Son Dakika

Okunan haber:

Gayrimenkul zengini oldular


Belçika

Gayrimenkul zengini oldular

Genellikle inşaat işlerinde çalışan Brüksel’deki Emirdağlılar gayrimenkul zengini olmuş durumdalar. “Çocuklarıma da birer daire alayım” diye çalışıp didinen babalar çoğu zaman bu amacına ulaşmış.

Divan Pastahanesi işletmecisi Vehbi San, sistemin başarısına dikkat çekerken, Türk asıllı Belçikalıların bulunduğu nokta konusunda oldukça karamsar: “Nüfus ile ortaya çıkan başarıyı kıyasladığımız zaman birbiri ile örtüşmüyor. Gayrimenkul zengini olanlar çok, ancak hırsla zengin olmuşlar. Bu, sistemin başarısı. Avrupa’daki hayat standardının yüksek olması insanların buradaki hayat standardlarını yükseltti.” diyor. Murat Çelik ise konuyla ilgili: “Gayrimenkul alan anne babalar, kredi ödeyeceğim, işlemleri takip edeceğim diye çocuklarına vakit ayıramıyor. Bunun da bir sınırı olmalı.” diyor.

Pideci Metin lakaplı Metin Edeer ise baba mesleğini Brüksel’de sürdürüyor. Restoran işletmeciliği işini çok seven ve işini itina ile yapan Edeer 1980’li yıllarda Schaerbeek’te ilk pideci dükkanını açanlar arasında. İlkokul mezunu olmasına rağmen çok kitap okuduğunu söyleyen Edeer, çocuklarının okuması için elinden geleni yapıyor. Edeer uyum ve entegrasyon sorununun bir sebebinin de Türk asıllı Belçikalıları tembelliğe sürükleyen işsizlik maaşı olduğunu, kimilerinin bu gelirden 30 yıl boyunca çalışmadan faydalandığını, ardından da emekli olduğunu söylüyor.

Brüksel’de Türk asıllı Belçikalılar hayatının büyük bölümünü Brüksel’in Schaerbeek ve Saint-Josse bölgelerinde yaşayarak geçirdi. 50 metre karelik evlerde aileler en az iki veya üç çocuk büyüttüler, tuvaleti banyosu olmayan yerlerde kaldılar. Birinci kuşak para biriktirmek, çocuklarına iyi bir gelecek sunmak için canını dişine taktı. Türkler 50 yıl sonra artık yavaş yavaş Brüksel’in ferah mahallelerine taşınırken, eski Türk mahallelerine Bulgaristan, Romanya gibi Doğu Avrupa ülkelerinden gelen yeni göçmen gruplar yerleşiyor.

Özdemir 50 yılda çok şey değişti

Birçok Türk asıllı Belçikalının seçilmesi ile siyaset, Belçika’daki Türklerin ilgi ile izlediği bir alan haline geldi. Halk arasında siyasetten söz açılınca akla gelen ilk isimler arasında Brüksel Hükümeti Devlet Bakanı Emir Kır ve Brüksel Bölge Milletvekili Mahinur Özdemir geliyor.

Yılların tecrübesi ve başarılı çalışmaları ile hem Türklerin hem Belçikalıların kalbinde taht kuran Emir Kır kendisinden sonra aynı yolu izleyen siyasetçilere örnek oldu. Kendini çok kültürlü biri olarak tanımlayan Emir Kır da başarısını ailesinin kendisine verdiği eğitime bağlıyor: ‘‘Aile çok önemli. Babam benim için modeldi. Belçikalılarda siyasetten konuşmak tabudur, biz farklıydık. Babam hep, sadece baba veya eş olamayacağımızı, toplumda da sorumluluk sahibi olmamız gerektiğini söylerdi. Siyasete atılmam, sorumluluk sahibi olmamın zamanı geldiği anlamına geliyordu. Olaylar kendiliğinden gelişti.’‘
Emir Kır’ın babası da tıpkı diğer göçmenler gibi madenlerde çalıştı. 9 yaşına kadar Belçika’nın Charleroi kentinde büyüyen Emir Kır, daha sonra Brüksel’e taşındı. Dernekçilik hayatı kişiliğini geliştirmesini ve potansiyelini ortaya koymasını sağladı.
Dünyanın dört bir tarafından gelen insanların bir arada buluştuğu başkent Brüksel, çok kültürlülüğün simgesi haline geldi. Bu hoşgörü sisteminin getirdiği avantajlar ile Avrupa Birliği’nin ilk ve tek başörtülü Brüksel Bölge Milletvekili Emirdağ kökenli Mahinur Özdemir, Türk toplumunun siyasetçilerden yetki ve görev alanlarının çok ötesinde beklentilere girdiklerini söylüyor. Özdemir: “Siyasiler olarak yetki ve görev alanlarımızı belki de yeterince net olarak açıklayamıyoruz. Manavdan et istemeye gitmiyoruz ama siyasetçileri her sorunun çözümünden sorumlu tutabiliyoruz. Bunun en büyük nedeni umut tacirliği yapan, söylemler üreten bazı siyasetçiler”. Belçika’nın özgürlükler ülkesi olduğunu söyleyen Özdemir, başörtüsünden dolayı zaman zaman hedef alındığını ancak bunun çalışma alanıyla ilgili olmadığının altını çiziyor. Özdemir, 50 yıl içinde Belçika’daki Türk toplumunun inanılmaz başarılara imza attığını belirtiyor.

Metin Edeer, altyapısı olmayan, bazen dil bilmeyen insanların politikaya soyunduğunu, bunun da halka bir faydası olmadığını belirtiyor. Yıllardır yaşadığı sıkıntıları dile getiren Edeer, seçilenlerin yeterince aktif olmadığını, Türk mahallelerini kendi haline bıraktıklarını söylüyor. Edeer örnek olarak mahallelerdeki emniyet ve park sorununu gösteriyor. Birçok şikayet olmasına rağmen belediyenin sorunlara çare bulamadığının altını çiziyor.

Yıllardır siyasetçileri yakından takip eden Murat Çelik derin çalışmalar yapmayarak, sadece “görsünler, desinler” diye hareket eden siyasetçileri şiddetle kınıyor. Çelik seçilen insanların kendi becerileri, tecrübeleri veya birikimleri ile değil tanıdıklarının oyları ile seçildiklerini söylüyor. Çelik “ Siyasetçiler şu ana kadar neyi başardı?” sorusunu sormadan da geçemiyor.

Bir sonraki bölüm: Brüksel’de Türk derneklerinde patlama yaşanıyor

Gülsüm Alan / Brüksel

Gülsüm Alan’ı Twitter’da takip etmek için tıklayın