Son Dakika

ABD'de bütçe açığı yine çıkmaza girdi

Okunan haber:

ABD'de bütçe açığı yine çıkmaza girdi

Metin boyutu Aa Aa

Amerika Birleşik Devletleri’nde borçlanma tavanının kısa süreli olarak yükseltilmesinin ardından Cumhuriyetçiler ve Demokratlardan oluşan süper komite 1,2 trilyon Dolar’ı bulması gereken tasarruf planı üzerinde anlaşamadı.

Uzlaşmaya varılmaması halinde 2013 başında devreye girecek otomatik kesintilerin kapsamından savunma harcamalarını çıkarmak isteyen Cumhuriyetçilere Başkan Barack Obama’nın tepkisi sert oldu:

“Kongre henüz bir anlaşmaya varamamış olmasına rağmen önümüzdeki günlerde bir uzlaşı sağlanmamasının önünde br engel yok. Otomatik olarak devreye girecek savunma ve iç harcama kesintilerinden kurtulma çabalarını veto edeceğim. Bundan kolay kurtulmanın yolu yok.”

Şimdi her iki tarafta 2012’de yapılacak seçimlerin kendi planlarını taviz vermeden kongreden geçirecek çoğunluğu sağlayacağını ümit ediyor.

Bu da Cumhuriyetçilerin ve Demokratların ortak bir tasarruf planı konusunda isteksiz davranmalarına yol açıyor. Ama aynı tutum belirsizliklerin piyasaları bir süre çalkalamasına neden olacak.

Stefan Grobe, euronews: Şimdi uluslararası finans sistemi konusunda dünyanın en önde gelen isimlerinden biri olan Harvard Üniversitesi profesörü Jeffry Frieden’la birlikteyiz.

Doktor Frieden, hem Demokratlar hem Cumhuriyetçiler 2012 seçimlerinin kendilerine bütçe açığını tavizler vermeden azaltmak için bir fırsat sunmasını ümit ediyor.

Ülkenin derin bir görüş ayrılığında olduğunu gözönünde tutunca bu ne kadar gerçekçi bir beklenti?

Jeffry Frieden, Harvard University: Bunun oldukça gerçekdışı olduğunu söyleyebilirim. Ülkenin sizin de belirttiğiniz gibi kutuplaşmasının arkasındaki neden siyasi sistemin neredeyse donmuş olması.

Sonuç olarak bir şekilde tavizler verilmek zorunda kalınacak. Bu uzlaşmaya önümüzdeki yıl seçim öncesinde varılmasını umut ediyoruz. Ama tabi seçim sürecinde olduğumuzu göz önüne alınca iki partinin tavize yanaşması çok zor.

Grobe: Bütün bu alanlarda Başkan Obama’nın rolünü nasıl değerlandiriyorsunuz? 1960’larda Başkan Lyndon Johnson’da sivil haklar konusunda muhalefetle karşı karşıya kalmıştı ama buldozer gibi davranarak iki partiyi uzlaşmaya zorlamış ve kanunun kongreden geçmesini sağlamıştı. Obama bunu yapmadı. Kavga etmek yerine süper komite görüşmeleri sırasında düşük bir profil sergiledi. Neden?

Frieden: Bence bunun arkasındaki neden, tabi ki cüzdanın kongrenin kontrolünde olması. Bu tür bütçe sorunlarıyla ilgilenmek kongrenin işi.

Obama yönetiminin pozisyonu en az Demokratların ve Cumhuriyetçilerin pozisyonu kadar çok açık ve netti. Süper komiteden bir anlaşma çıkması gerekiyordu, her iki tarafın da karşılıklı taviz vermesi lazımdı.

Başkan Obama’nın kongredeki Demokratların ve Cumhuriyetçilerin uzlaşmaya varıp varmamasında çok az etkisi olabilirdi. Yani bu yüzden uzak durmayı tercih ettiğini sanıyorum. Şimdi de yeterince müdahil olmadığı için eleştirilebilir ama bunun gerçekten kongrenin sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.

Grobe: O zaman sorunun köküne inelim. “Kayıp yıllar: Amerika’nın borç krizinin doğuşu” adlı kitabınızda krizin nedeni olarak özellikle yıllarca suni olarak düşürülen faizler, yeterince düzenlemenin olmaması ve karmaşık finansal ürünler olduğunu belirtiyorsunuz.

Peki neden özel olarak George W. Bush yönetimini sorumlu olarak gösteriyorsunuz?

Frieden: Yani bu klasik bir borç krizi ve 2001 yılından itibaren alınmaya başlanan dış borçlar bizi şu anki durumumuza getirdi.

On yıl önce George Bush göreve geldiğinde hükümetin 250 milyar Dolar gibi yüksek oranlarda fazla verdiğini hatırlayacaksınızdır.

Ve ilk olarak 2001’de, sonra da 2003’te uygulanan vergi indirimleri 250 milyar Dolar’lık fazlanın 400 milyar Dolar açığa dönüşmesine yol açtı.

Bu, borçların üst üste yığılmaya başlamasına neden olarak şu anki boyutlara taşıdı. Bunun ikinci nedeni bireylerin aşırı borçlanmasına teşvik eden düşük faizlerdi.

Grobe: Amerika’yı uzun bir toparlanma ve zorlu bir on yılın beklediğini de yazdınız. Euro Bölgesi bu tablonun neresinde? Avrupa’daki borç krizinin etkisiyle bu zorlu on yılın Amerika için yirmi yıla çıkma riski var mı?

Frieden: Ümit ederim olmaz. Avrupa bir çok açıdan en az Amerika kadar sorunu var. Amerika’nın ülkedeki aşırı tüketimi dışardan borçlanarak karşıladığı gibi; İspanya, Portekiz, Yunanistan ve İrlanda gibi çevre ülkelerde kendi tüketimlerini kuzey Avrupa’dan borçlanarak karşıladı.

Şimdi de faturayı tüm Avrupa ödüyor. Bu noktada krizin temelden çözümlenmesi konusunda Amerika’dakine benzer bir siyasi çıkmaz olduğunu görüyoruz.

Yani Avrupa’nın da Amerika’nın da yakın bir gelecekte bir çözüme ulaşacakları konusunda iyimser değilim.

Bu kutuplaşmış hale ve politik çıkmaza devam ederlerse önümüzdeki on yılın görünümü hiç de iç açıcı olmayacak.