Son Dakika

Okunan haber:

Suriye’nin iki yüzü - Bora Bayraktar'ın Şam izlenimleri


Suriye

Suriye’nin iki yüzü - Bora Bayraktar'ın Şam izlenimleri

Herşeye rağmen, insanlık tarihinin en eski kentlerinden biri olan Şam, hareketli, koşuşturmacalı, nefes alan bir kent. Herşeye rağmen… Siyasi belirsizlik, güvenlik sorunları, patlayan bombalar elbette etkiliyor insanları. Ama onların hayattan zevk almalarını engelleyecek kadar değil. Şam’ın El Kazaz bölgesinde onlarca kişinin canına mal olan ve terör kokan saldırı bile Suriye’nin kadim başkentindeki hızlı akışı ancak kısa bir süre için durdurabildi.

Ortadoğu tarihinin bu sisli döneminde Şam’da olmak heyecan verici kuşkusuz. Bir buçuk yıldır kimine göre iç savaş kimine göre bir “devrim“in yaşandığı ülkede aslında ne olup bittiğini birinci elden görme şansını hiçbir gazeteci kaçırmak istemez herhalde. Ekranlardan, gazete manşetlerinden, sosyal paylamış sitelerinden akan bilgilerin ne kadarının doğru ne kadarının abartı olduğunu görmek, kendi gerçeğimizi bulmak için, şiddet ve tehdit dolu açıklamaların verdiği tedirginlikle iniyoruz Şam’a.

Uçak, bölgenin ikliminden mi yoksa esen savaş rüzgarlarının etkisinden mi bilinmez, sert iniş yapıyor Şam Havaalanı’na. İlk dikkat çeken pistin ve havaalanının tenhalığı. Uluslararası yaptırımların en net göstergesi de bu; yani uçuşların azalması.

Suriyeliler yabancılara karşı güler yüzlü. Ancak nezaket gülümsemelerinin Türk olduğumuzu öğrendiklerinde yüzlerinde bir an için donması gözümüzden kaçmıyor. Suriyeliler Türk hükümetinin sert tutumuna olan tepkilerini Türk vatandaşlarına yansıtmamaya çalışıyorlar, bu da bir gerçek.

Suriye’de geçen yılın Ocak ayında başlayan rejim karşıtı hareketlerin Şam’da hayata nüfuz ettiğini söylemek zor. Sokaklar, herhangi bir Arap şehri gibi canlı, dolu ve hareketli. Son 15 yılda Kudüs, Tel Aviv, Kabil, Kerkük, Mitroviça, Kalkandelen(Tetova), Gazze, Ramallah, İslamabad gibi çok sayıda savaş, çatışma, iç savaş ve gerginlik yaşayan kentlerde bulunmuş bir gazeteci olarak ifade etmem gerekirse, gerilim açısından Şam bugün itibarıyla, bunların tamamından gerisindedir.

Kuşkusuz, intihar saldırılarına hedef olan hükümet ve güvenlik binalarının giriş kapılarında çok sayıda güvenlik görevlisi, yeni inşa edilen bariyerler ve yükselen duvarlar, Suriye’nin başkentinde olağanüstü günler yaşandığının işareti. Ama insanların geneline yansıyan bir endişe, sokağa çıkmaktan alıkoyan bir güvenlik korkusu yok. Öğrenciler okullarında, üniversiteler hareketli, çarşı pazar kalabalık, trafik işlek.

Başkentteki görünüm, belli noktaları hedef alan, küçük gruplar halinde faaliyet gösteren, zaman zaman ortaya çıkan, yeraltında kalan silahlı grupların var olduğu, yönetimin ise şu an için durumu kontrol altında tutabildiği şeklinde. Suriye Enformasyon Bakanı Dr. Adnan Hasan Mahmud’a göre başkentteki saldırıların ardında El Kaide gibi örgütler var.

Şam sokaklarının genelinde de benzer düşünceler hakim. Hamidiye Çarşısı yakınlarındaki bir kahvehanede oturan Suriyelilerle hem çay içiyor hem sohbet ediyoruz. 40’lı yaşlarındaki bir Suriyeli “Uluslararası toplum, Araplar ve diğer ülkeler bizi gerçekten düşünüyorlarsa, dışarıdan müdahale etmeye çalışmayı bırakmalılar. Biz kendi sorunlarımızı çözebiliriz. Muhalefetimizi kanunlar çerçevesinde yapmalıyız. Silahlı mücadele doğru bir yöntem değildir” diyor.

Şam geceleri hareketli. Gençler, aileler, dostlar gece geç saatlere kadar restoranlarda, kafelerde oturuyor, sohbet ediyor, eğleniyor. Örneğin Hristiyan mahallesi Bab Tuma’da gece 12:00’ye kadar işyerlerinin ışıkları sönmüyor. Kızlı erkekli gençler gruplar halinde dolaşıyor, sohbet ediyor. Yüzlerinde bir korku bir endişe görünmüyor. Manzara Türkiye’deki sayfiye yerlerinin gecelerini hatırlatıyor.

Ama bir de madalyonun diğer yüzü var. 10 Mayıs Perşembe sabahı bir güvenlik binasının yakınlarında 60’a yakın insanın canına mal olan patlamalar gibi.

Şam Havaalanı yolunda meydana gelen patlamanın hemen sonrası bu gerçekle yüzleşmek üzere El Kazaz’dayız. Dört buçuk metre derinliğinde açılan krater hem patlamanın yerini, saldırının hedefini, kevgire dönmüş yanık araç parçaları ise amacını ortaya koyuyor. Saldırı profesyonel işi. O kadar patlayıcıyı bulmak, hedefi gözlemek ve parça tesirli bombanın insan kaybını arttırarak büyük ses getirmesini sağlamak… Bu hedef ve yöntemler artık konunun uzmanı olmayanların bile tahmin yapmasını sağlayacak veriler.

Saldırı sırasında Suriyeliler ekran başında olan biteni izlerken Şam’da hayat akışını aynen sürdürüyor. Sadece saldırının olduğu noktaya giden yollar kesilmiş durumda. Olay yerinde toplananlar Suriye rejiminin devrilmesini isteyen ülkeler aleyhinde sloganlar atıyor. Suriye halkının öfkesinde yine de bir olgunluk seziyorum. Aralarında kadın ve çocukların olduğu onca ölünün ardından kendilerini kaybetmemeleri, aralarının açık olduğu Türkiye’den gelen gazetecilere karşı zincirlerinden boşalmamaları, acıları kadar saygıya değer.

Olay sonrası Şam’da sokaklara, caddelere bakıyorum. Bazı evlere ateş düşmesinin ötesinde bir değişiklik yok. Şam canlı, hayat akıyor. Gün boyunca kent içinde güvenlik noktaları yok. Sadece hükümet binaları önünde yükselen duvarlar var. Suriye’de yükselen duvar sadece bunlar değil. Uluslararası toplumun dayatmacı tavrı da giderek Suriye halkının ve rejiminin bir bölümü ile dünyanın geri kalanı arasındaki duvarları da yükseltiyor.

Fotoğraflar: Bora Bayraktar