Son Dakika

Okunan haber:

Fransız aşırı sağının engellenemeyen yükselişi


Fransa

Fransız aşırı sağının engellenemeyen yükselişi

Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’nin ilk turunda her beş Fransız’dan biri ona oy verdi. Fransız aşırı sağının yeni lideri Marine Le Pen ikinci tura kalamasa da tarihi bir başarıya imza attı. Bu başarı seçimlerin ikinci turunda liderin anahtar bir rol elde etmesini sağladı. Babasından devraldığı partiyi ise daha da yukarıya taşıyarak kendini kanıtlamış oldu. Politikacı seçmen kitlesini tüm kampanya boyunca genişletmeyi başardı. Le Pen yakaladığı başarının protesto oylarından kaynaklanmadığında ısrarlı:

“Sayın Sarkozy bunun bir kriz ve ıstırap oyu olduğunu söylüyor. Oysa bu bir birleşme oyu. Marine Le Pen’e oy veren seçmenler ne istemediklerini ve neyi kesin olarak istediklerini çok net biliyor. “

Bununla birlikte Nicolas Sarkozy’nin lideri olduğu Halk Hareketi Partisi (UMP), oylarında 2007’ye oranla 2 milyonluk bir düşüş yaşadı. Bu seçmen kitlesinin solcu partilerden çok sağa kaydığı tahmin ediliyor:

“Onlar bizim seçmenlerimizdi. Bunun nedeni ne olursa olsun onları kaybettik. Bu yüzden onları tekrar kazanmak zorundayız. Onları Nicolas Sarkozy’nin etrafında toplamak için ittifak kurmak yerine, bir söylem ve bir metod kullanmalıyız.”

Fakat bunu gerçekleştirmek söylendiği kadar kolay değil. Ulusal Cephe’nin oyları özellikle kırsal bölgelerde hızla arttı. Bu yükselişte, artan işsizlik ve göç sorunu büyük rol oynadı. Güvenlik sorunu ise en önemli konulardan biri haline geldi. Ülkenin güney doğusundaki bu köyde Le Pen’in oy oranı yüzde 35’e ulaştı. Oylarını ilk defa aşırı sağa veren bu seçmenler fikirlerini değiştirmekte pek de istekli değil:

“Laiklik ve ekonomi gibi konulara 5 yıldır bir çözüm bulunmasını bekliyoruz. Şu ana kadar hiçbir şey yapılmadı. Bu yüzden neden oyumu farklı birine vereyim ki?”

Fakat bu seçimlerde Le Pen kendine işçi oylarını da çekmeyi başardı. İşçilerin yüzde 35’i aşırı sağcı adaya oy verdi. Solcu seçmen 1990’dan beri seslerini solcu hükümetlere duyuramadığı kanısında.

“İşçi sınıfının mı sağa kaydığını yoksa sağ kanat ile sol kanadın mı işçi sınıfına yaklaştığını kendimize sorabiliriz. Ekonomik ve sosyal alandaki bazı istekler ve çalışma hukukunda beklenen garantiler 30-40 yıl önce solun temelini oluşturuyordu. Oysa bugün Avrupa ve uluslararası konular önündeki engellerin endişeli sağcılardan kaynaklandığı düşünülüyor.

Endişeli fakat tüm komplekslerinden kurtulmuş bir aşırı sağ açık sözlü bir liderin önderliğinde hızla yükseliyor:

“Onlara neden Marine Le Pen’e oy verdiklerini sorduğumuzda onun en azından sorunların adını koymaya cesaret ettiğini söylüyorlar. Yani bir sorunu kendi hayatlarına denk gelen kelimelerle tanımlayabiliyor.”