Son Dakika

Okunan haber:

Fransa'nın borç kriziyle imtihanı


Fransa

Fransa'nın borç kriziyle imtihanı

Fransa’nın ekonomik görünümüne gri bir hava hakim. Son olarak Standard & Poor’s‘un ülkenin kredi notundaki bir gerilemenin ön habercisi olan görünümü negatife çevirebileceği söylentisi kulislerde dolaşmaya başladı.

Batı Avrupa ülkesine bir darbe de pazartesi günü işsizlik verilerinden gelmişti. Küresel mali kriz sonrasında göreceli olarak dengeli bir seyir izleyen işsizlik oranları kontrolden çıkma sinyalleri vermeye başladı.

İstihdamın en önemli kaynaklarından biri olan sanayi sektöründe de durum iç açıcı değil.

Bunlar da nisan ayındaki seçimlere hazırlanan Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin elini bir hayli zorlaştırıyor. Rakibi Sosyalist Parti adayı Francois Hollande araştırmalarda önde götürüyor ama onun da çözüm konusunda seçmenleri ikna etmesi gerekiyor.

Her iki lider de piyasaların bir an evvel hayata geçirilmesini istediği ortak bonoları destekliyor. Ama bu noktada yine bir seçime hazırlanan Alman engeliyle karşılaşıyorlar.

Laura Davidescu, euronews: Euro Bölgesi’nin ikinci büyük ekonomisi hala AAA’lık kredi notuna sahip, fakat bu ne kadar sürecek? Bu konuyu ve borç krizinde son durumu Planet Finans Direktörü Jaques Attali’yle konuşacağız.

Sayın Attali iyi günler, önemli bir Fransız ekonomi gazetesi Standard & Poor’s un Fransa’nın kredi notunu düşüreceğini yazdı.

Fransa böyle bir şeyden kaçınabilir mi?

Jacques Attali: Ne yazıkki notun düşürülmesi artık kapıda. Çünkü verilere baktığımızda, faiz oranlarına baktığımızda Fransa’nın ödediği oranlar AA’lık bir seviyede AAA’lık değil.

Yani notun düşürülmesinden kaçınmaya çalışmak bir şey ifade etmiyor, tam tersi tekrar AAA’lık seviyeye dönülmesi lazım.

Fransa bir şeyler yapmalı ama aynı zamanda Avrupa da harekete geçmeli. Çünkü beraber hareket etmezlerse hep beraber batarlar

Davidescu: Bir kaç gün önce Euro’nun yıl sonuna kadar yok olma ihtimalinin yüzde elli olduğunu belirttiniz. Çaresiz bir şekilde aysberge doğru ilerleyen bu titaniğin yönünü kim değiştirebilir.

Attali: İlk olarak acil bir çözüm yolu var. Çok kısa süreli de olsa çok önemli bir yol. Bu Avrupa Merkez Bankası’na bağlı. Banka ikincil piyasalardan hazine bonosu almalı. Hükümetlerin Avrupa Merkez Bankası’na ne yapacağını söylemeye hakkı yok. Burada hükümetlerin bir etkisi yok.

Birisi çıkıp Almanya’dan Avrupa Merkez Bankası’yla görüşmesini isteyelim derse bu yanlış olur. Banka bağımsızdır.

Eğer merkez bankası bağımsız olmasaydı yöneticilere hangi yönde oy kullanacakları talimatı verilirdi. O zaman da büyük bir çoğunluğun bonoların alınmasını istediğini görürdük.

Davidescu: Peki Almanya’nın olası bir merkez bankası müdahalesine açık bir şekilde karşı çıkmasından ne anlamalıyız?

Attali: Almanya’nın bir söz hakkı yok. Avrupa Merkez Bankası bağımsızdır. Örneğin banka yönetimindeki Alman üyenin buna karşı oy kullandığını görelim. Ama onun oyu diğerleri karşısında yeterli olmayacaktır.

Yani Almanya’nın bir etkisi yok. Karar sayın Draghi ve kurul üyelerine ait. Ama Sayın Draghi’nin ve bankanın yönetim kurulu üyelerinin Euro’nun batmasına, kendi işlerinden olmalarına izin vereceklerini sanmıyorum.

Burada çok temel bir karardan bahsediyoruz, ve Sayın Draghi’nin bu adımı atmayacağını bir an dahi düşünemiyorum.

Banka bono piyasalarına zaten müdahil durumda, yüz milyonlarca dolarlık alım yapıyor.

Davidescu: Çok büyük oranlarda değil ama…

Attali: Ciddi anlamda alımlar yaptı. Biz bankadan büyük oranlarda alım yapmasını istemiyoruz, sadece almasını istiyoruz.

Bizim hatalı bir şekilde piyasalar olarak tanımladığımız kreditörler bir prensip kararı beklemiyor, sadece gerçek hayatta olana bakıyor.

Merkez bankası bir açıklama yapmadan alsa dahi yeterli olacaktır. Ama bu kararın Almanlara ait olduğunu söylemeyi bir kenara bırakmamız lazım.

Almanya’ya ve tabiki bütün diğer hükümetlere bağlı olan şey ortak Euro bonosu çıkarıp çıkarmama kararıdır. Bu da Avrupa’yı hareketlendirmek için kesinlikle gerekli çünkü onlar olmadan durgunluğa girmemiz kaçınılmaz.

Davidescu: Ama OECD bile desteklediğini açıklamasına rağmen Euro bonolar hala Alman otoriteler tarafından denklem dışına itiliyor. Euro bonolar olmadan Euro’yu kurtarmak mümkün mü?

Attali: Hayır! Uzun vadede başaramayız. Avrupa Merkez Bankası üzerinde düşeni yapmadan, Avrupalı hükümetlerin her biri evini düzene sokmadan, açıklarını azaltmadan ve Euro bonoların desteğiyle büyüme sağlanmadan Euro’yu kurtaramayız.

Bunun sonucu daha fazla mali birlik demek, bu artık kaçınılmaz. Ama ne yazık ki Fransa ve Almanya seçim dönemine giriyor ve federal sözcüğünü duymak istemiyor. Bunu kullanmak istemiyorlar, önemli değil kullanmadan da hayata geçirebilirler.

Davidescu: Ortak bonoların komisyonun öngördüğü şekilde hayata geçirilidiğini varsayalım. Bir yatırımcı burda benim kârım ne olacak diye sorduğunda cevap ne olacaktır?

Attali: Euro Bölgesi ve Avrupa Birliği kıta düzeyinde bir birliğe sahip olup borcu olmayan tek kurum. Evet üye ülkelerin kendi borçları var ama birliğin borcu yok. Örneğin Amerika’da federal yönetimin büyük bir borcu var.

Yani eğer Euro Bölgesi katma değer verigilerinden iki puanlık bir payla garanti alabilirse bu dünyadaki en iyi bono olur. Çünkü böylece geri ödeme sorunu olmayan bir kuruma dönüşür.