Son Dakika

Okunan haber:

Beylikdüzü'ne kitap seferi


Türkiye

Beylikdüzü'ne kitap seferi

Okullarda “kitap en iyi dost”dur diye ezberleyerek büyüse de Türk halkının hayatı boyunca daha iyi vakit geçirdiği başka arkadaşlar bulduğu muhakkak. Televizyon izlemenin, evlilik programları karşısında vakit öldürmenin, kahvehanelerde kağıt oynamanın ya da maç seyretmenin Türkiye insanını daha iyi hissettirdiği açık.

Herkes okumanın önemini biliyor, çocuğunun iyi okumasını istiyor ama buna sözde verdiği önemi kendi yaşamlarının bir parçası haline getiremiyor.

Bağımsız Eğitimciler Sendikası’nın Türkiye’nin kitap okuma alışkanlığı üzerine yaptığı araştırmaya göre kitap, Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235. sırada. Bir başka deyişle okumak Türklerin en sevdiği faaliyet değil.

Geçtiğimiz yıllarda yapılan pek çok araştırma bu durumu rakamlarla ortaya koyuyor. Türkiye’de yayınlanan bir rapora göre kitap okuma oranı yalnızca yüzde 4.5. Japonya’da bir yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılırken, Türkiye’de bu sayı yalnızca 23 milyon 386. Yani, Türkiye’de bir yılda basılan kitap, Japonya’da neredeyse 24 saat içinde basılıyor.

İşte böyle bir ortamda İstanbul Uluslararası Kitap Fuarı’nın 30. yılını kutlaması yine de bir başarı sayılır.

1982 yılının Kasım ayında 28 yayınevi ve 5 yazarla başlayan fuarın, bu yıl 600 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı dev bir faaliyete dönüşmesi de önemli bir gelişme. Mısır’ın onur konuğu olduğu bu yılki fuarda Necip Mahfuz’un 100. doğum yılı paneli ve konuk yazarların katıldığı söyleşiler ve imza günleri Onur Konuğu etkinlikleri arasında yer alıyor.

İstanbullu kitapseverler, yüzde 20, yüzde 25’lik indirimlerin yapıldığı, yeni eserlerin sunulduğu fuara gitmek için epey fedakarlık gösteriyor.

Fuar alanı, kentin en Batı ucunda, merkeze 40 kilometre kadar uzaklıktaki Beylikdüzü semtinde yer alıyor. Üstelik yol üstündeki inşaat çalışması, İstanbul’un meşhur yoğun trafiğini fuar alanı yolunda iyice içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Bu engelleri aşabilenler kitaplarla, sevdikleri yazarlarla buluşma imkanı buluyor.

Fuar alanı özellikle haftasonları çocuklarına okuma sevgisi aşılamak isteyen ailelerle dolup taşıyor.

Oysaki kitap sevgisi ünlü çocuk kitapları yazarı Emilie Buchwald’a göre fuarlarda değil, ancak “anne babaların kucaklarında” verilebilir. Yani evde okuyan bir anne okuyan bir baba görmeyen çocuktan iyi bir okuyucu olmasını beklemek hayalcilik olsa gerek. Yine de İstanbul kitap fuarı Türkiye’de okuma alışkanlığını geliştirmek için ümit verici. Öğrenciler, okudukları kitapların yazarlarıyla tanışıyor, kitap imzalatıyor, fotoğraf çektiriyor, böylece yazıya ilgisini arttırıyor.

Mavi Bulut Yayınevi’nin yazarlarından Fatih Erdoğan, “çocukların yazarlarla buluşması, bizlerle tanışması kuşkusuz onların okudukları kitaplara bağlanmalarını sağlıyor. Bir ilgi uyandırıyor. Bu nedenle fuarın katkısı önemli” diyor. Fuara öğrencileriyle gelen Neslihan öğretmen de çocukları yazarlarla bir araya getirmenin okuma ilgisini arttırdığına inanıyor.

Yazar Erdoğan, fuarda çocukların daha çok resimli, görselliğe yönelik kitaplara ilgi göstermesinin bir geçiş sürecinin yansıması olduğu görüşünde: “Belli yaş gruplarında resimli kitapların olması normal. Ancak şu anda bir nicelik patlaması var. Belli bir doygunluğa ulaşıldıktan sonra çocuklar da aileleri de daha seçici olacaklar. Daha sanatsal çalışmaların peşinde olacaklar.”

TEMA Vakfı’nın kurucusu Hayrettin Karaca ilerleyen yaşına rağmen fuara renk katan simalardan biri. Çocuklarla şakalaşan, kendisiyle salamlaşanlara esprilerle takılan Karaca, Euronews’a “Ben kalabalığa bakmam, insanların elinde kitap var mı yok mu ona bakarım. Geçmişten bu yana okuma ile ilgili gelişmeler var. Hala istediğimiz düzeyde değil ama artık daha çok insan okuyor” diyor.

Fuar alanındaki kitap çeşitliliği dikkat çekici. Geçmişte genellikle “siyaset, aşk, cinsellik” konularını işleyen kitapların ağırlıkta olduğu fuarda artık Türkiye’nin yakın tarihi, sosyolojik konular, yerli ve yabancı edebiyat eserleri, klasikler, kişibel gelişim kitapları dikkat çekiyor. Araştırmalara göre Türkiye’de en çok basılan yerli kitaplar Keloğlan masalları, Nasrettin Hoca fıkraları, cinsel içerikli kitaplar ve dini bilgiler ilmihal kitapları, en çok basılan yabancı kitaplar ise La Fontaine, Ezop ve Andersen gibi yazarların masalları, Çocuk Kalbi ve cinsel konulu kitaplar.

Yıllar sonra yeniden canlanan çizgi roman piyasası da fuardaki yerini almış durumda. Türkiye’de daha çok orta yaşın geçmişten kalan alışkanlıklarla tercih ettiği çizgi romanlar artık gençlerden de ilgi görüyor.

“Televizyonda çizgi romanlarla ilgili haberler çıktıkça gençlerin de ilgi göstermeye başladığını fark ettik” diyen Büyülü Rüzgar Çizgi Roman Evi’nden Fatih Erkul aslında farkında olmadan kronik soruna işaret ediyor: Türkiye’nin televizyon düşkünlüğü.

BES’in araştırmasına göre günde ortalama 5 saat televizyon seyreden Türk halkı, kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat vakit ayırıyor. Bu gerçek ise kolay kolay değişecek gibi görünmüyor.

Kafka’nın dediği gibi “kitap ruhumuzun derinliklerinde donmuş buzulları kırmaya yarayan bir buz kıracağı” ise Türkiye’de okurun buna gerçekten ihtiyacı var. Okuma konusunda Türkiye’nin alacağı yol çok uzun. Ama her konuda kendini gözden geçiren Anadolu insanının okumayla, kitaplarla arasındaki buzları kırmak için de bir çaba harcadığı gerçek.