Son Dakika

Okunan haber:

Borç krizinde süre daralıyor


EKONOMİ

Borç krizinde süre daralıyor

Euro Bölgesi’nin geleceğiyle ilgili kaygılar küresel büyümenin yavaşlamasına neden oluyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) son yayınladığı raporunda bu noktaya dikkat çekerek borç krizinin dünya ekonomisi için en temel risk olduğunun altını çizdi.

Raporda dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 1,9 önümüzdeki yıl da yüzde 1,6 oranında büyüyeceği tahmin edilirken tablo Avrupa için biraz daha karamsar. Euro Bölgesi’nin bu yıl büyümeyi sürdürmesi beklenirken önümüzdeki yıl yüzde 0,2 oranında küçüleceği tahmin ediliyor. Amerika Birleşik Devletleri içinse bu oranlar yüzde 1,7 ve yüzde 2.

Euro Bölgesi’nin dağılabileceği yönündeki bir mesaj, ilk defa bu kadar üst düzeyli resmi bir kuruluştan gelmesi açısından önemli.

Geçtiğimiz hafta Euro Bölgesi ülkelerinin neredeyse tamamında borçlanma faizlerinin yükselmesi korkuların artmasına neden olmuştu ama liderlerin harekete geçeceği söylentileri borsaların toparlanmasını sağadı.

OECD de raporunda siyasilerin bir an evvel harekete geçerek etkin kararlar almasının belirsizliklerin azalması piyasalara güven aşılanması açısından hayati öneme sahip olduğunu vurguladı.

Stefan Grobe, euronews: Şimdi OECD’nin ekonomik görünüm raporunun yazarlarından biri olan örgütün baş ekonomisti Pier Carlo Padoan’la birlikteyiz.

Sayın Padoan küresel ekonominin seyrinin Avrupa’daki borç krizi ve Amerikan mali politikalarıyla ilgili alınan kararlara bağlı olduğunu belirtmişsiniz.

Ama henüz bu kararlar alınmış dahi değil. Bu belirsizliği daha ne kadar sürdürebiliriz?

Pier Carlo Padoan, OECD: Korkarım süremiz doluyor. Euro Bölgesi’nde etkin ve kararlı adımlar atılamazsa kötü senaryo olarak anlattığımız ihtimal gerçekleşebilir ve Euro Bölgesi önümüzdeki yıllarda derin bir durgunluğa girebilir. Yani kararlı adımlar gerekli.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeyse yine mali çıkmazın bir şekilde çözülmesi lazım yoksa bu kadar büyük bir kesinti Amerikan ekonomisine çok ağır bir yük getirir ve durgunluk riski orada da görülebilir.

Grobe: Olumlu senaryonun gerçekleşmesi için ne yapılması gerekiyor? Şu anda Euro Bölgesi’nde merkez bankasının rolünün arttırılması ve ortak Euro bonolar tartışılıyor. Bu konuda sizin görüşünüz nedir? Bu adım borç krizini çözmeye yardımcı olur mu?

Padoan: Öncelikle yapılması gereken ilk şey yayılmanın önüne geçmek. Burada Avrupa Merkez Bankası ve kurtarma fonu kilit role sahip. Borçlanma faizlerinin artmasını ve yayılmayı engellemek için güçlü bir teminat sağlanması gerekiyor. Bu da sağlıklı bir şekilde sadece merkez bankası veya istikrar fonu aracılığıyla yapılabilir.

Buna ek olarak Euro Bölgesi liderleri, 26 Ekim’deki pakette açıklanan daha güçlü kurtarma fonu, banka sermayeleri konusunda daha etkin savunma silahları, Euro Bölgesi’nin ekonomi yönetimi geliştirme ve Yunanistan’daki yeniden yapılandırma konularında daha açık olmalı.

Ancak daha güçlü ekonomik kordinasyon kurulduğunda ortak Euro bonolar mali entegrasyonu arttırmak için güzel bir araç olacaktır.

Grobe: Moody’s borç kriziyle ilgili birçok ülkenin temerrüde düşme veya Euro Bölgesi’nden çıkma risklerinin arttığı uyarısında bulunuyor. Hangisi daha yüksek bir ihtimal? Euro Bölgesi’nin dağılması mı yoksa daha güçlü bir ekonomik kordinasyonun kurulması mı?

Padoan: Açıkçası bu tamamen alınacak siyasi kararlara bağlı. Eğer siyasi olarak önlem alınmazsa Euro batabilir.

Diğer taraftan bahsettiğim yönde adımlar atılırsa önümüzdeki yıllarda daha güçlü büyüme, mali disiplin ve en önemlisi azalan işszilik sayesinde daha parlak bir geleceğe sahip olabiliriz.

Grobe: Peki ya Amerika Birleşik Devletleri? Ekonomik düzelmenin hız kaybettiğini görüyoruz, iş gücü piyasası zayıf ve bu da iç talebi düşürüyor. Ama hala makul bir büyüme var. Avrupa’daki kriz ne oranda Amer,ka için bir tehdit teşkil edebilir ?

Padoan: Euro Bölgesi’ndeki borç krizi Amerikan ekonomisi için bir tehdit ama Amerika mali konulardaki anlaşmazlık yüzünden kendi kendine de bir tehdit oluşturuyor. Bu da bir anlamda Avrupa’da olduğu gibi siyasi bir başarısızlıktır.

Ne yazık ki bunu bir buçuk yıldan uzun bir süredir Avrupa’da yaşıyorduk. Şimdi aynı şey Amerika’da da var.