Son Dakika

Yeni cumhurbaşkanı Fransa dış politikasında değişikliğe gider mi?

Okunan haber:

Yeni cumhurbaşkanı Fransa dış politikasında değişikliğe gider mi?

Metin boyutu Aa Aa

François Hollande’ın iktidara gelişi Fransa’yı siyasi bir değişimin içine soktu. Peki bu değişim diplomatik alanda da yaşanabilir mi?

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin veto hakkına sahip daimi üyesi Fransa, aynı zamanda da Kuzey Atlantik Paktı Organizasyonu’nun bir üyesi. Yani Paris uluslararası arenanın önemli aktörlerinden biri. Uluslararası konular ise Fransa Cumhurbaşkanı’nın doğrudan yetkileri arasında.

Sosyalist François Hollande’ın zaferi ile 17 yıldır sağcıların elinde bulunan iktidar el değiştirdi. Yeni cumhurbaşkanını ise uluslararası konularda yoğun günler bekliyor. 17 ve 18 Mayıs’ta Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) düzenlenecek G8 toplantısını Chicago’daki Kuzey Atlantik Paktı Örgütü (NATO) zirvesi takip edecek.

Fabien Farge, euronews:
“Fransa’nın başlıca ortakları Moskova ve Washington nasıl bir pozisyon takınacak? Bu konuyu görüşmek için Paris’e uzanıyoruz. Konuklarımız ABD uzmanı ve politolog Nicole Bacharan ve Rus Haber Kanalı NTV Paris temsilcisi Vadim Glusker…

Hoşgeldiniz.

Sayın Bacharan, François Hollande’ın bu zaferi ABD’de nasıl karşılandı?”

Nicole Bacharan :
“Biraz endişe ile karşılandı. Normal bir Amerikalıyı Fransız seçimleri pek ilgilendirmiyor. Ama tabii ki hükümet ile Demokrat ve Cumhuriyetçi politikacılar konuyu çok yakından takip ediyor. Euro Bölgesi’ndeki krizi ağırlaştırabilecek her şeye çok dikkatli yaklaşıyorlar. ABD’nin Euro Bölgesi’ne ve Çin’e, bizim onlara olduğu kadar ihtiyacı var. Ve bu yüzden de bir nevi endişe söz konusu.”

euronews :
“Peki Rusya’da da aynı bakış açısı mı hakim Vadim Glusker?

Vadim Glusker:
“Elysee’de yeni, bilinmeyen bir isime alışılması gerekli. Ama ben ilişkilerin çok değişeceğini sanmıyorum. Çünkü hem Fransa, hem de Rusya için ticaret her şeyin önünde bulunuyor. Politikalar bile ekonomik çıkarlara göre şekillenebiliyor.”

euronews :
“Nicole Bacharan, 2012, Fransa, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri için bir seçim yılı. Seçimler bu üçlü için neleri değiştirebilir?”

Nicole Bacharan :
“Bence ilk olarak Fransız seçimleri bize, Euro Bölgesi’nde görev süresini tamamlayan hiçbir başbakanın ya da başkanın yeniden seçilemediğini gösterdi. Barack Obama da bunu takip ediyor ve seçim kampanyası için dersler çıkarıyordur. İnsanlar durumdan memnun değil. İkinci olarak yine Euro Bölgesi’nde gördüğümüz bir başka şey aşırı kanatların, örneğin Fransa’da aşırı solun özellikle de aşırı sağın yükselişi. Maalesef uluslararası anlamda çok kuvvetli bir hareketlenme söz konusu. ABD’de de böyle bir aşırı sağ var. Bence kuralları pek bilinmeyen bir oyunun içinde istikrarsız bir dünyaya ve Amerika ile Rusya arasında bulunan, zorluklarla boğuşan bir Avrupa’ya doğru gidiyoruz.”

euronews :
“Washington, Sarkozy dönemine oranla büyük değişiklikler olabileceğini düşünüyor mu?”

Nicole Bacharan :
“Jeostratejik alanda gerçekten sanmıyorum. NATO zirvesi ile bir test yapılmış olacak. François Hollande, kampanyası boyunca ülkesinin NATO’da aktif bir rol almasını onaylamadığını belirtti. En büyük olasılık hiçbir şeyin değişmemesi. Çünkü her seçimde ülkenin NATO’dan çıkması ya da yeniden girmesi mümkün değil.”

euronews:
“Suriye konusunda Paris-Washington ikilisinin karşısında Moskova’nın bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu ne yönde gelişebilir?”

Nicole Bacharan:
“Suriye’ye yaptırım kararının alınması konusunda Rusya ve Çin üzerinde François Hollande’ın daha etkili olabileceği ihtimali bana pek mümkün görünmüyor. Sizin de dediğiniz gibi özellikle ekonomik gidişat yüzünden Nicolas Sarkozy’nin bazı seçmen kitlesi tarafından cezalandırıldığı doğru. Ama uluslararası dosyalar hakkında verdiği mücadeleyi kimse eleştiremez. Bu yüzden de Birleşmiş Milletler’deki görüşmelerde Cumhurbaşkanı Hollande’ın Suriye’yi cezalandırmak istemeyen Rusya ve Çin karşısında daha etkili olacağını düşünmüyorum.”

euronews :
“Vadim Glusker, bu yorumu siz de paylaşıyor musunuz?”

Vadim Glusker :
“Bir şeyi unutmamak lazım: Sayın Sarkozy’nin uluslararası politikayı tek başına yürüttüğü. Bu çok önemli. Tabii ki onun da danışmanları vardı ama kararları hep tek başına alıyordu. Örneğin Libya hakkında tek başına karar verdi. Hollande’ın stratejileri ve yöntemleri tamamıyla farklı. Burada kollektif bir düşünce tarzı söz konusu.”