Son Dakika

Gérard Xavier Marcel Depardieu; Amerika’dan Asya’ya tanınan, Altın Küre, Altın Palmiye ve Altın Aslan gibi birçok ödüle layık görülmüş bir aktör.

Christopher Colomb, Monte Cristo Kontu gibi ölümsüz karakterlerle hatırlanan Gérard Depardieu, Robert de Niro ve Catherine Deneuve ile aynı sahneyi defalarca paylaşmış bir isim.

Sanatçı, sinemanın doğum yeri Lyon’da düzenlenen Lumiere Film Festivali’nde euronews’un sorularını yanıtladı.

euronews:

“Gerard Depardieu, bir süperstar olarak bugün sinemanın phantom’u olduğunuzu hissediyor musunuz?’‘

Gérard Depardieu:

‘‘Ah bilemiyorum… Ben hiç bir zaman süperstar olmaya çalışmadım ki… İnsanlar beni oraya layık görüyorsa bunu reddedemem tabi. Ama ne olursa olsun orada duramam. Aslında durum açık, Lyon’da olan şey de bu, güzel anların paylaşımı… Benim dahil olduğum yapımlar, duygusal anılarımız, şiddetle geçen zamanlar, işte tüm o paylaşımların yaşanması.”

euronews:

“Peter Handke’ın oyunculukla ilgili ‘ Aktör olduğunuzda hayatınızı yakarsınız’ sözüne katılıyor musunuz?

Gérard Depardieu:

“Ansızın kendinizi ekranda gördüğünüzde, filmde tam olarak ne yaptığınızı anlarsınız, bu da o en dokunaklı an olur. Tüm yapımlarda, duygusal çıkışlar vardır. Ve işte o an kendinize bu kadar yeter dersiniz.

Şu an ikinci Dünya Savaşı’nda geçen bir kahramanlık hikayesinin çekimlerini gerçekleştiriyoruz. Henüz ölmemiş ama kafasında bir kurşunla yaşayan bir kahramanı canlandırıyorum. Bir askerin ölümünün ardından, Alman askerlerin bir kasabadan tam 10 kişiyi öldüreceklerini bildirmesiyle hikaye başlıyor. Kasabanın delisi Ipu, bu konuda gönüllü olmaya ikna ediliyor. Ipu kabul ediyor ama ekliyor; ‘Cenazemi görmek istiyorum. Cenazemde herkes bulunacak ve beni yad edecek.’ Ve bunu tekrar ediyor. İşte ben de kendi filmlerimi izlerken hep bu hisse kapılırım. O anki neticelenmeyi görebilmek, anı tekarar yaşayabilmek…’‘

euronews:

“Şu an Harvey Keitel ile çektiğiniz Rumen filminden bahsediyorsunuz. Hani Romanya ve Belçika’da setleri devam eden. Avrupa sineması hakkında neler düşünüyorsunuz?

Gérard Depardieu:

“Malesef distribütörlükten hala yoksun olduğunu… Ülkelerdeki televizyon şirketleri hala konuya ilgisizler… Seyirci merkezli kararlar alarak aynı hataları yapmaktan çekinmiyorlar. Küçük kanalları feda etmekten çekinmediklerini biliyoruz. Çünkü onlardan bir sürü var. Mesela şu sıralar vizyona girecek 20 film var. Tüm bu büyük bütçeli yapımlara bakıldığında distribütorler durumla yarışamıyor. En iyi geri dönüşün sağlanacağı yapımları seçiyorlar ki bu da tam bir süpermarket mantığı. Gidip yapımınızı satmalısınız ve bu durum biraz da utanç verici… Bu yüzden etkinlikler düzenliyor ve filmleri halka tanıtıyorlar.’‘

euronews:

“Ama siz Fransa sınırlarını oyunculuğunuzla aştınız. İtalya’da Bertolucci ile çalıştınız, Amerikalılarla filmler yaptınız, kısa süre sonra rus mistik Rasputin’i canlandıracaksınız. Kendinizi hala Avrupalı bir ruh olarak tanımlıyabiliyor musunuz?

Gérard Depardieu:

“Tamamen, kesinlikle… Ülkeler kendi hikayelerini taşırlar, kültürlerini, beni de derinlere inmek kendimi, keşfetmek hep cezbetmiştir. Sinemayla, seyirciye canlandırdığınız karakterden bir şeyler katabiliyorsunuz, ben de bunu seviyorum. ‘’

euronews:

‘‘Kökleriniz işçi sınıfına dayanıyor. Fransa’nın ortasında küçük bir kasabadan geliyorsunuz. yolculğunuza şöyle bir göz attığınızda, kendi kendinizin mimarı mısınız?’‘

Gérard Depardieu:

‘’ Hayır, hayır… Aslında bilmiyorum. Ben hiçbir şey istemedim. Hiçbir hedefim de yoktu. Tek hedefim, ötekilere bakmak ve bu gözlemle eğlenmeyi denemekti. Güzellikleri ortaya çıkarmak, insanların acılarını, mutluluklarını yaşatmaktı amacım. Başkalarının aşklarıyla yaşıyorum ben. Bulimik yani iştahsız olunca ölürsünüz. Bense ölmüyordum, ben insanlara büyük şövalye Marechal gibi bakıyordum. İnsanlar onun elbiselerini alıp, hatıralarında saklıyorlar.’‘

euronews:

‘‘Teşekkürler Gérard Depardieu.’‘