadar istemesem de aleyhine bir karar alınırsa Çin misilleme yapacaktır. Fakat bunu yaparken oluşabilecek kazaları ve zararları en düşük sevyede tutmaya çalışacaktır. Halklarını karşılarına almak istemiyorlarsa misilleme yapmaları zorunlu. Fakat yapılacaklar devasa bir yanıt oluşturmayacaktır.