Son Dakika

Okunan haber:

Polonya'nın AB dönem başkanlığı nasıl geçti?


Avrupa

Polonya'nın AB dönem başkanlığı nasıl geçti?

Avrupa Birliği dönem başkanlığını Danimarka’ya devretmeye hazırlanan Polonya Başbakanı Donald Tusk, Avrupa Parlamentosu’nda yaptığı konuşmada ekonomik krizin siyasi krize dönüştüğünü, birlikte hareket edip etmeme konusunda karar verilmesi gerektiğini söyledi:
  
“Liderlik, güçlü olsalar dahi bir iki ülkeye bırakılamaz. Liderliğin temelinde Avrupa kurumları bulunmalı. Eğer bu görevi yerine getiremezsek, gelecek kuşaklar krizi ve bizi lanetleyecek.“ 
 
Avrupa Birliği Almanya ve Fransa liderliğinde ilerliyor. Birçok üye ülke kararları onaylamak zorunda kalıyor. Uzmanlar Polonya’nın euro bölgesinde bulunmamasının etkisini azalttığını söyledi.
 
Avrupa Araştırmalar Merkezi’nde çalışan Piotr Kaczinski Polonya’nın zirvelere katılmadığını hatırlattı:
 
«Temmuz ve Ekim aylarında gerçekleşen Avrupa Birliği Liderler Zirvesine katılmadılar. Onlar kararları uygulamakla yetindi. Altı maddelik paket bu önemli sürecin sonunda onaylandı.  Altı maddelik paket hakkında iyi iş başardılar ancak kararlar alınırken toplantılarda bulunmuyorlardı.“  
 
Euro Bölgesi’nin dışında olan Polonya ekonomisi son 20 yıldır resesyona girmedi. Avrupa Milletvekili Alexander Graf Lambsdorff Polonya’nın krizden etkilenmeyebileceğini ifade etti:
 
«Avrupa Birliği’nde yaşanan borç krizinde Polonya krizden etkilenmeyen tek ülke konumunda. Polonya ekonomisi büyümeye devam ediyor.”

Polonya, AB’deki nüfuzunu artırdı
 
Eski düşmanlar, dost oldu. Avrupa Birliği dönem Başkanlığını yürüten Donald Tusk liderliğindeki Polonya hükümeti, Almanya başbakanı Angela Merkel’in AB ülkelerinde bütçe disiplininin sıkılaştırılması isteğine destek verdi. Varşova AB’de ağırlık kazanmaya çalışırken, Donald Tusk’ın politikaları ana muhalefet tarafından eleştirilmeye devam ediliyor.
 
Avrupa Liberal ve Demokratlar İttifakı Grubu üyesi Avrupa Milletvekili Alexander Graf Almanya ile Polonya arasındaki ikili ilişkilerin düzeldiğini söyledi:
 
“Kaçinski kardeşler iktidardayken Polonya ile Almanya arasındaki ilişkiler oldukça gergindi. Polonya hükümetinin başına Donal Tusk’un geçmesi ve Almanya’daki yeni hükümet ile ilişkiler düzeldi. Ayrıca Avrupa projeleri hakkında yapıcı kararlar alınıyor. Bir süredir ikili ilişkilerin çok iyi olduğu söylenebilir.”
 
Muhalefetteki Kanun ve Adalet Partisi Avrupa Birliği’nde yapılan yeni anlaşmaya karşı gösteriler düzenliyor. Polonya’nın Avrupa Birliği dönem başkanlığı eleştiriliyor.
 
Avrupalı Muhafazakarlar ve Reformistler Grubu üyesi
Avrupa Milletvekili Ryszard Antoni Legutko hiç bir şeyin değişmediğini ifade etti:
 
“Beklediğimiz gibi, Polonya AB dönem başkanlığı süresince hiç bir şey yapmadı.”
 
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski ise Euro Bölgesi’nin ayakta kalması gerektiğini söyledi:
 
“Polonya’nın güvenliğini ve refah düzeyinin yükselmesinin önündeki en büyük teklike Euro Bölgesi’nin çökmesidir. Şimdi Almanya’ya sesleniyorum: kendi iyiliğiniz ve bizim için Euro Bölgesi’ni ayakta tutmanız gerekiyor.”
 
Polonya’nın önümüzdeki yıllarda Euro Bölgesi’ne girmesi bekleniyor. Ancak kriz sebebi ile herhangi bir tarih belirtilmedi. Bir Polonyalı gazeteci dönem başkanlığının vatandaşlara AB hakkında daha fazla bilgi aktarma konusunda etkili olduğunu belirtti:
 
“Altı aylık Avrupa Birliği dönem başkanlığının Polonyalı vatandaşlara Avrupa Birliği’nin nasıl işlediğini ve Polonya’nın Avrupa Birliği’ndeki yerini anlatmak için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum.”

Polonya ve Doğu Ortaklığı
 
Polonya Doğu Avrupa ülkelerindeki sivil toplum örgütleri, siyasi partiler ve sendikaların faaliyetlerini desteklemeye çalışıyor. Bunun için Demokrasi için Avrupa Fonu kullanılıyor.
 
Polonya asıllı Avrupa Milletvekili Jacek Saryusz durumu şöyle değerlendirdi:
 
“Altı ay boyunca Ukrayna ile serbest ticaret ve ortaklık anlaşmasının tamamlanmasına çalışıldı. Beyaz Rusya hakkında olumlu gelişmeler yaşanmadı. Gürcistan’da ise Avrupa Parlamentosu tarafından kararlaştırılan bir açılım yapıldı. Moldova’da da ilerleme kaydedildi.”  
 
AB-Ukrayna zirvesinde Avrupalı liderler
ortaklık ve serbest ticaret anlaşmasını imzalamadı. Gerekçe olarak, muhalif Yulya Timoşenko’nun yargılanma süreci gösterildi.
 
Avrupa Araştırmalar Merkezi’nde görevli olan Michael Emerson Ukrayda’da demokratik değerlerin uygulanması konusunda gerileme yaşandığını söyledi:
 
“Viktor Yanukoviç iktidara geleli beri Ukrayna’da demokraside gerileme görüldü. Göstergeler oldukça olumsuz. Örneğin, uluslararası yolsuzluk endeksleri Ukrayna’nın bu konuda daha da ileriye gittiğini gösteriyor.”
 
Altı ay boyunca Avrupa Birliği dönem başkanlığı yapan Polonya Beyaz Rusya’nın siyasi durumunu değiştiremedi. Alexander Lukaşenko’nun rejimi barışçıl gösterileri sert şekilde bastırırken, birçok kişinin yanı sıra bazı gazeteciler de tutuklandı.
 
Beyaz Rusya’da Gazeteciler Derneği’nde çalışan Zhanna Litvina birçok gazetecinin tutuklandığını hatırlattı:
 
“Ocak ayının başından bu yana serbest çalışan gazetecilere karşı nerede ise bütün yöntemler kullanıldı. Ne yazık ki Beyaz Rusya’daki gazeteciler, mesleki faaliyetlerinden dolayı hapis yatmanın ne olduğunu biliyor.“ 

Polonya “kaya gazını” Avrupa gündeminde tutuyor
 
Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı süresince Polonya kaya gazı kullanımının birlik çapında bir projeye dönüşmesi için gayret gösterdi. Avrupa’nın bu enerji üretimi için ciddi bir potansiyeli olduğu öngörülüyor ve enerji şirketlerine göre kaya gazı gelecekte kullanılan kaynaklar arasında önemli yere sahip olacak.
 
Polonyalı parlamenter Lena Kolarska-Bobinska’ya göre kaya gazının yaygın kullanımı mümkün ve diğer tür enerji kaynaklarından daha riskli de değil:
“Kaya gazı bir hayal değil. Yalnızca bildiğimiz gazın başka şekilde elde edilmiş bir hali. Güvenlik konusu bütün enerji kaynakları için geçerli olduğu gibi bunda da dikkat gerektiriyor.
 
Çevreci örgütlerse endişelerini ortaya koyuyor. Uzmanlar kaya gazı üretiminin çevreye zarar verebileceği ve depremlere sebep olabileceği konusunda uyarıyor:
 
“Bizim burada gördüğümüz çevre için büyük riske sahip olunduğu. Çevre için de insan sağlığı için de. İklim değişimine katkıda bulunuyor. Yeraltı suları kirleniyor. Hava kirliliği, gürültü kirliliği ve tabii bir de çalışanların sağlığı tehdit altında olacak. (Lisette van Vliet, HEAL)
 
Amerika Birleşik Devletleri’nde doğal gazın yüzde 25’i kaya gazı olarak elde ediliyor. Görünen o ki çevrecilerin sesi Avrupa’da daha gür çıkıyor. Fransa buna dönük projeleri ertelerken Polonya’da ise bazı enerji şirketleri çalışmalara başladı, Exxon Mobil de bunlardan biri:
 
“Avrupa için daha çok doğal gaza ihtiyacımız var. Fosil yakıtların en temizi. Çok daha az karbonun ortaya çıkmasına sebep oluyor.” (Heinrich Herm Stapelberg, ExxonMobil Orta Avrupa yöneticisi)
 
Avrupa Komisyonu kaya gazı üretimine kapıları tamamen kapamadı. Enerjiden sorumlu komiser Gunther Oettinger, Avrupa Birliği çapında ortak normlar belirlenmesinden yana olduğunu ifade ediyor. Enerji şirketlerine bakılırsa kıtanın doğal gaz ihtiyacı 2005-2030 arası dönemde yüzde 25 artacak ve kaya gazı kullanımı kaçınılmaz olacak.