Son Dakika

Okunan haber:

İzlenim- Asi nehri tersine akacak mı?


Türkiye

İzlenim- Asi nehri tersine akacak mı?

Bir yıl öncesine kadar siyasi liderlerin “bizi ayıran değil birleştiren nehir olsun” diye söz etseler de Asi nehri bugün Türkiye ve Suriye’yi kalın çizgilerle birbirinden ayırmış durumda. Suriye’deki iç çatışmanın yol açtığı şiddet dalgaları, onlarca, yüzlerce sivili, kırık dökük hayatlarıyla, köksüz çalılar ve ağaç dalları gibi Asi nehrinin sahillerine atıyor. Kimileri gece yarısı sandallarla kimileri sabahın ilk ışıklarında derilerini dikenli tellerde yırtarak kendilerini komşu Türkiye’nin kollarına bırakıyor. Mültecilerin durumu hem ülkelerinin hem de Türkiye’nin bölgedeki geleceğine dair ipuçları veriyor.

Suriye sınırına sadece birkaç yüz metre uzaklıktaki Boynuyoğun Mülteci Kampı. Çamur rengi akan Asi nehrinin karşı yakasında Suriye köyleri görünüyor. Hani arada nehir olmasa, yürüyerek 15 dakikada gidilebilecek kadar yakın. Her gün çadırdan başını uzatıp vatanını görmek ama oraya gidememek taşıması ağır bir yük olsa gerek.

Kamp yaklaşık 2 bin Suriyeli’yi barındırıyor. Suriye’de son 10 aydır olan bitenin karakutusu olan 2 bin kişi. Türkiye onlara barınma, yiyecek, temel sağlık ihtiyaçları ve çocuklar için eğitim sağlıyor. En önemlisi ise güvende yaşıyorlar. Ölüm korkusu olmadan. Her şeyini geride bırakmış insanlar için bu imkanlar azımsanmayacak kadar önemli.

Tek göz odalı Kızılay çadırlarında yatıyor, kalkıyor, günde üç öğün kendilerine sunulan yemekleri yiyor, çocuklarını Arapça bilen Türk öğretmenlere teslim ediyorlar. Genç kızlar için biçki-dikiş kursları, bilgisayar imkanları da mevcut. Mülteciler fiziki koşullardan memnun görünüyor. Çadır kentte pek çok çadırın girişinde Türk bayrakları dalgalanıyor. Armasındaki ay yıldızdan dolayı Beşiktaş şapkaları ve eşofmanları revaçta.

Özellikle gençlerin aklı ülkelerinde. Yaptıkları resimler bu gerçeği ortaya çıkarıyor. Pek çoğu geride bıraktığı köyünün, kasabasının resimlerini yapmış. Kimileri ise gösterileri, protestoları, savaşı çizmiş beyaz kağıda. Ruba Hicazi 16 yaşında bir mülteci. Cisr Şugr kasabasından kaçıp gelmiş. Arkadaşları, akrabaları hala orada. İki aydır kendilerinden haber alamadığını söylüyor. “Çok güzel bir kasabamız vardı. Şimdi kimbilir ne halde” diye soruyor.

Genç Suriyeliler çadır okullarda Türkçe öğreniyor, burada bulundukları zamanı değerlendirmeye çalışıyor. Hepsinin umudu Beşar Esad rejiminin devrilmesi ve evlerine geri dönmelerini kolaylaştıracak ortamın sağlanması.

Çocuk her yerde çocuk. Küçükler ana sınıflarında oyunlar oynuyor, öğretmenler yaşadıkları travmanın izlerini silmeye çalışıyor. Mülteci kampında çekim yaparken sık sık önümü kesip poz veriyor ve “beni çek” diyorlar. Ama önümü kesen sadece çocuklar değil. 70 yaşlarında, iki büklüm olmuş bir kadın anlatmaya başlıyor, çocuklarının gözü önünde nasıl dövüldüğünü, nasıl kaçıp kurtulduklarını. Sözlerini gözyaşlarıyla bitiriyor ve Türkiye’ye minnettar olduğunu söylüyor. Suriyeli muhalifler Türkiye’nin çabalarından ve desteğinden memnun. Kampta adı “Erdoğan” olan bebekler var.

Genel olarak bölge halkı da komşu Suriye’deki durumdan, oradaki yakınlarının akıbetinden endişeli. Ancak daha fazla insanın gelebileceği ihtimali onları da düşündürüyor. Bu yükün altından kalkıp kalkamayacaklarını düşünüyorlar. Suriye’de olanlara kuşkuyla bakanların sayısı da az değil.

Hacıpaşa, sınırdaki merkezlerden biri. Bu kasaba önemli geçiş noktalarından. Kasaba halkı Suriye’deki durumun belirsizliğinden kaygılı. Köydeki bir genç, Euronews mikrofonuna Türkiye ile Suriye arasındaki yakınlaşmadan sonra pek çok yerlinin Arap ülkelerindeki işlerini bırakarak geri döndüğünü, burada çalışıp para kazanmayı hedeflediğini ancak bu ani krizin işlerini bozduğunu söylüyor: “Kriz başladıktan sonra Esad baraj kapaklarını açtı. Bütün bölge sular altında kaldı. Pamuğumuz, buğdayımız tarlada kaldı. Suların çekilip çekilmeyeceği belli değil. Bu sene ekim olacak mı olmayacak mı o da belli değil. Bizim köy sınır köyü. Biz kaçakçılıktan geçiniyoruz. Şimdi bu mülteci akınından dolayı jandarma hep burada. Herkesin gözü burada. Çalışamaz olduk.”

Yetkililer son günlerde gelen mültecilerin bir kısmının Hacıpaşa’daki düğün salonunda toplanmasını, insanların kayıtları yapıldıktan sonra buradan dağıtılmasını öngörmüş. Ancak kasaba halkı buna razı olmamış. Eski muhtar “gelenlerin kim olduğu belli değil. Bizim köy zaten kalabalık. Bir de bu insanlara bakamazdık” diyor. Suriye’den kaçanlara iyi gözle bakmayanlar da var. Bir köylü “madem büyük savaş var. Neden sadece 15 bin kişi gelmiş, kaç milyonluk ülkede?” diye soruyor.

Türkiye’nin ilişkileri bu denli sertleştirmesi ve Esad’la hiçbir aralık kapı bırakmaması bölge halkını ve bölge ticaretini zora sokmuş durumda. Süreç uzar ve Esad devrilmez ya da rejim değişikliği ertelenirse Antakya, Antep ve diğer çevre illerde ciddi ekonomik sıkıntıların başgösetereceği açık. İki ülke arasındaki yakınlaşmaya güvenerek sınırın öte yakasında şirket kuran, iş açanlar şimdi bin pişman. Geleceğe karamsar bakıyorlar. Bu nedenle herkes bir an önce rejimin devrilmesini ve Türkiye’nin yeniden Suriye ile ilişkilerinin düzelmesini bekliyor.

Gelenlerle ilgili bir başka eleştiri ise askerlerle ilgili. Direnişçiler, savaşçılar ölürken generaller niye Türkiye’ye sığınıyor? Neden askerlerin başında değil?” sorusu da dillerde. Türkiye’ye sığınan mülteciler arasında eski askerler, jandarmalar mevcut. Direnişin içinde olanlar, Türkiye’ye gelip gidenler çok fazla konuşmak istemiyor, isimlerini vermiyor, yüzlerini gizliyor. Suriye’deki yakınlarını tehlikeye atmaktan korkuyor.

Cilvegözü sınır kapısının yakınındaki Reyhanlı da önemli bir merkez. Buradaki mülteci kampına sürekli yeni gelenler var. İş makinaları Türkiye-Suriye sınırında onlarca kampta aktif. Yeni çadırların kurulması için alanlar açılıyor, düzeltmeler yapılıyor. Kablolar çekiliyor. Kilis’te, Urfa’da konteynır kentler kuruluyor. Türkiye 500 bin kişilik bir mülteci akınını karşılayabilmek için hazırlık yapıyor. Bu hazırlık ve 500 bin rakamının telaffuz edilmesi, müdahale söylentilerini de beraberinde getiriyor.
Mültecilerin anlattıkları, Suriye sınırına yansıyanlar ülkede Esad rejiminin giderek duruma hakim olduğunu gösteriyor. Şam’da bulunan Filistin Halk Kurtuluş Cephesi mensupları, Nisan sonuna doğru direnişin giderek zayıflayacağını tahmin ediyor. Ancak Şam’da patlayan bombalar, intihar saldırıları direnişin kolay kolay pes etmeyeceğini gösteriyor.

Suriye’de Esad karşıtı hareket birinci yılını doldurdu. Ne Arap dünyası ne de Batılı ülkeler Esad’ı devirmek için askeri bir müdahaleye girişmeye istekli görünüyor. İhalenin Türkiye’ye kalmasından endişe edenlerin sayısı az değil. Ancak Türkiye’nin hazırlıkları bir askeri harekattan çok askeri bir harekatın sonrasına yönelik.

Günler akıp giderken Suriyeli mülteciler her gün Asi nehrinin karşı kıyısındaki memleketlerine bakıp iç çekiyorlar. Hani Asi’nin tersine aktığı söylenir ya… Asi nehri yine tersine aksın, talihleri dönsün, sıkıntı, çile bitsin istiyorlar.

Rusya'dan Annan'ın planına şartlı destek

Rusya

Rusya'dan Annan'ın planına şartlı destek