Son Dakika

Okunan haber:

Mısır'da ne değişti? Euronews muhabirinin Kahire izlenimleri


Mısır

Mısır'da ne değişti? Euronews muhabirinin Kahire izlenimleri

Euronews muhabiri Mustafa Bağ, Mısır’daki halk devriminin birinci yıldönümünde bir ay kaldığı Kahire’deki izlenimlerini yazdı:

Kahire’ye indikten sonra, otele bile gitmeden ilk durağım Tahrir Meydan’ı oldu. Geçtiğimiz yıl da devrim sırasında buraya gelmiştim. O zaman Meydan’da inanılmaz bir kalabalık ve heyecan vardı. Bütün gruplar ortak hareket ediyor, tek bir hedefe doğru koşuyordu. Amaç 30 yıllık Hüsnü Mübarek rejimini yıkmaktı.

Aradan geçen bir yılın sonrasında şimdilerde sadece birkaç çadır ve sayısı yüzü geçmeyen insan var. Tahrir Meydanı evsizlere, hırsızlara, yan kesicilere mekân olmuş. Devrim kardeşliği ise yerini derin ayrılıklara bırakmış.

Cadde ve sokaklarda polis ve askerden eser yok. Aslında var ama sadece kuru kalabalıklardan ibaret. Güvenlik neredeyse sıfır. Trafikte kural tanımazlık almış başını gidiyor. Başınız sıkışsa ya da saldırıya uğrasanız ki bu çok rahat olabilir, şikâyet edebileceğiniz mercilerin hiçbiri görevini yerine getirmiyor.

Bütün evraklarımı eksiksiz olarak teslim etmeme rağmen basın kartımın elime geçmesi tam 20 günümü aldı. Ülkede eskiden ‘bugün git yarın gel’ mantığı vardı, şimdi ise bu düşünce yerini ‘bugün git uzun zaman sonra gel ya da mümkünse hiç gelme’ye bırakmış.

Son bir yılda saflar artık daha net çizilmiş, ayrılıklar başlamış, ülke adeta bölünmenin eşiğine gelmiş. Laik ve liberal gruplar Milli Savunma Bakanlığı’nın önünde askeri yönetimi protesto ediyordu. Bu sırada beni bakanlık binasına götüren taksi şoförü Yusuf Ali, Selefi olduğunu ve Mısır’da Selefilerin sayısının hızla arttığını söyledi. Hatta Yusuf Ali, sol eğilimli grupların düzenlediği gösteriyi de alaya alıyordu.

Sonradan yaptığım görüşmelerde şoför Yusuf Ali’nin söylediklerinin doğru olduğunu öğrendim. Başta Bedeviler olmak üzere Mısırlılar akın akın Selefilerin safına katılıyor. Suudi destekli bu akım, ülkede doğrudan şeriatın uygulanmasını istiyor. Laiklik vs onlara çok ters kavramlar. Ülke aşırı uçlara kayıyor.

Arap Baharı sarmalının ikinci durağı Mısırdı. 25 Ocak’ta başlayan isyan, Hüsnü Mübarek’in yetkilerini askeri vesayete devrederek görevden ayrılması ile son buldu.

Mısır O günden beri Mareşal Hüseyin Tantavi liderliğindeki askeri konsey tarafından idare ediliyor. Devrimin yıldönümünde az sayıda kişi askeri konseyi protesto etti. Tantavi’den ve diğer generallerden görevi bırakması talep edildi. Tavşanın dağa küsmesi misali, protesto gösterisi düzenlemek artık adetten olmuş. Ancak düzenlenen protestoların verdiği mesaj adresine ulaşıyor mu? Mısırlılar çok emin değil.

Kahire’de sıradan halktan üst düzey yetkililere, medya mensuplarından devrim şehitlerinin ailelerine kadar birçok kişi ve aktivist ile görüştük.

Hepsinin ortak fikri Mübarek’in çekilmesinin ülkede hiçbir şeyi değiştirmediği yönünde. National Demoracy Institution (NDI) adlı sivil toplum kuruluşu çalışanı Inas’a göre eskiye nazaran şimdi geriye gidiş var. Genel kanı ise Mübarek sembolik olarak çekildi ve ülkeyi perde arkasından yönetmeye devam ediyor. Yine ortak kanı, halk devrimi sırasında yüzlerce insan hayatını kaybetti ama değişen hiçbir şey olmadı. Tek karlı çıkansa askeri yönetim oldu.

Devrik lider artık hâkim karşısına çıkarılıyor ama bu yargılama sıradan bir mahkemede yapılmıyor ve duruşma salonuna da normal bir araç ile gelmiyor. Kahire’nin 25km dışındaki bir polis akademisine helikopterle getirilip götürülüyor. Dışarıda yüzlerce güvenlik görevlisi olası bir karışıklığa karşı hazır bekletiliyor.

Mısırlılar kendilerini gerek stratejik konumları gerekse Arap dünyasındaki saygınlıkları itibarıyla bir yandan kendi yolunu çizmek diğer yandan da Arap ülkelerine “ağabey” olmak zorunda hissediyor.

Siyasal, sosyal ve güvenlik problemleri yaşayan ülkenin ciddi ekonomik darboğaza girdiği de kaçınılmaz bir gerçek. Fakirlik ve ülkedeki işsiz sayısı günden güne artıyor. Güven ortamı olmadığından dolayı yabancı yatırımcı da yapacağı yatırımdan ötürü çekingen duruyor.

Mübarek sonrası Mısır Türkiye ilişkileri

Bütün bu karanlık tabloya rağmen devrim sonrası Mısır-Türkiye ilişkileri inanılmaz bir gelişim sürecine girdi. Hüsnü Mübarek’in Türkiye’nin gölgesinde kalma endişesi ile belirli bir sınırı geçmeme politikasının yerini artık daha yakın ilişkiler aldı. Hatta neredeyse altın çağını yaşıyor. Radikallerden solculara, liberallerden milliyetçilere herkes Türkiye olan ilişkilere inanılmaz önem veriyor.

Mübarek sonrası düzenlenecek olan yeni anayasadan demokratikleşmeye, laiklikten hukuka, parlamenter sistemden başkanlığa kadar birçok konuyu tartışmak ve çözüm bulmak zorunda olan Mısır, başta Türkiye olmak üzere farklı alanlarda yeni modeller aramayı sürdürüyor.

Mısırlı yetkililer sık sık Türk mevkidaşları ile bir araya gelip yeni demokrasi alanında adımlar atmaya gayret gösteriyor. Televizyon tartışmalarında sık sık Türkiye örnek gösteriliyor. Birçok sanatçı yeni albümü için Türkiye’yi tercih ediyor. Üniversiteli öğrencilerin yüksek lisans ya da doktora için hayalini süsleyen yurtdışı ise yine Türkiye.

Türkiye Mısır için bir ekol olmuş durumda

Parlamentonun ezici çoğunluğunu elinde bulunduran Müslüman Kardeşler, Batı tarzı demokrasi anlayışının Mısır’ın dokusu ile uyuşmayacağı gerekçesi ile daha ziyade Türkiye’ye yakın durmak istiyor. Başbakan Erdoğan’ın Mısır gezisi sırasında laiklik vurgusu yapması onlarda şaşkınlık yaratmış. Bu açıklamayı ayakta alkışlayanlarsa ülkedeki laik ve sol kesim.

Haber için gittiğimiz Firavun Köyü isimli bir minyatür müzesinin girişinde 22 Arap ülkesinin bayrağının yanında Türk bayrağı da asılmış. Türklere karşı teveccüh heryerde dikkat çekiyor.

Mustafa Kemal Üniversitesi’nin rektör ve hocalarından oluşan bir grup Mısır’a çıkarma yapmıştı. MKÜ su ürünleri fakültesinin tatlı su balığı yetiştiriciliği alanındaki tecrübesi İskenderiye Üniversitesi ile paylaşılacak.

İki ülke arasındaki akademik alandaki paylaşımlar giderek ağırlık kazanıyor. Üniversitelerde açılan Türk dili bölümlerindeki öğrenci sayısı ise günden güne artıyor. Türkiye’nin Kahire Büyükelçisi Hüseyin Avni Botsalı, iki toplum arasındaki bağların daha da güçlenmesi için gecesini gündüzüne katarak çalışıyor. Türk işadamlarının Mısır’da daha fazla yatırım yapması çağrısında bulunuyor.

Medyanın rolü

Kahire’de yaşayan Türk gazeteciler Cumali Önal ve Aydoğan Kalabalık’ın öncülüğünde medya alanında kurulan Arap Türk Kültür Köprüsü (ATCA) bir açılış gerçekleştirdi. Açılışa diplomatlar, işadamları, akademisyenler ve sanatçıların yanı sıra yüzlerce Mısırlı basın mensubu katıldı, birçok TV kanalı bu anı canlı yayımladı. Kent merkezine çok yakın bir noktada açılan Arap Türk gazeteciler cemiyeti aynı zamanda Cisr yani Köprü adında aylık bir de dergi çıkarmaya başlıyor.

Öte yandan Türk dizileri Mısırlı kadınların vazgeçilmezi olmuş durumda. Birçok Mısırlı genç kızın hayalini Gümüş dizisinin kahramanı Kıvanç Tatlıtuğ’un oynadığı Muhanned gibi yakışıklı Türk erkekleri ile evlenmek süslüyor.

Mısırlı erkeklerse Türk kızları ile evlenmek ve Türkiye’ye yerleşmek için yollar arıyor. Türk dizileri Arap Dünyasının diğer ülkelerinde olduğu gibi Mısır’da da hayatı durma noktasına getiriyor. Dizi bitinceye kadar kimse kimseye randevu bile vermiyor. Arap dünyasının en saygın ve en eski gazetesi El Ahram’ın diplomasi muhabiri Nesrine Mahran ile öğlen yemeğinde buluştuk. Amacım yeni dönemde Mısır’ı konuşmaktı. Ancak Nesrine Hanım döndü dolaştı ve konuyu Türk dizilerine getirdi ve bir gün evlenirse balayını Türkiye’de yapmak istediğini söyledi.

Kadın hakları

Mısır’da kadın hayatın her alanında aktif bir şekilde yer alıyor. Devrim sırasında kadınlar da erkekler gibi ön saflarda koşturdu. Trafikte araç kullanan kadın sayısının fazlalığı bile zaten kadınların ne kadar hayatın içinde olduğunun bir kanıtı. Ancak bütün bu aktifliğe rağmen hakları tam olarak garanti altına alınmış değil. Avukat Mona Refaat’a göre devrim kadınlar açısından herhangi bir şeyi değiştirmedi. Eskiden olduğu gibi yine ikinci sınıf olarak görüldüklerini iddia ediyor. Mona Refaat, bütün umutlarını yeni düzenlenecek anayasaya bağlamış durumda. Yeni düzenlenecek anayasa taraflar arasında kılıçların çekileceği arena olarak görülse de siyasi partilerin tamamının kadınlara daha fazla sosyal statü verilmesi konusunda muhalefet göstermiyor olması sevindirici. Şu an kanunlar bir erkeğin dört kadına kadar evlenmesine izin veriyor. Ayrıca kadın istediği zaman boşanma davası açamıyor. Açsa bile boşanma erkek istemediği sürece gerçekleşmiyor.

Yoksulluk en büyük sorun

85 milyonluk Mısır halkı, ülke topraklarının sadece yüzde beşlik bir kısmında yaşıyor. Geri kalan kısım çöl ve çorak topraklardan oluşuyor. Başkent Kahire’nin gün içerisindeki nüfusu 25 milyon geceleri ise 20 milyon civarında. En az beş milyon insan komşu vilayetlerden Kahire’ye çalışmaya geliyor.

Aylık maaşlar ortalama 150 dolar civarında. Mısır’da orta sınıf yaşam yok denecek kadar az. Halkın çok büyük bir kısmı yoksulluk sınırının çok altında yaşıyor. Geri kalan az bir kesimse standartların çok üstünde hayat tarzına sahip.

Yollarda en az 20 yaşındaki araçlar göze çarpıyor. Hurdaya çıkmış toplu taşıma araçları bile hala kullanımda. Ülkede görünümü ile göze çarpan tek güzel yapı bakanlık ve diğer devlet binaları. Nil Nehri etrafında dikilen gökdelenler ise 5 yıldızlı oteller.

Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her yanından tarih fışkıran ülkenin içinde bulunduğu durum içler acısı. Sokaklardaki kirlilik ve evlerin birazdan yıkılacakmış gibi emanet duruyor olması, Mübarek döneminde halka hiç önem verilmediğinin bir kanıtı. Yollardaki koca koca çukurlardan binaların kalitesizliğine her şey, halkın ne kadar sefil bir yaşam sürdüğünü gözler önüne seriyor.

Ülkenin en önemli turizm merkezlerinden olan Piramitlerin bulunduğu alan bile bir çöplüğe dönmüş durumda.

Geleceğe umutla bakıyorlar

Bütün bu sorunlara rağmen Mısır halkı, başı dik ve geleceğe ümitle bakıyor. Hemen herkes, Mübarek’i işaret ederek önlerindeki en büyük engeli kaldırdıklarını ve artık kendi yollarının kendilerinin tayin edeceğine dikkat çekiyor. Haber çalışmalarımızda yardımcı olan Maha Muhammed, « elimizde bize yetecek kadar petrol ve doğalgazımız var aynı zamanda Süveyş kanalını da iyi kullanırsak kimseye muhtaç olmayız diyor. » Mısır’da nüfusun büyük bir kısmı genç ve dinamik bir potansiyel var. Her ne kadar Mübarek döneminde uyuşturulmuş ve tembelliğe alıştırılmış olsalar da para kazanmak
çalışmaya hazırlar. İş olduktan sonra eski alışkanlıklarını bir kenara bırakıp ülkelerini yeniden inşa etmeye bilenmişler. Gençlerin çoğu iş arıyor ama bulamıyor. Mısır, devrimden sonra iyi bir yönetim ve sağlam bir demokrasi için geleceğe umutla bakıyor.

"Çin'deki yönetim değişikliği ülke içinde daha olumlu karşılanıyor"

Çin

"Çin'deki yönetim değişikliği ülke içinde daha olumlu karşılanıyor"