Son Dakika

Son Dakika

Suriye krizinde kritik dönemeç -analiz

Okunan haber:

Suriye krizinde kritik dönemeç -analiz

Metin boyutu Aa Aa

Suriye yönetimi, Ortadoğu’nun diplomasi labirentinde aleyhine gelişebilecek savaş olasılıklarını yok etmeye, bir anlamda izlerini kaybettirmeye çalışıyor. Annan Planı için Batı’nın verdiği mühlet dolarken Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim’in Moskova’dan yaptığı “ordu şehirlerden çekilmeye başladı” mesajı Şam yönetiminin zaman kazanmak için attığı son adım. Peki ama bu adım Suriye rejimini kurtarmaya yetecek mi? Mesele bir askeri müdahaleye sürüklenebilecek mi? Bugünden bunların cevabını vermek zor. Ancak şu söylenebilir: Suriye krizinde kritik bir dönemeçten geçiliyor ve savrulmamak için bu keskin viraja yavaş girmek gerekiyor.

Bir yanda Esad rejiminin meşruiyetini kaybettiğini savunan komşu Türkiye, ABD, Batılı ülkeler ve Katar ile Suudi Arabistan gibi Sünni Arap ülkeleri diğer yanda Rusya, Çin, İran ve Suriye’deki iktidar. Dünya Ortadoğu’da kilit öneme sahip Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olmak üzere ikiye bölünmüş durumda. İki taraf da Esad rejiminin akıbeti konusunda net fikirlere sahip ancak Batılı ülkeler söylemleri dışında Suriye’nin müttefikleri kadar kararlı görünmüyor.

Gelinen tabloda, Şam’ın ve müttefiklerinin stratejisi zamana oynamak, muhalefeti bastırmak ve bir iç ayaklanmayı Esad’ın devrilmesi için güçlü bir seçenek olmaktan çıkarmak olarak görünüyor. Annan Planı’nın 10 Nisan’a kadar verdiği süre bu amaç için kullanıldı, Suriye yönetimi pek çok kentteki direnişi kırdı ve zayıflattı. Ama tamamen bitiremedi. Bu süreçte, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’daki en önemli ve belki de son müttefikini kaybetmek istemeyen Rusya, Esad rejimini Birleşmiş Milletler de İran ise komşuları nezdinde koruma altına aldı. Şu an için krizde en önemli değer olan zaman Suriye yönetiminin lehine işledi.

Karşıt cephe ise bu süreci durdurmak için çaba harcıyor. “Türkiye’nin bekleyecek zamanı yok” diyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu uluslararası bir uzlaşma zemini oluşturabilmek için çaba harcıyor. Çünkü Suriye’deki gelişmelerden en çok etkilenen ülkelerden biri olan Türkiye Arap isyanlarından sonra yaşadığı kısa tereddütün ardından “rejimlerle değil halklarla” yan yana olma kararı aldı. Baas rejiminin uzun ömürlü olmayacağını görerek Esad sonrasına yatırım yapmayı stratejik hedef olarak belirledi. Bölgede giderek artan mezhep politikaları, İran liderliğinde bir Şii ekseni oluşması, Irak’ta Maliki yönetiminin bu çizgiye gelmesi ve Türkiye’nin bir Şii kuşak ile adeta bölge ile arasına set çekilmesi de aslında Ankara için fazla bir seçenek de bırakmamıştı. Ankara’nın son 10 yıldır iyi ilişkiler kurduğu, Ortadoğu’da Avrupa Birliği benzeri bir yapı oluşturmak için yakınlaştığı Suriye ile ters düşmesi kaçınılmaz oldu.

Türkiye’nin Suriye karşıtı yeni çizgisi, Ankara’yı ABD ve diğer Batılı ülkelerle aynı çizgiye çekti. Bu da İran ve Rusya ile ilişkilerde gerilime yol açtı. Suriye krizi, İran ve Türkiye ilişkileri için “moment of truth” yani nihai karar anı getirdi. Başbakanın son İran gezisinde anlaşmazlıklar su yüzüne çıktı. Birbirlerine diş geçiremeyen iki ülke hükümetleri birbirlerini iç politikadan vurmaya çalıştı. Türk hükümeti Tahran’dan doğal gaz zammı ile dönerken ardında İran’daki gergin iç çekişmeleri alevlendiren sözler bıraktı.

Atlantik ötesi ise şu an için konuyu zamana bırakmış durumda. Amerikan yönetiminin Baas rejimine olan muhalefeti krizin öncesine dayanıyor. Irak Savaşı’ndan bu yana Esad rejimini kuşatma altında tutan Washington, bu krizde ise askeri müdahale konusunda pek istekli görünmüyor. Çünkü Suriye’de askeri ya da diplomatik adımlar, “Mission Impossible” serilerinde gördüğümüz lazer ışınlarıyla korunan bir kasaya girmeye benziyor. Çok değişkenli ve çok riskli bu adım, Irak’tan çekilme vaad eden ve seçime hazırlanan bir başkan adayının atabileceği bir adım değil. ABD’den kaynaklı bu isteksizlik bir anlamda Esad’ın zaman kazanma çabalarıyla örtüşüyor.

Tam da bu nedenle gerilim ve mücadele Suriye muhalefeti üzerinden yürütülüyor. Suriye kanadının Annan Planı ile yakaladığı avantajı İstanbul’daki Suriye Halkı’nın Dostları toplantısıyla karşılayan ve 10 Nisan mühletiyle sınırlama getiren karşıt cephe baskıyı arttırmak için çaba harcıyor. Suriye muhalefetinin ne kadar güçlendirileceği ve ayakta kalabileceği Esad rejiminin en azından bu yıl sonuna kadar geleceği açısından kilit önem taşıyor.

Şu anda gelinen kilitlenmenin açılması için güç dengelerinde değişiklik, açık söylemek gerekirse Amerikan ya da uluslararası askeri gücün devreye girmesine bağlı. Bunun da Amerika’daki başkanlık seçimlerinden önce olması imkansız değil ama zor görünüyor. Dolayısıyla bu keskin viraja kontrollü girmekte yarar görünüyor.