Son Dakika

Okunan haber:

Devrimden 33 yıl sonra İran ve İslam- izlenim


İran

Devrimden 33 yıl sonra İran ve İslam- izlenim

Gazetecilerin adetidir. Bir ülkeye, bir bölgeye giderler; dönüşte gördüklerini, kendi yaşadıklarını yani “izlenimlerini” yazarlar. Aslında en güzel, en bilgilendirici ve okuması en keyifli olanlar da bu yazılardır. Ne var ki İran gibi kapalı bir toplumda ve baskıcı bir rejimde gazeteci olarak çalışmak zor. Çünkü gizlenen o kadar çok şey var ki. İzlenimleri biraz gizlenenlere yer vererek güçlendirmek gerek. Ve sanıyorum bu gizlenenler arasında en çarpıcı olan, düşünceler…

“Annem, babam, atalarım çok dindar insanlardı” diye giriyor söze 50 yaşlarındaki İranlı. “O zaman İslam Cumhuriyeti yok idi. Severek, isteyerek kılarlardı namazlarını” diye devam ediyor, o hoş, dolu dolu Azeri aksanıyla. “Ama uşağım hiç istemiyor, sevmiyor. Bu mu İslam Cumhuriyeti’nin başarısı?”

Çok temel bir soru aslında. İnsanlara refah, Şah’ın “baskılarına” karşı azatlık ve demokrasi vaad eden İran Devrimi görünüşe göre 33 yılını geride bırakırken hayal kırıklıklarını da ardında sürüklüyor. İslam’a dayalı bir yönetim kurmak üzere çıkan rejim, insanlara dayattığı kılık kıyafet, ilişki ve davranış biçimleriyle şeklen bunu başarmış görünse de insanların ruhlarında ve yüreklerinde derin yaralar açmış bulunuyor. Daha da kötüsü insanlar konuşmaktan çekiniyor, acılar bir sır perdesinin arkasına, halı altına süpürülüyor.

Tahran’da gençlik spor federasyonlarının, akademilerinin bulunduğu muhitteki Lale Park İran’a dair beyinlerimize kazınan önyargıları alt üst edecek nitelikte. Kızlar, erkekler birlikte voleybol oynuyorlar. Başlar türbanla yarım örtülü ama kollar dirseklere kadar sıvanmış. Rejimin “izin verdiğinin ötesinde bir neşe” hemen göze çarpıyor. Genç İranlılar sosyal arka planlarındaki medeniyeti, entelektüelliği; tavırlarıyla, konuşmalarıyla hemen dışa vuruyorlar. Gülistan Sarayı’nın bahçesinde sokak tiyatrosu oynayan gençlerin Avrupalı gençlerden ne farkı var? Peki ya onları izleyenlerin?

“Bu düzeni bu civanlar alaşağı edecektir” diyor bir başka İranlı. “Devrimciler yaşlanıyor değil mi?” diye soruyorum. “Hem o var hem de bunlar devrimden sonra doğdu. Baskı altında olmak istemiyorlar. Beş seneye kalmaz” diyor.

Aslında bu değişimin sinyalleri Arap Baharı denilen ayaklanmalardan çok önce İran’da cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen sonra alınmıştı. Reformcular sokaklara dökülmüş, Ahmedinecad’ın istifasını istemişti. Ama baskıcı rejim acımasız yüzünü göstermiş, ayaklanmalar şiddetle bastırılmıştı. Şimdi muhalefetin önderleri Musavi ve Kerrubi evlerinde “zindanda.” Değişim yanlıları şu an için restleşmeye girecek durumda değil. Kaybedecekleri değil kazanacakları zaman harekete geçecekler. Ama devrimin bu baskı ile uzun süre yaşaması zor.

Ekonomik durumu da unutmamak gerek. “Suriye, Lübnan, Filistin… Bu ülkelere hep biz bakıyoruz. Biz elektrik, su, doğal gaz faturalarını ödeyemezken, devlet bize yardım yapmak için çare arayacakken, kaynaklarımızı başka ülkeleri ayakta tutmaya, nükleer silah yapımına ayırıyorlar. Bunu kabul edemiyorum. İran çok büyük ve zengin bir ülke. Ama İran’ı yönetenler halkını değil kendi iktidarlarını ayakta tutmayı düşünüyorlar” diye konuşuyor, elbette ki adını burada vermeyeceğim İranlı: “Burada üretilen otomobili Rusya’ya 3 milyon riyale satıyorlar bize 15 milyon!”

Tahran’da sokaklarda başını örtmekten hoşlanmadığını hissettirecek şekilde giyinen İranlı kadınların sayısı az değil. Gönülsüzce kendilerine biçilen rolü, istenen kostümlere bürünerek oynuyorlar. Görünüşe göre şu an için rejimi ayakta tutan kırsaldaki ve güneydeki kentlerdeki muhafazakarlar.

Ama yozlaşmış bir rejimin uzun süre ayakta kalması zor. İran’da baskıcı rejim 33 senedir bunu başarmış durumda. Ancak dünyadaki teknolojik gelişmeler, internet, sosyal paylaşım siteleri, yeni nesil mobil telefonlar, İslam Cumhuriyeti’ni sıkıştırıyor. Bugün İran’da internet görünüşte var. Ama hızlı internetin yolunu bulan, dış dünyayla bağlantı kurabilen bilgisayarcı İranlıların sayısı az değil. Yeni nesiller, jenerasyon değişimi, teknoloji ve bölgedeki politik değişimleri kuşkusuz İran’ı da etkileyecek. Bu kesin. Bilinmeyen bu değişimin ne zaman ve nasıl olacağı.

Bora Bayraktar, Tahran